Polikistik over sendromu (PCOS), üreme çağındaki kadınlarda görülen en yaygın hormonal ve metabolik bozukluklardan biridir. Adet düzensizliği, yumurtlama sorunları, tüylenme artışı ve akne gibi belirtilerle ortaya çıkabilse de her kişide aynı şekilde görülmez. Bazı kişiler PCOS tanısını düzensiz adet nedeniyle alırken bazıları ancak gebelik planladığında yapılan incelemeler sırasında bu durumun farkına varabilir.
“Polikistik over” adı, yalnızca yumurtalıklarda kist bulunması anlamına gelmez. Hatta günümüzde PCOS tanısı için yumurtalıklarda mutlaka polikistik görünüm bulunması gerekmez. Sendrom; yumurtlama düzeni, androjen hormonlarının etkisi ve yumurtalıkların ultrason veya bazı durumlarda AMH ile değerlendirilen özelliklerinin bir arada ele alındığı daha geniş bir tablodur.
Dünya Sağlık Örgütü, PCOS’un dünya genelinde üreme çağındaki kadınların yaklaşık %10-13’ünü etkileyebileceğini ve etkilenmiş kadınların önemli bir bölümünün henüz tanı almamış olabileceğini bildirmektedir. PCOS ayrıca yumurtlama bozukluğunun en sık nedenlerinden biri ve infertilitenin önemli nedenleri arasındadır.
Bununla birlikte PCOS yalnızca adet ve gebelikle ilgili bir durum değildir. İnsülin direnci, tip 2 diyabet riski, lipid bozuklukları, uyku apnesi, endometrium sağlığı ve psikolojik iyilik hali gibi farklı alanlarla ilişkili olabilir. Bu nedenle tanı konulduğunda yalnızca yumurtalıkların değil, genel metabolik ve üreme sağlığının birlikte değerlendirilmesi önemlidir.
İçindekiler
TogglePolikistik over sendromu; yumurtlama bozukluğu, androjen fazlalığı ve yumurtalıklarda polikistik morfoloji gibi özelliklerin farklı kombinasyonlarla görülebildiği kronik bir hormonal-metabolik sendromdur.
Androjenler halk arasında çoğunlukla “erkeklik hormonları” olarak bilinse de kadın vücudunda da doğal olarak bulunur. PCOS’ta bazı kişilerde testosteron gibi androjenlerin kandaki düzeyleri yükselebilir veya normal kabul edilen hormon düzeylerinde bile androjen etkisine ait tüylenme gibi klinik belirtiler görülebilir.
Yumurtlama düzeninin bozulması ise adetlerin seyrekleşmesine veya bazı aylarda hiç yumurtlama olmamasına yol açabilir. Bunun sonucunda adet aralıkları uzayabilir ve gebelik elde etmek zorlaşabilir.
PCOS’un tek bir tipi yoktur. Bir kişide belirgin tüylenme ve düzensiz adet varken yumurtalık ultrasonu normal olabilir. Başka bir kişide polikistik yumurtalık görünümü ve düzensiz adet bulunabilir ancak belirgin tüylenme olmayabilir.
Bu farklılık PCOS tanısının neden yalnızca tek bir hormon testine veya ultrason görüntüsüne dayanmadığını açıklar.
Hayır. Polikistik görünümlü yumurtalık ile polikistik over sendromu aynı kavram değildir.
Ultrasonda yumurtalıklarda çok sayıda küçük folikül görülmesi “polikistik over morfolojisi” olarak adlandırılabilir. Ancak tek başına bu görünüm kişinin PCOS olduğu anlamına gelmez.
Bazı kişilerde adetler düzenli olabilir, yumurtlama normal gerçekleşebilir ve androjen fazlalığı bulunmayabilir; buna rağmen ultrasonda çok sayıda folikül görülebilir.
Bunun tersi de mümkündür. Düzensiz adet ve hiperandrojenizm bulunan bir erişkinde PCOS tanısı için ayrıca ultrason yapılması her zaman gerekli değildir.
2023 Uluslararası Kanıta Dayalı PCOS Kılavuzu’na göre erişkinlerde PCOS tanısında üç temel özellik değerlendirilir ve diğer olası nedenler dışlandıktan sonra bunlardan en az ikisinin bulunması yeterli olabilir:
Erişkinlerde uygun koşullarda AMH ölçümü de polikistik over morfolojisinin değerlendirilmesinde ultrasona alternatif olarak kullanılabilir. Bununla birlikte AMH tek başına PCOS tanısı koydurmaz.
PCOS belirtileri kişiden kişiye belirgin şekilde değişebilir. Bazı kişilerde yalnızca adet düzensizliği bulunurken bazı kişilerde tüylenme, akne, saç dökülmesi, kilo sorunları ve gebelikte güçlük bir arada görülebilir.
Sık karşılaşılan belirtiler şunlardır:
Bunların tamamının aynı kişide bulunması gerekmez.
Polikistik over sendromunda en sık karşılaşılan sorunlardan biri yumurtlamanın düzenli gerçekleşmemesidir.
Yumurta hücresinin her ay düzenli olarak gelişip yumurtalıktan salınmamasına anovulasyon veya oligo-ovulasyon denilebilir. Bunun sonucunda adetlerin arasındaki süre uzayabilir.
2023 uluslararası kılavuza göre ilk adetten en az üç yıl geçmiş erişkinlerde adet döngülerinin 21 günden kısa veya 35 günden uzun olması ya da yılda sekizden az adet görülmesi düzensiz döngü olarak değerlendirilebilir. İlk adetten sonraki ilk yıllarda ise normal ergenlik gelişimi nedeniyle farklı kriterler kullanılır.
Düzenli adet görmek ise her zaman düzenli yumurtlama olduğu anlamına gelmez. Gerektiğinde yumurtlama olup olmadığını değerlendirmek amacıyla döngünün uygun döneminde progesteron ölçümü gibi yöntemler kullanılabilir.
Hirsutizm, kadınlarda androjenlere duyarlı bölgelerde kalın ve koyu kılların artmasıdır.
Çene, üst dudak, göğüs çevresi, karın orta hattı, sırt veya uyluk bölgelerinde belirgin tüylenme görülebilir.
Tüylenmenin derecesi yalnızca kandaki testosteron miktarına bağlı değildir. Genetik özellikler, kıl köklerinin androjenlere duyarlılığı ve etnik özellikler de görünümü etkileyebilir.
Bu nedenle belirgin hirsutizmi olan bir kişide testosteron sonucu laboratuvar referans sınırları içerisinde bulunabilir.
Evet. Androjenlerin yağ bezleri üzerindeki etkileri nedeniyle akne ve ciltte yağlanma PCOS ile ilişkili olabilir.
Ancak akne çok yaygın bir durumdur ve tek başına PCOS tanısı koydurmaz.
Özellikle erişkin dönemde devam eden, başka hiperandrojenizm bulgularıyla birlikte bulunan veya adet düzensizliğinin eşlik ettiği aknede hormonal değerlendirme düşünülebilir.
Bazı kişilerde kadın tipi saç dökülmesi veya saçların özellikle tepe bölgesinde seyrelmesi görülebilir.
Saç dökülmesinin demir eksikliği, tiroid hastalıkları, genetik yatkınlık, stres ve başka dermatolojik nedenleri de bulunabileceğinden PCOS’a bağlanmadan önce diğer olasılıkların değerlendirilmesi gerekebilir.
PCOS’un tek bir nedeni yoktur.
Mevcut bilimsel bilgiler genetik yatkınlık, hormonal düzenleme, insülin metabolizması ve çevresel faktörlerin birlikte rol oynayabileceğini düşündürmektedir.
Ailesinde PCOS bulunan kişilerde görülme olasılığı artabilir. Benzer şekilde ailede tip 2 diyabet öyküsünün bulunması da metabolik risk açısından önemli olabilir.
İnsülin, kan şekerinin hücreler tarafından kullanılmasına yardımcı olan bir hormondur.
İnsülin direncinde kas, yağ ve karaciğer gibi dokular insüline beklenen düzeyde yanıt vermez. Pankreas bunu telafi edebilmek için daha fazla insülin üretmeye başlayabilir.
Yüksek insülin seviyeleri yumurtalıklardaki androjen üretimini etkileyebilir ve bazı PCOS belirtilerinin ortaya çıkmasına katkıda bulunabilir.
Bununla birlikte PCOS’u olan herkesin fazla kilolu olması veya klinik olarak belirgin insülin direncine sahip olması gerekmez.
Güncel PCOS kılavuzu insülin direncinin hastalığın mekanizmasında önemli olduğunu kabul etmekle birlikte, rutin klinik uygulamada kullanılan insülin ölçümlerinin sınırlı değer taşıdığını ve rutin PCOS bakımında doğrudan insülin testi kullanılmasını önermemektedir.
Evet. PCOS yalnızca fazla kilosu bulunan kişilerde görülen bir hastalık değildir.
Normal vücut ağırlığında hatta düşük vücut ağırlığında kişilerde de PCOS gelişebilir.
Vücut ağırlığı ve yağ dağılımı metabolik belirtilerin şiddetini etkileyebilir ancak PCOS tanısı kilo üzerinden konulmaz.
Bu nedenle “zayıfsam PCOS olamam” veya “PCOS’un tek nedeni kilo almaktır” şeklindeki düşünceler doğru değildir.
Kilo yönetimi yalnızca daha yüksek vücut ağırlığı bulunan ve bu konuda klinik fayda beklenen kişilerde tedavinin bir parçası olabilir.
PCOS tanısı tek bir testle konulmaz.
Tanı sırasında kişinin adet düzeni, klinik belirtileri, hormon sonuçları ve gerektiğinde ultrason veya AMH değerlendirmesi birlikte ele alınır. Ayrıca PCOS’a benzer belirtilere yol açabilecek diğer durumların dışlanması gerekir.
Erişkinlerde güncel tanı yaklaşımının temelini Rotterdam kriterlerinin geliştirilmiş biçimi oluşturur.
| Tanı özelliği | Ne değerlendirilir? |
|---|---|
| Ovulasyon bozukluğu | Seyrek, düzensiz veya olmayan adetler |
| Hiperandrojenizm | Tüylenme gibi klinik bulgular veya yüksek androjen |
| Polikistik over morfolojisi | Ultrason veya uygun erişkinlerde AMH ile değerlendirme |
Diğer nedenler dışlandıktan sonra bu özelliklerden en az ikisinin bulunması PCOS tanısını destekleyebilir.
Düzensiz adet ile klinik veya biyokimyasal hiperandrojenizm birlikte mevcutsa ultrason veya AMH’nin tanı için ayrıca gerekli olmayabileceği güncel uluslararası kılavuzda belirtilmektedir.
Laboratuvar değerlendirmesi kişinin belirtilerine göre değişebilir.
Hiperandrojenizm araştırılırken total testosteron ve serbest testosteron değerlendirmesi kullanılabilir. Güncel kılavuz, biyokimyasal hiperandrojenizm değerlendirmesinde total ve serbest testosterona öncelik verilmesini önermektedir.
Testosteron normal olduğu halde klinik şüphe devam ediyorsa androstenedion veya DHEAS gibi başka androjenler bazı kişilerde değerlendirilebilir.
Bunun yanında klinik tabloya göre;
gibi testler de kullanılabilir.
Amaç yalnızca PCOS’u doğrulamak değil, benzer belirtiler oluşturabilecek tiroid hastalıkları, hiperprolaktinemi, non-klasik konjenital adrenal hiperplazi ve daha nadir endokrin hastalıkları gerektiğinde ayırabilmektir.
Androjenlerin çok yüksek olması veya belirtilerin çok kısa sürede hızla gelişmesi durumunda PCOS dışındaki nedenlerin özellikle değerlendirilmesi gerekir. Güncel kılavuz, bu gibi durumlarda androjen salgılayan tümörler, Cushing sendromu ve diğer nadir nedenlerin göz önünde bulundurulmasını önermektedir.
PCOS’taki “kistler” aslında çoğunlukla gerçek yumurtalık kistleri değildir. Ultrasonda görülen yapılar gelişimin erken aşamasındaki küçük foliküllerdir.
Modern ultrason teknolojisi kullanıldığında erişkinlerde bir yumurtalıkta 2-9 mm boyutlarında 20 veya daha fazla folikülün bulunması polikistik over morfolojisinin değerlendirilmesinde kullanılan eşiklerden biridir.
Folikül sayısının güvenilir şekilde belirlenemediği eski cihazlarda veya görüntü kalitesinin yetersiz olduğu durumlarda yumurtalık hacminin 10 mL veya üzerinde olması gibi kriterler kullanılabilir.
Ancak ultrasonda polikistik görünüm bulunması tek başına PCOS değildir.
Üstelik düzensiz adet ve hiperandrojenizm birlikte mevcutsa erişkinlerde tanı için ayrıca ultrason gerekmeyebilir.
AMH, yani Anti-Müllerian Hormon, yumurtalıklardaki küçük gelişmekte olan foliküller tarafından salgılanır.
PCOS’ta küçük folikül sayısının fazla olması nedeniyle AMH değerleri sık olarak yüksek bulunabilir.
2023 Uluslararası PCOS Kılavuzu önemli bir güncelleme yaparak erişkinlerde AMH’nin polikistik over morfolojisini tanımlamak için ultrasona alternatif olarak kullanılabileceğini belirtmiştir. Ancak burada iki önemli sınırlama vardır.
Birincisi, AMH tek başına PCOS tanısı koymak amacıyla kullanılmamalıdır.
İkincisi, gereksiz aşırı tanıyı önlemek amacıyla aynı kişide hem AMH hem de ultrasonla polikistik morfoloji aramak gerekli değildir.
Ayrıca kullanılan test yöntemlerine göre AMH eşikleri değişebildiği için tüm laboratuvarlara uygulanabilecek tek bir evrensel PCOS AMH sınırı yoktur.
Dolayısıyla “AMH 5 çıktı, kesin PCOS’um” gibi bir yorum doğru değildir.
Ergenlik döneminde PCOS tanısı erişkinlere göre daha dikkatli değerlendirilmelidir.
Bunun nedeni, ergenliğin doğal hormonal değişikliklerinin PCOS’a benzeyebilmesidir. İlk adet sonrasındaki yıllarda düzensiz adetler, akne ve yumurtalıklarda çok sayıda folikül fizyolojik olarak görülebilir.
2023 kılavuzunda ergenlerde PCOS tanısı için hem ovulasyon bozukluğu hem de hiperandrojenizm bulunması gerektiği belirtilmektedir.
Ergenlerde ultrason ve AMH, özgüllüklerinin yetersiz olması nedeniyle PCOS tanısında önerilmemektedir.
Bu nedenle genç bir kişide yalnızca ultrason raporunda “polikistik görünüm” yazması PCOS tanısı için yeterli değildir.
PCOS ile metabolik sağlık arasında güçlü bir ilişki vardır.
PCOS’u bulunan kişilerde bozulmuş glukoz toleransı ve tip 2 diyabet riski, PCOS’u bulunmayan benzer kişilere göre daha yüksek olabilir. Bu risk yalnızca fazla kilosu olan kişilerle sınırlı değildir.
2023 kılavuzu PCOS tanısı alan erişkin ve ergenlerde glisemik durumun değerlendirilmesini önermektedir. Bireysel diyabet riskine göre kontrolün yaklaşık 1-3 yıllık aralıklarla tekrarlanması düşünülebilir.
75 gram oral glukoz tolerans testi (OGTT), PCOS’ta glukoz metabolizmasını değerlendirmek için en doğru yöntem olarak önerilmektedir.
OGTT yapılamıyorsa açlık glukozu veya HbA1c kullanılabilir ancak bunların PCOS’ta glisemik bozuklukları saptamadaki doğruluğu daha düşük olabilir.
Gebelik planlayan veya infertilite tedavisi görecek PCOS hastalarında OGTT değerlendirmesi ayrıca önem taşıyabilir.
PCOS yalnızca kan şekeri metabolizmasını değil, lipid profilini de etkileyebilir.
Güncel kılavuz, PCOS tanısı alan kadınlarda yaş ve vücut ağırlığından bağımsız olarak tanı sırasında;
içeren lipid profilinin değerlendirilmesini önermektedir.
Takip sıklığı ise ilk sonuçlara ve diğer kardiyovasküler risk faktörlerine göre kişiselleştirilir.
Kan basıncının da düzenli olarak ölçülmesi önerilmektedir.
PCOS bazı kişilerde kilo artışı veya kilo vermede güçlük ile birlikte görülebilir. Ancak bu ilişki “PCOS yalnızca kilo yüzünden olur” şeklinde basitleştirilemez.
Kilo artışı insülin direnci ve hormonal belirtileri artırabilir. Bununla birlikte PCOS’un kendisi de kilo yönetimini zorlaştırabilecek metabolik özelliklerle ilişkili olabilir.
Güncel uluslararası kılavuz sağlıklı yaşam alışkanlıklarını PCOS’un temel yönetim basamaklarından biri olarak kabul etmektedir.
Önemli nokta, yaşam tarzı düzenlemelerinin yalnızca kilo vermek amacıyla yapılmamasıdır. Sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite kilo kaybı oluşmasa bile metabolik sağlık ve genel iyilik hali açısından yarar sağlayabilir.
Bilimsel olarak bütün PCOS hastaları için diğerlerinden üstün olduğu kanıtlanmış tek bir “PCOS diyeti” bulunmamaktadır.
Akdeniz tipi beslenme, düşük glisemik indeksli yaklaşımlar veya farklı enerji kısıtlamalı beslenme modelleri kişisel ihtiyaçlara göre kullanılabilir.
Güncel kılavuz, çeşitli sağlıklı beslenme biçimlerinin yararlı olabileceğini ancak PCOS’a özel tek bir diyet modelinin diğerlerinden üstün olduğunu gösteren yeterli kanıt bulunmadığını belirtmektedir.
Beslenme planı oluşturulurken sürdürülebilirlik, kişinin kültürel alışkanlıkları, enerji ihtiyacı ve varsa metabolik hastalıkları dikkate alınmalıdır.
Aşırı kısıtlayıcı diyetlerden ve kanıtı yetersiz “hormon dengeleyici” beslenme programlarından kaçınılması uygun olabilir.
Polikistik over sendromunun tedavisi tek bir ilaçtan oluşmaz.
Tedavi hangi belirtinin ön planda olduğuna göre kişiye özel planlanır.
Bir kişinin temel şikâyeti adet düzensizliği olabilirken başka bir kişi gebelik isteği nedeniyle başvurabilir. Bir diğerinde ise tüylenme veya metabolik riskler ön planda olabilir.
Bu nedenle tedavi genel olarak şu hedeflerden bir veya birkaçına yönelik olabilir:
Sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite, yeterli uyku ve sürdürülebilir davranış değişiklikleri PCOS yönetiminin temel unsurlarıdır.
Yüksek vücut ağırlığı bulunan kişilerde kilo yönetimi bazı metabolik ve üreme sonuçlarında iyileşmeye katkı sağlayabilir.
Ancak normal kilolu PCOS hastalarında tedavinin amacı kilo vermek değildir. Sağlıklı kilonun korunması ve metabolik sağlığın desteklenmesi ön plandadır.
PCOS yönetiminde kilo odaklı damgalayıcı yaklaşımlardan kaçınılması da güncel kılavuzun özellikle vurguladığı konulardan biridir.
Kombine oral kontraseptifler gebelik planlamayan bazı PCOS hastalarında adet düzensizliği ve hiperandrojenizm belirtilerinin yönetiminde kullanılabilir.
Bu ilaçlar;
yardımcı olabilir.
Ancak bütün hastalar için uygun değildir.
Sigara kullanımı, pıhtılaşma riski, migren özellikleri, hipertansiyon ve diğer sağlık durumları göz önünde bulundurulmalıdır. İlaç seçimi bireysel tıbbi değerlendirmeye göre yapılmalıdır.
2023 uluslararası kılavuz kombine oral kontraseptifleri düzensiz adet ve hiperandrojenizm yönetiminde temel farmakolojik seçeneklerden biri olarak değerlendirmektedir.
Metformin, esas olarak glukoz metabolizmasını etkileyen bir ilaçtır.
PCOS’ta özellikle metabolik özelliklerin ön planda olduğu bazı erişkinlerde kullanılabilir. Güncel kılavuz BMI’si 25 kg/m² veya üzerinde olan erişkin PCOS hastalarında metabolik ve antropometrik sonuçlar açısından metforminin düşünülebileceğini belirtmektedir.
BMI 25’in altında olan bazı kişilerde de bireysel koşullara göre değerlendirme yapılabilir ancak kanıt daha sınırlıdır.
Metformin kullanımı sırasında mide bulantısı, ishal ve diğer gastrointestinal yan etkiler görülebilir.
Uzun süreli kullanımda bazı risk gruplarında B12 vitamini düzeylerinin değerlendirilmesi gerekebilir.
Metformin her PCOS hastasının mutlaka kullanması gereken bir ilaç değildir. Hangi hastada gerekli olduğu bireysel metabolik değerlendirmeye göre belirlenir.
İnositol takviyeleri PCOS konusunda internette yaygın olarak önerilmektedir.
Ancak mevcut bilimsel kanıtlar, inositolün bazı metabolik göstergelerde sınırlı iyileşmeler sağlayabileceğini düşündürse de yumurtlama, tüylenme veya kilo üzerindeki klinik faydalarının sınırlı olduğunu göstermektedir.
2023 uluslararası kılavuzda inositol kişisel tercihlere göre düşünülebilecek bir seçenek olarak ele alınmakta; ancak belirli bir inositol türü, doz veya kombinasyon için yeterli kaliteli kanıt bulunmadığı belirtilmektedir.
Bu nedenle takviyelerin “PCOS’u tedavi ettiği” veya “yumurtlamayı kesin düzelttiği” şeklinde sunulması bilimsel açıdan uygun değildir.
Tüylenme tedavisinde kişinin gebelik planı ve şikâyetin derecesi önemlidir.
Gebelik planlamayan kişilerde uygun olması halinde hormonal tedaviler değerlendirilebilir.
Lazer ve ışık temelli epilasyon yöntemleri bazı kişilerde tüy yoğunluğunun azaltılmasına yardımcı olabilir.
Antiandrojen ilaçlar ise seçilmiş hastalarda düşünülebilir. Ancak fetüs üzerindeki olası etkileri nedeniyle gebelik ihtimali bulunan kişilerde güvenilir doğum kontrolü olmadan kullanılmamalıdır.
Tedavi sonuçlarının görülmesi birkaç ay sürebileceğinden kısa sürede yanıt beklenmemelidir.
PCOS gebeliği zorlaştırabilir ancak “PCOS varsa hamile kalınamaz” anlamına gelmez.
Sorunun temel nedeni çoğu zaman düzensiz veya hiç gerçekleşmeyen yumurtlamadır.
Bir kişi yılda yalnızca birkaç kez yumurtluyorsa doğal yolla gebelik için uygun zamanların sayısı da azalır.
Buna rağmen PCOS’u bulunan birçok kişi doğal yollarla veya uygun tedavi desteğiyle gebelik elde edebilir. Güncel PCOS kılavuzu da PCOS’lu kişilere gebeliğin sıklıkla doğal veya tedavi yardımıyla elde edilebileceği konusunda bilgi verilmesini önermektedir.
Gebelik elde edilemediğinde yalnızca PCOS’a odaklanmak doğru değildir. Sperm özellikleri, tüpler, yaş, yumurtalık rezervi ve diğer infertilite nedenlerinin de değerlendirilmesi gerekebilir.
PCOS nedeniyle yumurtlamayan ve başka belirgin infertilite faktörü bulunmayan kişilerde ilaçla yumurtlama uyarımı düşünülebilir.
2023 uluslararası kılavuz, anovulatuvar infertilitesi bulunan PCOS hastalarında başka infertilite faktörü yoksa letrozolü ilk basamak farmakolojik yumurtlama indüksiyonu seçeneği olarak önermektedir.
Klomifen sitrat ve bazı durumlarda metformin farklı tedavi seçenekleri arasında yer alabilir.
İlk basamak yaklaşımlarla sonuç alınamaması halinde gonadotropin tedavileri veya seçilmiş durumlarda diğer yöntemler değerlendirilebilir.
Yumurtlama uyarıcı ilaçlar hekim kontrolünde kullanılmalıdır. Özellikle gonadotropin tedavisinde birden fazla folikül gelişimi ve çoğul gebelik gibi riskler nedeniyle ultrason takibi gerekebilir.
PCOS tanısı tek başına doğrudan tüp bebek tedavisi gerektiği anlamına gelmez.
Yalnızca yumurtlama bozukluğuna bağlı infertilitesi olan birçok kişide öncelikle daha basit yumurtlama tedavileri kullanılabilir.
Ancak;
gibi durumlarda tüp bebek tedavisi gündeme gelebilir.
Güncel uluslararası PCOS kılavuzunda, başka doğrudan IVF gerektiren neden bulunmayan anovulatuvar PCOS hastalarında tüp bebek tedavisi genellikle daha önceki ovulasyon indüksiyon basamaklarının başarısız olmasının ardından değerlendirilebilecek seçenekler arasında yer almaktadır.
PCOS’ta yumurtalıklarda çok sayıda küçük folikül bulunabilmesi nedeniyle bazı kişiler yumurtalık uyarıcı ilaçlara güçlü yanıt verebilir.
Bu durum ovaryan hiperstimülasyon sendromu (OHSS) riskini artırabilir.
Bu nedenle PCOS hastalarında tüp bebek protokolü planlanırken kullanılan ilaçların dozu, yumurtalık rezervi ve önceki tedavi yanıtı dikkatle değerlendirilir.
Güncel protokollerde GnRH antagonist tedavi şemaları, uygun kişilerde GnRH agonist ile yumurta olgunlaştırmanın tetiklenmesi ve gerektiğinde bütün embriyoların dondurulması gibi stratejiler OHSS riskini azaltmak amacıyla kullanılabilir.
Her PCOS hastasında OHSS gelişmez. Risk kişisel özelliklere göre değişir.
PCOS’u olan birçok kişi sağlıklı gebelik geçirebilir. Bununla birlikte bazı gebelik komplikasyonlarının görülme olasılığı PCOS’u olmayan kişilere göre artabilir.
2023 uluslararası kılavuz PCOS gebeliklerinde;
gibi bazı sonuçların daha sık görülebileceğini belirtmektedir.
Bu durum komplikasyonların mutlaka gelişeceği anlamına gelmez.
Gebelik öncesinde kan basıncı, metabolik sağlık ve glukoz kontrolünün değerlendirilmesi; gebelik sırasında ise uygun takip yapılması önemlidir.
PCOS’lu kişilerde gebelik planlanırken 75 gram OGTT yapılması güncel kılavuzda önerilen değerlendirmeler arasındadır. Gebelik öncesinde yapılmamışsa ilk gebelik kontrolünde ve daha sonra 24-28. haftalarda değerlendirme düşünülebilir.
Bu konuda kişisel tıbbi değerlendirme özellikle önemlidir.
Metformin gebelik sırasında bazı özel durumlarda kullanılabilir ancak “PCOS’u olan herkes gebelik boyunca metformin kullanmalıdır” şeklinde genel bir öneri bulunmamaktadır.
2023 uluslararası kılavuz, PCOS’lu gebelerde metforminin gestasyonel diyabeti, gebelik hipertansiyonunu, preeklampsiyi veya geç gebelik kaybını rutin olarak önlediğinin gösterilmediğini belirtmektedir.
Dolayısıyla gebelik oluştuğunda metformine devam edilip edilmeyeceği kişinin metabolik durumu, ilacın hangi nedenle kullanıldığı ve hekim değerlendirmesine göre belirlenmelidir.
Uzun süre yumurtlamanın olmaması progesteron etkisinin düzenli olarak oluşmamasına ve rahim iç tabakasının uzun süre östrojen etkisi altında kalmasına neden olabilir.
Bu durum endometrial hiperplazi olarak adlandırılan rahim iç tabakası kalınlaşması riskini artırabilir.
PCOS bulunan premenopozal kadınlarda endometrial hiperplazi ve endometrium kanseri riski artmış olmakla birlikte, bireysel düzeyde kanser gelişme olasılığı yine düşüktür. Bu nedenle yalnızca PCOS tanısı nedeniyle rutin endometrium kanseri taraması önerilmemektedir.
Uzun süre adet görmeme, daha yüksek vücut ağırlığı, tip 2 diyabet ve kalıcı endometrium kalınlığı ek risk faktörleri olabilir.
Adetlerin düzenlenmesi ve gerekli durumlarda progestojen kullanımı endometriumun korunması açısından tedavi planının bir parçası olabilir.
PCOS ile obstrüktif uyku apnesi arasında da ilişki bulunmaktadır.
Özellikle;
gibi belirtiler bulunan kişilerde uyku apnesinin değerlendirilmesi gerekebilir.
2023 kılavuzu PCOS’lu kadınlarda uyku apnesi sıklığının vücut kitle indeksinden bağımsız olarak daha yüksek olduğunu ve belirtileri bulunan kişilerin uygun şekilde değerlendirilmesini önermektedir.
PCOS’un etkileri yalnızca fiziksel değildir.
Adet düzensizliği, infertilite, akne, tüylenme, saç dökülmesi ve kilo ile ilgili sorunlar kişinin beden algısını ve yaşam kalitesini etkileyebilir.
PCOS’lu kişilerde depresyon ve anksiyete belirtilerinin daha sık görülebildiği bilinmektedir.
Güncel uluslararası kılavuz PCOS’lu erişkin ve ergenlerde depresyon belirtilerinin değerlendirilmesini, klinik gereksinim halinde uygun psikolojik desteğin sunulmasını önermektedir.
Psikolojik belirtiler PCOS’un “kişinin kafasında olan” bir hastalık olduğu anlamına gelmez. PCOS biyolojik bir sendromdur; ancak kronik hastalığın ve belirtilerinin psikolojik etkileri de bakımın önemli bir parçasıdır.
PCOS genellikle uzun süreli bir sağlık durumu olarak değerlendirilir.
Belirtiler yaşla, kilo değişimiyle, gebelikle veya kullanılan tedavilerle zaman içerisinde değişebilir. Adetler düzenlenebilir, tüylenme kontrol altına alınabilir ve metabolik riskler azaltılabilir.
Ancak belirli bir ilacın veya takviyenin PCOS’u tamamen ve kalıcı biçimde ortadan kaldırdığı söylenemez.
Tedavinin temel amacı kişinin o dönemdeki şikâyetlerini yönetmek, üreme planına yardımcı olmak ve uzun vadeli sağlık risklerini azaltmaktır.
Polikistik over sendromu; yumurtlama bozukluğu, androjen fazlalığı ve polikistik over morfolojisinin farklı kombinasyonlarda görülebildiği hormonal ve metabolik bir sendromdur. Yalnızca yumurtalıklarla sınırlı değildir; metabolik ve psikolojik sağlık üzerinde de etkileri olabilir.
En sık belirtiler düzensiz veya seyrek adet, yumurtlama problemleri, tüylenme artışı, akne, saçlarda seyrelme ve gebelikte güçlük olarak sıralanabilir. Her PCOS hastasında bütün belirtiler görülmez.
Hayır. PCOS tanısı için yumurtalıkta gerçek kistlerin bulunması gerekmez. Düzensiz adet ve hiperandrojenizm bulunan erişkinlerde başka nedenler dışlandıktan sonra ultrason yapılmadan da tanı konulabilir.
Hayır. Polikistik over morfolojisi sağlıklı ve düzenli yumurtlayan kişilerde de görülebilir. Tanı kişinin adet düzeni, hiperandrojenizm belirtileri ve diğer bulgularla birlikte değerlendirilir.
PCOS’lu kişilerde küçük folikül sayısının fazla olması nedeniyle AMH sık olarak yüksek bulunabilir. Ancak tek bir AMH değerine dayanılarak PCOS tanısı konulmamalıdır.
PCOS tanısı için bütün yaşlara ve laboratuvarlara uygulanabilecek tek bir AMH sınırı bulunmamaktadır. AMH sonucu kullanılan ölçüm yöntemi, yaş ve klinik bulgularla birlikte değerlendirilmelidir.
PCOS yumurtlama düzensizliği nedeniyle gebeliği zorlaştırabilir ancak hamile kalmaya kesin olarak engel değildir. Birçok kişi doğal yolla veya uygun tedavilerle gebelik elde edebilir.
Olabilir. Bazı PCOS hastalarında yumurtlama seyrektir, bazı kişilerde ise zaman zaman normal yumurtlama gerçekleşebilir. Düzenli adet görmek bile her döngüde kesin yumurtlama olduğu anlamına gelmez.
Her zaman değil. Yalnızca yumurtlama problemine bağlı infertilitesi bulunan kişilerde genellikle önce ovulasyon indüksiyonu gibi daha basit tedaviler değerlendirilir. Tüp bebek tedavisi diğer infertilite nedenleri veya önceki tedavilerin sonuçlarına göre gündeme gelebilir.
Başka infertilite faktörü bulunmayan anovulatuvar PCOS hastalarında 2023 uluslararası kılavuz letrozolü ilk basamak farmakolojik ovulasyon indüksiyonu seçeneği olarak önermektedir. Tedavi hekim kontrolünde planlanmalıdır.
PCOS kilo yönetimini etkileyebilen metabolik özelliklerle ilişkili olabilir ancak her PCOS hastasında kilo artışı görülmez. Normal kilolu kişilerde de PCOS bulunabilir.
Kilo yönetimi daha yüksek vücut ağırlığı bulunan bazı kişilerde metabolik ve üreme sağlığında iyileşme sağlayabilir ancak PCOS’un tamamen ortadan kalkacağını garanti etmez. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kilo kaybı olmadan da faydaları vardır.
Bütün PCOS hastaları için diğerlerinden üstün olduğu kanıtlanmış tek bir diyet bulunmamaktadır. Dengeli ve sürdürülebilir beslenme planı kişinin metabolik durumu, ihtiyaçları ve alışkanlıklarına göre oluşturulmalıdır.
Hayır. İnsülin direnci PCOS’un önemli mekanizmalarından biri olmakla birlikte her PCOS hastasında klinik olarak saptanması gerekmez ve tanı kriterlerinden biri değildir.
Hayır. Metformin her PCOS hastasında rutin olarak kullanılmaz. Özellikle metabolik sorunların bulunduğu bazı kişilerde düşünülebilir. Kullanım kararı bireysel değerlendirmeye göre verilmelidir.
İnositolün bazı metabolik göstergeler üzerinde potansiyel yararları bulunabilir ancak mevcut kanıtlar klinik etkilerinin sınırlı olduğunu göstermektedir. PCOS’u ortadan kaldırdığı veya gebeliği garanti ettiği söylenemez.
PCOS uzun süreli bir sendrom olarak kabul edilir. Belirtiler yaşam boyunca değişebilir ve uygun tedaviyle kontrol altına alınabilir ancak kesin olarak tamamen ortadan kaldıran tek bir tedavi bulunmamaktadır.
PCOS’un kendisi kansere dönüşmez. Ancak uzun süre tedavi edilmemiş adet düzensizliği ve endometriumun sürekli uyarılması endometrial hiperplazi ve endometrium kanseri riskini artırabilir. Buna rağmen mutlak kanser riski düşüktür ve yalnızca PCOS nedeniyle rutin kanser taraması önerilmez.
PCOS’lu kişilerde gestasyonel diyabet, hipertansif gebelik hastalıkları ve bazı diğer gebelik komplikasyonlarının görülme olasılığı artabilir. Bununla birlikte PCOS’u bulunan pek çok kişi sağlıklı bir gebelik geçirir. Gebelik öncesi değerlendirme ve uygun takip önemlidir.
Polikistik over sendromu yalnızca yumurtalıklarda çok sayıda küçük folikül görülmesiyle tanımlanan bir durum değildir. Yumurtlama düzeni, androjenlerin etkisi ve metabolik sağlıkla ilişkili çok yönlü bir sendromdur.
Tanıda erişkinlerde güncel yaklaşım; ovulasyon bozukluğu, hiperandrojenizm ve polikistik over morfolojisi kriterlerinin değerlendirilmesine dayanır. Diğer hastalıklar dışlandıktan sonra bu üç özellikten en az ikisinin bulunması tanıyı destekleyebilir. Düzensiz adet ile hiperandrojenizm birlikte mevcutsa ultrason veya AMH her zaman gerekli değildir.
2023 yılında güncellenen uluslararası kılavuzla birlikte erişkinlerde AMH, uygun koşullarda polikistik over morfolojisini değerlendirmek için ultrasona alternatif olarak kullanılabilir hale gelmiştir. Buna rağmen AMH tek başına tanı testi değildir ve ergenlerde PCOS tanısı amacıyla kullanılmamalıdır.
PCOS’un etkileri adet düzensizliği ve infertiliteyle sınırlı değildir. Glukoz metabolizması, tip 2 diyabet riski, lipid profili, kan basıncı, uyku sağlığı, endometrium ve psikolojik sağlık da değerlendirmeye dahil edilebilir.
Tedavi ise kişiye göre değişir. Gebelik planlamayan bir kişide adet düzeni ve hiperandrojenizm ön planda olabilirken gebelik isteyen bir kişide yumurtlamanın sağlanması temel hedef haline gelebilir. Metabolik riskleri bulunan kişilerde yaşam tarzı düzenlemeleri ve gerektiğinde medikal tedaviler değerlendirilebilir.
PCOS nedeniyle yumurtlama problemi yaşayan kişilerde gebelik elde edilmesi mümkündür. Başka infertilite faktörü bulunmayan anovulatuvar PCOS hastalarında güncel kılavuz letrozolü ilk basamak farmakolojik ovulasyon indüksiyonu seçeneği olarak değerlendirmektedir. Gerektiğinde diğer yumurtlama tedavileri ve daha ileri aşamada yardımcı üreme yöntemleri kullanılabilir.
PCOS’un belirtileri ve klinik seyri kişiden kişiye önemli ölçüde değiştiğinden laboratuvar sonuçları, ultrason veya internet üzerinde verilen tek bir değer üzerinden kişisel tanı ya da tedavi kararı verilmemelidir. Hekim değerlendirmesi; yaş, adet düzeni, gebelik planı, metabolik sağlık ve kişisel belirtiler dikkate alınarak yapılmalıdır.
ASRM – 2023 InternationalPCOS Guideline
Monash University – 2023 PCOS Guideline
PubMed – 2023 PCOS Guideline yayını
PubMed – Current Guidelines for Diagnosing PCOS
WHO – Polycystic Ovary Syndrome

Dr. Necip Öztürk (Kadın Hastalıkları ve Doğum / Tüp Bebek) – 1967 Besni doğumludur. GATA’dan 1991’de mezun olmuş, 1994-1998’de GATA Haydarpaşa’da uzmanlık eğitimini tamamlamıştır. TSK’da çeşitli birimlerde hekimlik ve yöneticilik yapmış; 2000-2004’te Van Askeri Hastanesi’nde görev almış, GATA’da ÜYTE (tüp bebek) eğitimi almıştır. Temmuz 2009’da Jandarma Tabip Yarbay rütbesiyle emekli olmuş; 17.08.2009’dan bu yana Mersin Tüp Bebek Merkezi’nde görev yapmakta ve merkezin direktörlüğünü yürütmektedir.