Tüp bebek tedavisine başlamayı düşünen kişilerin en sık merak ettiği konuların başında kullanılacak ilaçlar gelir. Reçetede birden fazla iğne ve hormon adı bulunması, ilaçların farklı saatlerde uygulanması ve dozların tedavi sırasında değişebilmesi başlangıçta karmaşık görünebilir. Oysa tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlar, tedavinin belirli bir aşamasını kontrol etmek amacıyla planlanır.
Bazı ilaçlar yumurtalıklardaki foliküllerin büyümesini desteklerken bazıları yumurtaların zamanından önce çatlamasını önler. Foliküller yeterli olgunluğa ulaştığında farklı bir ilaçla son olgunlaşma sağlanır. Yumurta toplama işleminden sonra ise rahim iç tabakasını desteklemek amacıyla çoğunlukla progesteron içeren ilaçlardan yararlanılır.
Her hastanın tedavi planı aynı değildir. Yaş, yumurtalık rezervi, vücut kitle indeksi, ultrason bulguları, önceki tedavilere verilen yanıt ve bazı hormonal değerler ilaç seçimini ve başlangıç dozunu etkileyebilir. Bu nedenle başka bir hastaya verilen ilaçların veya dozların karşılaştırılması çoğu zaman doğru bir değerlendirme sağlamaz.
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İlaçların dozu, başlama ve bırakma zamanı, uygulama yolu ve tedavi süresi yalnızca hastayı değerlendiren hekim tarafından belirlenmelidir.
Doğal bir adet döngüsünde çoğunlukla tek bir folikül gelişerek yumurtlamaya hazırlanır. Tüp bebek tedavisinde ise laboratuvar aşamasında değerlendirilebilecek birden fazla yumurta elde edebilmek amacıyla yumurtalıklar kontrollü şekilde uyarılır. Bununla birlikte amaç mümkün olduğunca fazla yumurta elde etmek değil, güvenli ve dengeli bir yumurtalık yanıtı oluşturmaktır.
Yumurtalıkların kontrollü uyarılması sırasında farklı görevleri bulunan ilaç grupları birlikte kullanılabilir. Tedavi genel olarak folikül gelişiminin desteklenmesi, erken yumurtlamanın engellenmesi, yumurtaların son olgunlaşmasının sağlanması ve luteal fazın desteklenmesi aşamalarından oluşur. ESHRE’nin güncel yumurtalık uyarımı kılavuzu da tedaviyi hipofiz baskılanması, gonadotropin uygulaması, izlem, son yumurta olgunlaşmasının tetiklenmesi ve luteal destek başlıkları altında ele almaktadır.
İlaçlar şu amaçlarla kullanılabilir:
Tedavinin bütün aşamalarında aynı ilaç kullanılmaz. Reçetedeki ilaçların bir kısmı tedavinin ilk günlerinde, bir kısmı foliküller belirli bir büyüklüğe ulaştığında, bir kısmı ise yumurta toplama işleminden sonra başlanmak üzere planlanabilir.
Tüp bebek ilaçlarının kullanım sırası, seçilen protokole göre değişebilir. Sıklıkla karşılaşılan aşamalar aşağıdaki şekilde özetlenebilir:
| Tedavi aşaması | Kullanılabilecek ilaç grubu | Temel amaç |
|---|---|---|
| Döngünün hazırlanması | Doğum kontrol hapları, östrojen veya progesteron içeren ilaçlar | Folikülleri senkronize etmek veya tedavi zamanlamasını düzenlemek |
| Yumurtalıkların uyarılması | FSH, hMG veya FSH-LH içeren gonadotropinler | Birden fazla folikülün büyümesini desteklemek |
| Erken yumurtlamanın önlenmesi | GnRH antagonistleri, GnRH agonistleri veya belirli protokollerde progesteron | Erken LH yükselmesini ve yumurtlamayı engellemek |
| Son yumurta olgunlaşması | hCG veya GnRH agonisti | Yumurtaların son olgunlaşma sürecini başlatmak |
| Yumurta toplama sonrası dönem | Progesteron, bazı hastalarda östrojen | Rahim iç tabakasını ve luteal fazı desteklemek |
| Özel risk durumları | Cabergolin veya hekim tarafından seçilen diğer ilaçlar | OHSS riskini azaltmaya yönelik destek sağlamak |
Bu tablo genel bir çerçeve sunar. Her hasta bütün ilaç gruplarını kullanmayabilir. Bazı ilaçlar yalnızca belirli protokollerde veya belirli tıbbi gereklilikler bulunduğunda reçete edilir.
Yumurtalık uyarımına başlamadan önce bazı hastalarda adet döngüsünün hazırlanması gerekebilir. Bu amaçla doğum kontrol hapları, östrojen veya progesteron içeren ilaçlar kullanılabilir. Ancak bu uygulama her tüp bebek tedavisinin zorunlu bir parçası değildir.
Doğum kontrol hapları, bazı protokollerde foliküllerin gelişimini senkronize etmek veya tedavi takvimini düzenlemek amacıyla verilebilir. Bu ilaçların kullanılması, hastanın doğal yollarla gebelikten korunması gerektiği anlamına gelmez; burada amaç çoğunlukla tedavi zamanlamasının kontrol edilmesidir.
ESHRE hasta bilgilendirme dokümanına göre doğum kontrol hapları tedavinin planlanmasını ve folikül gelişiminin zamanlamasını kolaylaştırabilir. Bununla birlikte bu uygulamanın tek başına gebelik olasılığını artırdığı söylenemez.
Doğum kontrol haplarına bağlı olarak lekelenme, baş ağrısı, bulantı, meme hassasiyeti veya duygu durum değişiklikleri görülebilir. Hastanın pıhtılaşma öyküsü, migreni, sigara kullanımı ve eşlik eden hastalıkları ilaç başlanmadan önce değerlendirilmelidir.
Östrojen, bazı protokollerde foliküllerin daha eş zamanlı gelişmesini desteklemek, rahim iç tabakasını hazırlamak veya dondurulmuş embriyo transferi döngüsünü planlamak amacıyla kullanılabilir. Tablet, bant veya farklı farmasötik formlarda reçete edilebilir.
Östrojen kullanımında baş ağrısı, bulantı, meme hassasiyeti, şişkinlik veya lekelenme gibi yakınmalar oluşabilir. İlacın kullanım yolu ve dozu kişisel risk faktörlerine göre belirlenmelidir.
Progesteron içeren ilaçlar bazı hastalarda adet zamanlamasını düzenlemek veya yumurtalık uyarımı öncesinde döngüyü hazırlamak için kullanılabilir. Bu kullanım, yumurta toplama sonrasında verilen luteal faz desteğinden farklı bir amaç taşır.
Hangi ön hazırlık yönteminin seçileceği yumurtalık rezervine, adet düzenine, planlanan protokole ve tedavi takvimine göre değişebilir. Bazı hastalarda herhangi bir ön hazırlık ilacı kullanılmadan doğrudan yumurtalık uyarımına başlanabilir.
Tüp bebek tedavisinin temel aşamalarından biri kontrollü yumurtalık uyarımıdır. Bu aşamada kullanılan ilaçlar genel olarak gonadotropinler olarak adlandırılır. Gonadotropinler, yumurtalıklardaki foliküllerin büyümesini ve içlerindeki yumurtaların gelişmesini destekler.
FSH, “folikül uyarıcı hormon” ifadesinin kısaltmasıdır. Vücutta hipofiz bezinden salgılanan bu hormon, adet döngüsünün ilk bölümünde folikül gelişimini destekler. Tüp bebek tedavisinde kullanılan FSH iğneleri, birden fazla folikülün aynı dönemde büyümesini sağlamak amacıyla uygulanır.
FSH içeren ilaçlar çoğunlukla cilt altına yapılan enjeksiyon şeklindedir. Hazır kalem, kullanıma hazır enjektör veya sulandırılması gereken flakon biçiminde olabilir. Uygulama şekli ürünün özelliklerine göre değiştiğinden ilk dozdan önce sağlık ekibinden uygulamalı eğitim alınması önemlidir.
Güncel ESHRE hasta bilgilendirme dokümanında yumurtalık uyarımının çoğunlukla yaklaşık bir ila iki hafta boyunca günlük FSH enjeksiyonlarıyla sürdürüldüğü belirtilmektedir. Ancak tedavi süresi, foliküllerin büyüme hızına ve kişisel yumurtalık yanıtına göre daha kısa veya daha uzun olabilir.
FSH ilaçları üretim yöntemlerine göre farklı gruplara ayrılabilir. Rekombinant FSH, biyoteknolojik yöntemlerle üretilir. Üriner FSH ise belirli arındırma işlemlerinden geçirilerek idrardan elde edilir.
Bir ilacın rekombinant veya üriner olması, her hasta için otomatik olarak daha uygun ya da daha etkili olduğu anlamına gelmez. ESHRE’nin hasta bilgilendirme dokümanında rekombinant FSH, yüksek derecede saflaştırılmış FSH, saflaştırılmış FSH ve menotropinlerin mevcut seçenekler arasında olduğu; bütün hastalar için tek bir “en iyi” FSH ilacından söz edilemeyeceği vurgulanmaktadır.
İlaç seçimi yapılırken hastanın önceki tedavi yanıtı, kullanım kolaylığı, doz ayarlama gereksinimi, erişilebilirlik ve hekimin klinik değerlendirmesi dikkate alınır.
hMG, insan menopozal gonadotropini olarak adlandırılan ve FSH ile birlikte LH benzeri aktivite içeren bir ilaç grubudur. Bu ilaçlar da folikül gelişimini desteklemek amacıyla kullanılır.
Bazı hastalarda yalnızca FSH içeren bir ilaç tercih edilirken bazı hastalarda hMG kullanılabilir. İki farklı gonadotropinin birlikte kullanıldığı protokoller de vardır. Seçim, kişinin yumurtalık rezervine ve beklenen tedavi yanıtına göre yapılır.
hMG ilaçları genellikle toz ve çözücü içeren flakonlar hâlinde veya kullanıma hazırlanmış enjeksiyon sistemleriyle sunulabilir. Sulandırma ve uygulama işlemi ürünün kullanım talimatına uygun gerçekleştirilmelidir.
LH, folikül gelişimi ve yumurtalık hormon üretimi üzerinde rol oynayan bir hormondur. Bazı gonadotropin ilaçlarında doğrudan LH bulunurken bazılarında LH benzeri aktivite yer alır.
Rekombinant LH’nin her hastanın tedavisine rutin olarak eklenmesi gerekli değildir. Güncel kılavuzlar, bütün hastalarda standart LH eklenmesinin sonuçları belirgin biçimde iyileştirdiğini gösteren güçlü bir kanıt bulunmadığını belirtmektedir. Bununla birlikte belirli hasta gruplarında hekim, klinik öyküye ve önceki tedavi yanıtına göre LH içeren bir protokol tercih edebilir.
Gonadotropin dozu standart bir sayı üzerinden belirlenmez. Aynı yaşta olan iki hastanın bile yumurtalık rezervi, vücut ağırlığı ve önceki tedavilere verdiği yanıt farklı olabilir.
Başlangıç dozu belirlenirken şu faktörler değerlendirilebilir:
AMH ve antral folikül sayısı, yumurtalıkların uyarıcı ilaçlara düşük, normal veya yüksek yanıt verme ihtimalini tahmin etmeye yardımcı olur. Ancak bu testler tek başına gebelik olasılığını veya yumurta kalitesini göstermez. ESHRE, yumurtalık rezervi testlerinin öncelikle beklenen yumurta sayısını ve güvenli başlangıç dozunu öngörmek için kullanılabileceğini belirtmektedir.
Tedavi başladıktan sonra doz sabit kalmayabilir. Ultrason kontrollerinde foliküllerin sayısı ve büyüme hızı değerlendirilir. Gerektiğinde östradiol veya progesteron gibi hormonlar ölçülerek ilacın aynı dozda sürdürülmesine, azaltılmasına ya da artırılmasına karar verilebilir.
Daha yüksek ilaç dozu her zaman daha fazla kullanılabilir yumurta veya daha yüksek gebelik olasılığı anlamına gelmez. Gereğinden yüksek dozlar bazı hastalarda aşırı yumurtalık yanıtı ve OHSS riskini artırabilir. Bu nedenle güncel yaklaşım, başlangıç dozunun yumurtalık rezervine göre kişiselleştirilmesidir.
Letrozol ve klomifen sitrat gibi ağızdan kullanılan ilaçlar daha çok yumurtlama tedavilerinden bilinir. Bununla birlikte bazı hafif uyarım protokollerinde veya belirli klinik durumlarda gonadotropinlerle birlikte kullanılabilir.
Bu ilaçlar her tüp bebek hastası için standart değildir. Amaç, bazı hastalarda ihtiyaç duyulan gonadotropin miktarını azaltmak veya yumurtalık yanıtını farklı bir yolla desteklemek olabilir.
ASRM kılavuzu, OHSS riski yüksek olan bazı hastalarda daha düşük gonadotropin başlangıç dozu ile birlikte klomifen veya letrozol gibi ağızdan kullanılan ilaçların değerlendirilebileceğini belirtmektedir. Bu uygulamanın hangi hastada uygun olacağı hekim tarafından belirlenmelidir.
Letrozol veya klomifenin dozunun kişisel olarak değiştirilmesi doğru değildir. İlacın hangi gün başlanacağı, kaç gün kullanılacağı ve gonadotropinlerle birlikte uygulanıp uygulanmayacağı tedavi planına göre belirlenir.
Yumurtalıklar uyarılırken foliküller büyüdükçe vücutta doğal bir LH yükselmesi meydana gelebilir. LH’nin zamanından önce yükselmesi, yumurtaların planlanan yumurta toplama işleminden önce çatlamasına yol açabilir. Bu nedenle tüp bebek tedavisinde erken yumurtlamayı önleyen ilaçlar kullanılır.
Başlıca seçenekler GnRH antagonistleri, GnRH agonistleri ve belirli protokollerde progesteron içeren ilaçlardır.
GnRH antagonistleri, hipofiz bezinden LH salınımını kısa sürede baskılayarak erken yumurtlamayı önler. Antagonist protokolde bu ilaçlar çoğunlukla yumurtalık uyarımının ilerleyen günlerinde tedaviye eklenir.
İlacın başlangıç günü iki farklı yöntemle belirlenebilir. Sabit protokolde antagonist uyarımın belirli bir gününde başlanırken esnek protokolde folikül büyüklüğü ve hormon değerleri dikkate alınabilir.
GnRH antagonist protokolü günümüzde sık kullanılan yaklaşımlardan biridir. ESHRE bilgilendirme dokümanına göre antagonist protokol, eski uzun agonist protokolleriyle benzer gebelik olasılığı sağlarken OHSS riskinin daha düşük olması nedeniyle birçok hastada tercih edilebilmektedir. ASRM de OHSS açısından risk bulunan hastalarda agonist protokol yerine antagonist protokol kullanılmasını önermektedir.
Antagonist iğneler çoğunlukla cilt altına uygulanır. Enjeksiyon bölgesinde kısa süreli kızarıklık, kaşıntı, şişlik veya morarma görülebilir. Baş ağrısı, bulantı ve karın rahatsızlığı da bildirilen etkiler arasındadır.
İlaç saatinin aksatılmaması önemlidir. Dozun unutulması veya planlanan saatten belirgin biçimde geç uygulanması durumunda çift doz yapılmamalı, tüp bebek ekibiyle iletişim kurulmalıdır.
GnRH agonistleri ilk aşamada hipofiz hormonlarını kısa süreli uyarır, ardından reseptörlerin baskılanmasını sağlayarak LH ve FSH salınımını azaltır. Bu ilaçlar uzun protokollerde hipofiz baskılanması amacıyla kullanılabilir.
Uzun agonist protokolde ilaçlara önceki adet döngüsünde veya tedavi planına göre farklı bir zamanda başlanabilir. Baskılama sağlandıktan sonra yumurtalık uyarıcı iğneler eklenir. Bu yaklaşım antagonist protokole göre daha uzun bir tedavi süresi gerektirebilir.
GnRH agonistleri yalnızca baskılama amacıyla kullanılmaz. Antagonist protokollerde yumurtaların son olgunlaşmasını sağlamak için “agonist tetikleme” amacıyla da verilebilir. Aynı ilaç grubunun kullanım amacı, uygulandığı zaman ve doza göre değişmektedir.
Agonist ilaçların oluşturduğu geçici düşük östrojen ortamına bağlı olarak sıcak basması, baş ağrısı, duygu durum değişiklikleri, vajinal kuruluk veya uyku değişiklikleri görülebilir. Tüp bebek tedavisindeki kullanım süresi çoğunlukla diğer uzun süreli tedavi alanlarından daha kısa olduğundan yan etkilerin süresi ve şiddeti kişiden kişiye değişebilir.
Progestin-primed ovarian stimulation, kısaca PPOS, yumurtalık uyarımı sırasında erken LH yükselmesini önlemek amacıyla progesteron veya progestin içeren ilaçların kullanıldığı bir yöntemdir. Bu protokolde yumurtalıklar gonadotropinlerle uyarılırken baskılama ağızdan kullanılan progesteron benzeri bir ilaçla sağlanabilir.
Progesteron endometriumun yapısını etkilediği için PPOS protokolünde aynı döngüde taze embriyo transferi planlanmaz. Elde edilen embriyolar dondurulur ve transfer daha sonraki bir döngüde gerçekleştirilir.
ESHRE hasta bilgilendirme dokümanı PPOS yöntemini, bütün yumurtaların veya embriyoların dondurulmasının zaten planlandığı durumlarda değerlendirilebilecek bir yaklaşım olarak tanımlamaktadır.
Bu protokol her hasta için uygun değildir. Embriyo dondurma planı, yumurtalık yanıtı, tedavinin amacı ve merkezin klinik yaklaşımı birlikte değerlendirilir.
Halk arasında “çatlatma iğnesi” olarak bilinen ilaç, foliküller yeterli gelişime ulaştığında yumurtaların son olgunlaşmasını başlatmak amacıyla uygulanır. Tüp bebek tedavisindeki kullanım amacı, doğal yolla yumurtlamayı sağlamak değil, yumurtaları toplama işlemine hazır hâle getirmektir.
Çatlatma iğnesi için hCG içeren ilaçlar veya uygun antagonist protokollerde GnRH agonistleri kullanılabilir. Bazı hastalarda iki yöntemin birlikte kullanıldığı farklı tetikleme protokolleri de planlanabilir.
hCG, vücutta LH reseptörünü uyararak yumurtanın son olgunlaşmasını sağlar. Etkisi doğal LH yükselmesine göre daha uzun sürebilir.
hCG etkisinin uzun sürmesi, özellikle yumurtalık yanıtı yüksek olan hastalarda OHSS riskinin artmasına katkıda bulunabilir. Bu nedenle elde edilen folikül sayısı, östradiol düzeyi ve hastanın risk faktörleri tetikleme yöntemi seçilirken dikkate alınır.
hCG enjeksiyonundan sonra baş ağrısı, karın veya kasık bölgesinde rahatsızlık, bulantı ve enjeksiyon yerinde ağrı görülebilir. Şiddetli kasık ağrısı, hızlı kilo artışı, nefes darlığı veya belirgin karın şişliği gelişmesi durumunda sağlık ekibine bilgi verilmelidir.
GnRH agonisti tetikleme, antagonist protokol uygulanan bazı hastalarda kullanılabilir. İlaç, hipofiz bezinden kısa süreli doğal LH ve FSH salınımı oluşturarak yumurtaların son olgunlaşmasını başlatır.
Özellikle OHSS riski yüksek hastalarda agonist tetikleme önemli bir risk azaltma seçeneğidir. ASRM, orta ve ağır OHSS riskini azaltmak amacıyla uygun hastalarda GnRH agonistiyle tetiklemeyi ilk seçeneklerden biri olarak önermektedir. Taze embriyo transferi planlanıyorsa luteal faz desteğinin ayrıca düzenlenmesi gerekir.
Yumurta toplama işlemi, son olgunlaşma enjeksiyonundan belirli bir süre sonra planlanır. Bu nedenle çatlatma iğnesi tedavide zamanlaması en hassas ilaçlardan biridir.
İğnenin erken, geç veya eksik uygulanması yumurtaların olgunluk durumunu ve yumurta toplama zamanını etkileyebilir. Hekimin bildirdiği saat dikkatle kaydedilmeli ve uygulama tamamlandıktan sonra gerekiyorsa tedavi ekibine bilgi verilmelidir.
İğnenin unutulması, yanlış dozda yapılması, ilacın bir kısmının dışarı akması veya uygulamanın planlanan saatten farklı yapılması durumunda yeniden ilaç uygulanmadan önce merkezle iletişim kurulmalıdır.
Yumurta toplama işlemiyle birlikte foliküllerdeki hücrelerin bir kısmı da alınır. Ayrıca yumurtalık uyarımı sırasında kullanılan baskılayıcı ilaçlar, vücudun doğal luteal faz hormon desteğini etkileyebilir. Bu nedenle yumurta toplama sonrasında rahim iç tabakasını desteklemek amacıyla ilaç tedavisi planlanabilir.
Progesteron, rahim iç tabakasının embriyonun yerleşmesine uygun biçimde korunmasına yardımcı olan temel hormondur. Tüp bebek tedavisinde yumurta toplama işleminden sonra veya tedavi protokolüne göre belirlenen başka bir günde başlanabilir.
Progesteron şu formlarda kullanılabilir:
Uygulama yolları arasında kullanım kolaylığı ve yan etki profili açısından farklılıklar bulunabilir. Hangi formun tercih edileceği tedavinin türüne, taze veya dondurulmuş embriyo transferi planına ve hastanın klinik özelliklerine göre belirlenir.
Vajinal progesteron kullanımında akıntı, ilacın kalıntı şeklinde gelmesi, vajinal rahatsızlık veya hafif tahriş görülebilir. Progesterona bağlı baş ağrısı, meme hassasiyeti, şişkinlik, uyku hâli, yorgunluk, duygu durum değişiklikleri veya kabızlık gelişebilir. Bu belirtilerin bir kısmı erken gebelik belirtileriyle benzerlik gösterebilir; yalnızca belirtilere bakılarak gebelik sonucu değerlendirilemez.
Progesteron, lekelenme olması durumunda hekim bilgisi olmadan kesilmemelidir. Lekelenme her zaman tedavinin başarısız olduğu anlamına gelmez. İlacın devamı veya doz değişikliği hakkında karar tedavi ekibi tarafından verilmelidir.
Bazı taze transfer protokollerinde, dondurulmuş embriyo transferlerinde veya endometriumun hazırlanması gereken durumlarda progesterona ek olarak östrojen kullanılabilir. Östrojen tablet, cilt bandı veya farklı ilaç formlarında verilebilir.
Östrojen dozu rahim iç tabakasının kalınlığına, hormon değerlerine ve kullanılan protokole göre düzenlenir. Baş ağrısı, bulantı, meme hassasiyeti ve şişkinlik gibi etkiler görülebilir.
Östrojen veya progesteronun gebelik testinden sonra ne kadar sürdürüleceği her hastada aynı değildir. İlaçlar yalnızca tedaviyi takip eden hekimin belirlediği zamanda azaltılmalı veya bırakılmalıdır.
Bazı reçetelerde temel hormon ilaçlarına ek olarak farklı ilaçlar bulunabilir. Bu ilaçların her tüp bebek tedavisinde rutin olarak kullanılması gerekmez.
Cabergolin, yumurtalıkların aşırı yanıt verdiği ve OHSS riskinin arttığı düşünülen hastalarda koruyucu amaçla değerlendirilebilir. İlaç, damar geçirgenliğinde rol oynayan mekanizmaları etkileyerek OHSS riskini azaltmaya yardımcı olabilir.
ASRM, orta veya ağır OHSS riski bulunan hastalarda cabergolin gibi bir dopamin agonistinin tetikleme günü ya da kısa süre sonrasında başlanmasını önermektedir. Bununla birlikte ilaç yalnızca risk değerlendirmesi yapıldıktan sonra reçete edilmelidir.
Cabergolin bulantı, baş dönmesi, tansiyon düşüklüğü, baş ağrısı veya kabızlık yapabilir. İlacın dozu kişisel olarak değiştirilmemelidir.
Metformin özellikle insülin direnci veya polikistik over sendromu bulunan bazı hastalarda kullanılabilir. Ancak polikistik over sendromu bulunan her hastaya yalnızca tüp bebek tedavisi yapıldığı için metformin başlanması gerekmez.
ASRM’ye göre metforminin yalnızca OHSS’yi önlemek amacıyla GnRH antagonist protokollerinde rutin kullanılması önerilmemektedir. Agonist protokollerde ve belirli polikistik over sendromu olgularında değerlendirme farklı olabilir.
Metformin kullanımı hastanın metabolik durumu, kan şekeri değerleri, böbrek fonksiyonları ve tedavi protokolüyle birlikte değerlendirilmelidir.
Düşük doz aspirin veya heparin türevleri bazı pıhtılaşma bozukluklarında ya da hekim tarafından belirlenen özel durumlarda kullanılabilir. Ancak bu ilaçlar embriyonun tutunmasını artırmak amacıyla bütün hastalara rutin olarak verilmemelidir.
ESHRE’nin hasta bilgilendirme dokümanında aspirin, metformin, büyüme hormonu, testosteron, DHEA ve sildenafil gibi ek uygulamaların yumurtalık uyarımı sırasında bütün hastalarda canlı doğum oranını artırdığına ilişkin güçlü kanıt bulunmadığı belirtilmektedir.
Kan sulandırıcı ilaçlar morarma ve kanama riskini artırabilir. Kişinin kendi kararıyla aspirin veya benzeri bir ilaç başlaması uygun değildir.
Antibiyotikler tüp bebek tedavisinin standart hormon ilaçlarından değildir. Yumurta toplama işlemi öncesinde veya sonrasında enfeksiyon açısından özel risk bulunan hastalarda hekim tarafından reçete edilebilir.
Antibiyotik gerekliliği geçirilmiş enfeksiyonlar, pelvik hastalık öyküsü, işlem özellikleri ve hastanın klinik bulgularına göre değerlendirilir. Başka bir tedaviden kalan antibiyotikler kullanılmamalıdır.
Kortikosteroidler veya bağışıklık sistemini etkileyen farklı ilaçlar bazı özel tıbbi durumlarda kullanılabilir. Ancak bu ilaçların rutin şekilde her embriyo transferinde kullanılması bilimsel olarak desteklenen standart bir uygulama değildir.
Bu ilaçların kan şekeri, tansiyon, enfeksiyon riski ve mide-bağırsak sistemi üzerinde etkileri olabilir. Kullanım kararı açık bir tıbbi gerekçeye dayanmalıdır.
Yumurtalık uyarıcı ilaçlar başlandıktan sonra tedavinin ultrason ve gerektiğinde kan testleriyle izlenmesi gerekir. Kontrollerin temel amacı foliküllerin sayısını, büyüme hızını ve yumurtalıkların ilaca verdiği yanıtı değerlendirmektir.
Ultrason kontrollerinde foliküllerin çapı ölçülür ve rahim iç tabakası incelenir. Kan testleri yapılması hâlinde östradiol, progesteron veya başka hormonlar değerlendirilebilir. ESHRE, yumurtalık uyarımı sırasında ultrasonla folikül takibinin temel izlem yöntemi olduğunu; kan testlerinin OHSS riskini veya transfer planını değerlendirmek amacıyla seçilmiş durumlarda kullanılabileceğini belirtmektedir.
Kontroller sonucunda şu kararlar verilebilir:
İlk kontrolde görülen folikül sayısı ile yumurta toplama işleminde elde edilen yumurta sayısı her zaman aynı olmaz. Her folikülden yumurta elde edilemeyebilir ve elde edilen her yumurta olgun olmayabilir.
Tüp bebek iğnelerinin önemli bir bölümü cilt altına uygulanır. Bazı progesteron veya hormon preparatları ise kas içine yapılabilir. İlacın uygulama yolu reçetede ve ürün kullanma talimatında belirtilir.
Cilt altı enjeksiyonlar çoğunlukla karın bölgesinden uygulanır. Bununla birlikte enjeksiyon alanı ve tekniği kullanılan ürüne göre değişebilir. İlk uygulama öncesinde hemşire veya yetkili sağlık çalışanı tarafından eğitim verilmesi, uygulama hatalarının azaltılmasına yardımcı olur.
Genel uygulama sırasında şu noktalara dikkat edilmelidir:
Enjeksiyon sonrasında birkaç damla sıvının iğne yerinden gelmesi her zaman dozun tamamen kaybedildiğini göstermez. Buna karşılık ilacın önemli bir bölümünün dışarı aktığı düşünülüyorsa ek doz yapılmadan tedavi ekibine danışılmalıdır.
Tüp bebek ilaçlarının mümkün olduğunca her gün benzer saatte uygulanması, düzenli hormon düzeyi sağlanmasına ve tedavi takviminin korunmasına yardımcı olur. Ancak bütün ilaçların aynı dakikada yapılması gerekmez; her ilacın zamanlama hassasiyeti farklı olabilir.
Gonadotropin ve antagonist ilaçları için merkez tarafından verilen saat aralığına uyulmalıdır. En hassas zamanlama çoğunlukla çatlatma iğnesindedir. Çünkü yumurta toplama işleminin saati bu enjeksiyona göre belirlenir.
Telefon alarmı kurmak, yazılı ilaç takvimi hazırlamak ve her uygulama sonrasında dozu işaretlemek ilaç hatalarını azaltabilir. Eşlerin veya aile üyelerinin uygulama planını bilmesi de destek sağlayabilir.
İlaçların saklama koşulları etken maddeye ve ürünün formuna göre değişir. Bazı ilaçlar buzdolabında, bazıları ise belirli bir sıcaklığın altında oda koşullarında saklanabilir. Açılmadan önce ve açıldıktan sonraki saklama koşulları birbirinden farklı olabilir.
İlaçlar doğrudan güneş ışığından, aşırı sıcaktan ve donmaktan korunmalıdır. Buzdolabında saklanan ürünler dondurucuya veya soğutucu bölmenin arka duvarına temas ettirilmemelidir.
Seyahat sırasında soğukta tutulması gereken ilaçlar uygun taşıma çantasında taşınmalıdır. Ancak ilaç doğrudan buz aküsüyle temas ettirilmemelidir. Ürüne özel taşıma ve saklama bilgileri için kullanma talimatı, eczacı ve tedavi merkezi esas alınmalıdır.
Tüp bebek ilaçlarının yan etkileri kullanılan ilacın türüne, doza, tedavi süresine ve kişinin yumurtalık yanıtına göre değişebilir. Hafif yakınmalar sık görülebilirken ciddi komplikasyonlar daha seyrektir.
| İlaç grubu | Görülebilecek etkiler |
| FSH ve hMG | Karında şişkinlik, kasık hassasiyeti, baş ağrısı, bulantı, yorgunluk, enjeksiyon yerinde ağrı veya morarma |
| GnRH antagonistleri | Enjeksiyon yerinde kızarıklık ve kaşıntı, baş ağrısı, bulantı, karın rahatsızlığı |
| GnRH agonistleri | Sıcak basması, baş ağrısı, duygu durum değişiklikleri, vajinal kuruluk, enjeksiyon veya burun spreyi bölgesinde rahatsızlık |
| hCG | Karın veya kasık ağrısı, baş ağrısı, bulantı, enjeksiyon yerinde reaksiyon, OHSS riskinde artış |
| Progesteron | Şişkinlik, meme hassasiyeti, uyku hâli, yorgunluk, kabızlık, duygu durum değişikliği, vajinal akıntı |
| Östrojen | Baş ağrısı, bulantı, meme hassasiyeti, şişkinlik ve lekelenme |
| Cabergolin | Bulantı, baş dönmesi, tansiyon düşüklüğü, kabızlık ve baş ağrısı |
FSH ürünlerinin resmî ilaç bilgilerinde tüp bebek tedavisi sırasında baş ağrısı, bulantı, karın veya pelvik ağrı ve enjeksiyon bölgesinde morarma gibi etkiler bildirilmiştir. Bu ilaçlarla ilişkili en önemli ciddi risklerden biri OHSS’dir.
Karında hafif dolgunluk ve kasıklarda hassasiyet, büyüyen yumurtalıklarla ilişkili olabilir. Ancak ağrının şiddetlenmesi, günlük yaşamı belirgin biçimde etkilemesi veya başka belirtilerin eklenmesi durumunda değerlendirme yapılmalıdır.
Cilt altı enjeksiyonlardan sonra küçük morluklar, hafif kızarıklık veya kısa süreli yanma görülebilir. İğnenin küçük bir damara denk gelmesi morarmaya neden olabilir.
Enjeksiyon bölgelerini değiştirmek, ilacı önerilen teknikle uygulamak ve iğneyi kullandıktan sonra bölgeyi sert biçimde ovalamamak morarma riskini azaltabilir. Doktor önerisi olmadan morluk üzerine ilaç veya krem kullanılmamalıdır.
Kızarıklığın genişlemesi, bölgede belirgin sıcaklık artışı, irinli akıntı, şiddetli ağrı veya ateş gelişmesi enfeksiyon ya da alerjik reaksiyon açısından değerlendirilmelidir.
Hormon düzeylerindeki değişimler bazı kişilerde hassasiyet, huzursuzluk, ağlama eğilimi, yorgunluk veya uyku değişikliklerine katkıda bulunabilir. Bununla birlikte tüp bebek sürecinin belirsizliği, yoğun kontrol takvimi ve günlük enjeksiyon yükü de duygu durumunu etkileyebilir.
Her duygu değişikliğini yalnızca hormon ilaçlarına bağlamak doğru olmayabilir. Belirtilerin kişinin günlük yaşamını bozması, yoğun kaygı veya depresif duygu durum oluşturması hâlinde tedavi ekibiyle görüşülmesi önemlidir.
Daha önce depresyon, anksiyete veya başka bir psikiyatrik hastalık öyküsü bulunan kişilerin kullandıkları ilaçları tedaviyi planlayan hekime bildirmesi gerekir. Psikiyatrik ilaçlar hekim değerlendirmesi olmadan bırakılmamalıdır.
Yumurtalık uyarımı sırasında karında şişkinlik, ödem hissi ve bağırsak hareketlerinde değişiklik görülebilir. Bu durum tartıda geçici bir artışa neden olabilir ve her zaman yağ dokusu artışı anlamına gelmez.
Bununla birlikte kısa sürede belirgin kilo artışı OHSS belirtisi olabilir. Özellikle kilo artışına karın çevresinde hızlı büyüme, ağrı, bulantı, nefes darlığı veya idrar miktarında azalma eşlik ediyorsa tüp bebek merkeziyle iletişim kurulmalıdır.
Tedavi sırasında günlük olarak tartılma gerekip gerekmediği hastanın OHSS riskine göre belirlenebilir. Yüksek riskli hastalara hekim tarafından sıvı takibi, kilo kontrolü veya ek değerlendirmeler önerilebilir.
Ovarian hiperstimülasyon sendromu, kısaca OHSS, yumurtalıkların uyarıcı ilaçlara aşırı yanıt vermesiyle ortaya çıkabilen bir komplikasyondur. Yumurtalıklar büyüyebilir ve damar geçirgenliğindeki değişiklikler nedeniyle karın boşluğu gibi alanlarda sıvı birikebilir.
OHSS hafif, orta, ağır veya kritik düzeyde olabilir. Hafif şişkinlik ve kasık rahatsızlığı ile başlayan tablo bazı hastalarda daha ciddi hâle gelebilir. ASRM, OHSS’yi kontrollü yumurtalık uyarımıyla ilişkili, seyrek fakat önemli bir komplikasyon olarak tanımlamaktadır.
Risk değerlendirmesinde şu özellikler dikkate alınabilir:
Yüksek AMH değeri tek başına hastada mutlaka OHSS gelişeceği anlamına gelmez. Ancak başlangıç dozunun ve tetikleme yönteminin planlanmasında dikkate alınan risk göstergelerinden biridir.
Hafif belirtiler şunlar olabilir:
Daha ciddi belirtiler ise şunlardır:
ESHRE hasta bilgilendirme dokümanında ağır OHSS’nin karında sıvı birikimi, solunum güçlüğü ve nadiren kan pıhtısı gibi ciddi bulgulara neden olabileceği belirtilmektedir.
OHSS’yi önlemek için tek bir yöntem yerine hastanın riskine göre birden fazla strateji birlikte kullanılabilir. Başlıca yaklaşımlar şunlardır:
ASRM, OHSS riski bulunan hastalarda kişiselleştirilmiş gonadotropin dozunu, antagonist protokolünü, agonist tetiklemeyi ve gerektiğinde bütün embriyoların dondurulmasını temel risk azaltma seçenekleri arasında göstermektedir.
Embriyoların dondurulması, tedavinin başarısız olduğu anlamına gelmez. Amaç, gebelikte yükselen doğal hCG hormonunun OHSS’yi ağırlaştırma ihtimalini azaltmak ve embriyo transferini daha güvenli bir döneme ertelemektir.
Tüp bebek tedavisi sırasında aşağıdaki durumlardan biri ortaya çıkarsa tedavi merkeziyle vakit kaybetmeden iletişim kurulmalıdır:
Şiddetli nefes darlığı, göğüs ağrısı, bayılma veya ciddi alerji belirtilerinde yalnızca rutin kontrol saatini beklemek uygun değildir. Acil sağlık değerlendirmesi alınmalıdır.
Tüp bebek protokolü yalnızca hastanın yaşına bakılarak belirlenmez. Yumurtalık rezervi, adet düzeni, önceki tedaviler, polikistik over sendromu, endometriozis, elde edilmesi beklenen yumurta sayısı ve OHSS riski birlikte değerlendirilir.
En sık kullanılan protokoller şunlardır:
Bir protokolün daha fazla ilaç içermesi onun daha etkili olduğu anlamına gelmez. Benzer şekilde daha düşük ilaç dozu kullanılması da tedavinin eksik yapıldığını göstermez. Tedavinin temel amacı, hastanın özelliklerine uygun ve güvenli bir yumurtalık yanıtı elde etmektir.
Güncel ESHRE yaklaşımında antagonist protokol, genel hasta grubunda güvenlik avantajı nedeniyle öne çıkmaktadır. Bununla birlikte bütün hastalar için değişmez tek bir protokol bulunmamaktadır.
Başlangıç dozu, tedaviden önce elde edilen verilere göre belirlenen bir tahmindir. Yumurtalıkların gerçek yanıtı ancak ilaçlar başlandıktan ve foliküller takip edildikten sonra görülür.
Foliküller beklenenden yavaş büyüyorsa dozun artırılması değerlendirilebilir. Çok hızlı veya fazla sayıda folikül gelişiyorsa doz azaltılabilir. Bazı hastalarda doz değişikliği yapılmadan aynı şekilde devam edilir.
Dozun değiştirilmesi tedavinin kötü gittiğini göstermez. Kontrollü yumurtalık uyarımının temel özelliklerinden biri, elde edilen yanıta göre tedavinin bireysel olarak düzenlenebilmesidir.
Hastanın kendi kararıyla dozu artırması, azaltması veya enjeksiyonu atlaması yumurtalık yanıtını ve tedavi zamanlamasını etkileyebilir.
Yumurtalık uyarıcı ilaçların temel görevi mevcut folikül grubunun büyümesini desteklemektir. İlaçlar yaşa bağlı genetik değişiklikleri geri çevirmez ve yumurta kalitesinde kesin bir artış sağlayacağı söylenemez.
Yüksek dozda ilaç kullanmak da yumurta kalitesini otomatik olarak artırmaz. ESHRE hasta bilgilendirme dokümanı, yüksek FSH dozlarının yumurta kalitesini iyileştirmediğini ve belirli bir düzeyin üzerinde doz artırmanın başarı olasılığını yükseltmeyebileceğini vurgulamaktadır.
Yumurta kalitesini etkileyen en önemli faktörlerden biri yaştır. Bunun yanında genetik özellikler, sigara kullanımı, bazı yumurtalık hastalıkları ve kişisel biyolojik faktörler de rol oynayabilir.
Bu konu hastalar arasında kaygıya yol açabilmektedir. Yumurtalık uyarıcı ilaçlar geçici olarak hormon düzeylerini yükseltir; ancak kişisel risk değerlendirmesi yalnızca bu bilgi üzerinden yapılamaz.
Meme, yumurtalık veya rahim kanseri öyküsü bulunan hastalarda tedavi planı ilgili uzmanlık alanlarıyla birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle hormona duyarlı bir hastalığı bulunan kişilerde standart protokolden farklı yaklaşımlar gerekebilir.
Tüp bebek tedavisi öncesinde kişisel ve ailevi kanser öyküsünün hekime bildirilmesi önemlidir. Güncel taramaların yapılması ve gerekli durumlarda onkoloji görüşü alınması, tedavinin güvenli planlanmasına yardımcı olur.
Doğumsal anomalilerin değerlendirilmesinde yalnızca ilaçlar değil, anne ve baba yaşı, infertiliteye neden olan hastalıklar, genetik özellikler ve çoğul gebelik gibi pek çok etken birlikte ele alınır. Bu nedenle tek bir ilaçla doğrudan neden-sonuç ilişkisi kurmak doğru değildir.
Gebelik oluştuğunda devam edilmesi gereken progesteron veya östrojen tedavisi, hekim tarafından belirlenen süre boyunca kullanılmalıdır. İlaçların erken kesilmesi de gereksiz yere uzatılması da uygun değildir.
Gebelikte kullanılmakta olan bütün ilaçlar kadın hastalıkları ve doğum uzmanına bildirilmelidir. Reçetesiz ilaçlar ve bitkisel ürünler de bu değerlendirmeye dâhildir.
Vitamin, mineral ve bitkisel takviyeler zararsız kabul edilerek gelişigüzel kullanılmamalıdır. Bazı ürünler pıhtılaşmayı, karaciğer enzimlerini veya kullanılan ilaçların etkisini değiştirebilir.
Folik asit, gebelik planlayan kişiler için genel olarak değerlendirilen temel desteklerden biridir. Ancak doz; kişinin beslenme durumu, önceki gebelik öyküsü, kullandığı ilaçlar ve eşlik eden hastalıklarına göre değişebilir.
DHEA, koenzim Q10, inositol, melatonin ve benzeri ürünler tüp bebek alanında araştırılmıştır. Bununla birlikte her ürünün her hastada gebelik veya canlı doğum oranını artırdığına ilişkin kesin bir sonuç bulunmamaktadır. ESHRE, özellikle birçok “ek tedavinin” yeterli kanıt olmadan rutin kullanılmaması gerektiğini belirtmektedir.
Kullanılmakta olan bütün takviyeler tüp bebek hekimine bildirilmelidir.
Tedavi sırasında görülebilen yaygın ilaç hataları şunlardır:
Bir uygulama hatası fark edildiğinde utanma veya endişe nedeniyle bilgi vermeyi geciktirmemek gerekir. Hatanın ne zaman gerçekleştiği, hangi ilacın ne kadar uygulandığı ve elde kalan ilaç miktarı açık biçimde tedavi ekibine bildirilmelidir.
Her uygulama hatası tedavinin iptal edilmesini gerektirmez. Ancak doğru çözüm, hatanın türüne ve tedavinin hangi aşamasında olduğuna göre değişir.
Kullanılan ilaç sayısı seçilen protokole göre değişir. Çoğu tedavide yumurtalık uyarıcı gonadotropin, erken yumurtlamayı önleyen ilaç, son olgunlaşma iğnesi ve yumurta toplama sonrasında progesteron desteği bulunur. Bazı hastalarda ön hazırlık ilaçları, östrojen veya OHSS riskini azaltmaya yönelik ek ilaçlar da reçete edilebilir.
Yumurtalık uyarıcı iğneler çoğunlukla yaklaşık 8-14 gün kullanılır. Ancak foliküllerin büyüme hızına ve yumurtalık yanıtına göre süre kişiden kişiye değişebilir. Tedavinin kaç gün süreceği başlangıçta kesin olarak öngörülemeyebilir.
Cilt altı iğnelerde kısa süreli batma, yanma veya hafif hassasiyet olabilir. İğneler çoğunlukla ince yapıdadır ve pek çok hasta uygulamayı eğitim aldıktan sonra kendi başına yapabilir. Enjeksiyon bölgesinde şiddetli ağrı veya giderek büyüyen kızarıklık gelişirse sağlık ekibine bilgi verilmelidir.
Gonadotropin ve antagonist ilaçların çoğu karın bölgesinden cilt altına uygulanabilir. Bununla birlikte bazı ilaçların kas içine veya farklı bir bölgeden yapılması gerekebilir. Her ilaç için reçetede belirtilen uygulama yolu esas alınmalıdır.
Unutulan veya geciken doz için kendiliğinden çift doz uygulanmamalıdır. İlacın adı, planlanan saat ve uygulamanın ne kadar geciktiği not edilerek tüp bebek merkeziyle iletişim kurulmalıdır. Özellikle antagonist ve çatlatma iğnesi zamanlamasında gecikme önem taşıyabilir.
Çatlatma iğnesinin saati yumurta toplama işleminin zamanına göre belirlenir. İğnenin erken veya geç yapılması yumurtaların olgunlaşma sürecini ve toplama zamanını etkileyebilir. Yanlış saatte uygulama fark edildiğinde ek doz yapılmadan tedavi ekibine bilgi verilmelidir.
Hormon ilaçları, yumurta toplama işlemi ve progesteron desteği adet zamanlamasını değiştirebilir. Özellikle progesteron kullanılırken adet kanaması gecikebilir veya lekelenme görülebilir. Gebelik testi ve ilaçların bırakılma zamanı hekim tarafından planlanmalıdır.
Progesteron kullanımı sırasında hafif lekelenme görülebilir. Lekelenme gebeliğin oluşmadığını kesin olarak göstermez. Progesteron hekim önerisi olmadan kesilmemeli, kanamanın miktarı ve eşlik eden belirtiler tedavi merkezine bildirilmelidir.
Progesteron gebelik testini pozitif hâle getirmez. Ancak adet kanamasını geciktirebilir ve meme hassasiyeti, şişkinlik, uyku hâli gibi gebelik belirtilerine benzeyen yakınmalara neden olabilir. Sonuç, önerilen tarihte yapılan beta hCG testiyle değerlendirilmelidir.
Yumurtalık uyarımı, o döngüde gelişmeye başlamış folikül grubunun daha büyük bir bölümünün büyümesini destekler. Normal şartlarda bu foliküllerin önemli bir kısmı doğal döngüde gerileyerek kaybolacaktır. İlaçların yumurtalık rezervini bir anda tükettiğini söylemek doğru değildir.
İlaç dozu ile elde edilen yumurta sayısı arasında sınırsız ve doğrusal bir ilişki bulunmaz. Yumurtalık rezervi düşük olan bir hastada dozu sürekli artırmak istenen yanıtı sağlamayabilir. Yüksek doz, yumurta kalitesini de otomatik olarak artırmaz.
Hormon değişiklikleri bazı kişilerde geçici saç dökülmesi veya saç yapısında farklılıkla ilişkilendirilebilir. Ancak belirgin saç dökülmesinde demir, tiroit, D vitamini ve diğer nedenler de değerlendirilmelidir. Şikâyet uzun sürüyorsa hekim görüşü alınmalıdır.
Yumurtalıklar büyüdükçe kasık hassasiyeti ve karında şişkinlik gelişebilir. Bu nedenle tedavinin ilerleyen günlerinde cinsel ilişki rahatsızlık verebilir ve bazı hastalarda yumurtalık dönmesi ya da çoğul gebelik riski nedeniyle kısıtlama önerilebilir. İlişki konusunda tedavi merkezinin kişisel önerisi takip edilmelidir.
Her ilacın saklama koşulu aynı değildir. Bazı ürünler buzdolabında, bazıları oda sıcaklığında saklanabilir. İlaç kutusundaki kullanma talimatı incelenmeli ve eczacı veya tedavi merkezinin verdiği bilgiye uyulmalıdır.
Hafif şişkinlik, baş ağrısı ve enjeksiyon bölgesi hassasiyeti çoğunlukla ilaçlar bırakıldıktan sonra azalır. Yumurtalıkların normal boyutuna dönmesi daha uzun sürebilir. Gebelik oluşması veya OHSS gelişmesi durumunda belirtiler daha uzun devam edebileceğinden takip gerekebilir.
Progesteron, östrojen ve diğer ilaçların bırakılma zamanı kullanılan protokole ve gebelik testinin sonucuna göre değişir. İlaçlar kanama veya negatif evde test sonucu nedeniyle kendiliğinden bırakılmamalıdır. Kesme veya azaltma planı tedaviyi takip eden hekim tarafından yapılmalıdır.
Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlar, tedavinin her aşamasında farklı bir görevi yerine getirir. Gonadotropinler folikül gelişimini destekler, GnRH antagonistleri veya agonistleri erken yumurtlamayı kontrol eder, çatlatma iğnesi yumurtaların son olgunlaşmasını başlatır. Yumurta toplama sonrasında verilen progesteron ise rahim iç tabakasının desteklenmesine yardımcı olur.
İlaç isimlerinin benzer olması, dozların tedavi sırasında değişebilmesi ve uygulama saatlerinin farklılaşması kafa karışıklığına neden olabilir. Yazılı ilaç takvimi kullanmak, uygulama eğitimi almak ve tereddüt hâlinde tedavi ekibine danışmak ilaç hatalarının azaltılmasına yardımcı olur.
Her hasta için tek bir ilaç veya protokol uygun değildir. Tedavi; yaş, yumurtalık rezervi, önceki tedavi yanıtı, OHSS riski ve eşlik eden sağlık sorunları dikkate alınarak kişiselleştirilmelidir. Başka hastaların ilaç dozlarıyla karşılaştırma yapılmamalı ve reçetede hekim bilgisi dışında değişiklik yapılmamalıdır.
Hafif şişkinlik, enjeksiyon yerinde hassasiyet ve baş ağrısı gibi etkiler görülebilir. Buna karşılık hızlı kilo artışı, şiddetli karın ağrısı, nefes darlığı, idrar azalması veya göğüs ağrısı gibi belirtiler OHSS veya başka bir komplikasyon açısından gecikmeden değerlendirilmelidir.

Dr. Necip Öztürk (Kadın Hastalıkları ve Doğum / Tüp Bebek) – 1967 Besni doğumludur. GATA’dan 1991’de mezun olmuş, 1994-1998’de GATA Haydarpaşa’da uzmanlık eğitimini tamamlamıştır. TSK’da çeşitli birimlerde hekimlik ve yöneticilik yapmış; 2000-2004’te Van Askeri Hastanesi’nde görev almış, GATA’da ÜYTE (tüp bebek) eğitimi almıştır. Temmuz 2009’da Jandarma Tabip Yarbay rütbesiyle emekli olmuş; 17.08.2009’dan bu yana Mersin Tüp Bebek Merkezi’nde görev yapmakta ve merkezin direktörlüğünü yürütmektedir.