İçindekiler
ToggleYumurtalıklarında kist tespit edilen kadınların önemli bir bölümü, bu durumun gebelik şansını azaltıp azaltmayacağını merak eder. Özellikle çocuk sahibi olmak için yardımcı üreme yöntemlerine başvurmayı planlayan kişilerde, kistin tedavi sürecini nasıl etkileyeceği önem kazanır.
Yumurtalık kisti varken tüp bebek tedavisine başlanması bazı durumlarda mümkündür. Ancak her kist aynı özellikleri taşımaz. Kistin türü, büyüklüğü, hormon üretimi, yumurtalık rezervi üzerindeki etkisi ve ultrasonografik görünümü tedavi kararını değiştirebilir.
Dolayısıyla yumurtalık kistinin bulunması, tüp bebek tedavisine kesin bir engel olarak değerlendirilmez. Bazı hastalarda doğrudan tedavi planlanabilirken bazılarında takip, ileri inceleme veya farklı bir tıbbi yaklaşım gerekebilir.
Yumurtalık kisti, yumurtalık dokusunda veya yüzeyinde gelişen, çoğunlukla sıvı içeren oluşumları tanımlar. Üreme çağındaki kadınlarda oldukça yaygındır. Kistlerin büyük bölümü iyi huyludur ve bazıları herhangi bir müdahale gerektirmeden kendiliğinden kaybolabilir.
Adet döngüsü sırasında yumurtanın geliştiği folikülün çatlamaması veya yumurtlama sonrasında oluşan yapının sıvı biriktirmesi fonksiyonel kistlere neden olabilir. Bunun dışında endometriozis, farklı doku tipleri veya yumurtalıkta gelişen diğer oluşumlar da kist görünümüne yol açabilir.
Bir kistin varlığı tek başına yumurtalıkların çalışmadığını göstermez. Gebelik üzerindeki olası etkileri, kistin özellikleri ve eşlik eden üreme sağlığı sorunlarıyla birlikte değerlendirilmelidir.
Yumurtalık kisti varken tüp bebek planlanırken ilk aşama kistin türünü belirlemektir. Çünkü bazı kistler hormonal yanıtı etkileyebilirken bazıları yumurta toplama işlemini teknik açıdan güçleştirebilir.
Fonksiyonel kistler adet döngüsüyle ilişkili olarak gelişir. Folikül kistleri ve korpus luteum kistleri bu gruptadır. Çoğunlukla geçicidir ve birkaç adet döngüsü içerisinde küçülebilir.
Bununla birlikte bazı fonksiyonel kistler östrojen veya progesteron salgılayarak tedavi başlangıcındaki hormonal dengeyi değiştirebilir. Böyle bir durumda hekim, yumurtalık uyarımına başlamadan önce kistin gerilemesini beklemeyi veya tedavi zamanlamasını yeniden değerlendirmeyi tercih edebilir.
Endometrioma, endometriozis hastalığıyla ilişkili olarak yumurtalıkta gelişen kistik oluşumdur. İçerisindeki eski kan nedeniyle halk arasında çikolata kisti olarak adlandırılır.
Endometriomalar yumurtalık dokusunu etkileyebilir ve bazı hastalarda yumurtalık rezervinin azalmasıyla ilişkili olabilir. Bununla birlikte çikolata kisti bulunan herkesin yumurta sayısı veya gebelik potansiyeli aynı ölçüde etkilenmez.
Avrupa İnsan Üreme ve Embriyoloji Derneği (ESHRE), endometriomanın yalnızca tüp bebek sonuçlarını iyileştirmek amacıyla rutin olarak ameliyat edilmesini önermemektedir. Cerrahi müdahalenin yumurtalık rezervini olumsuz etkileyebilmesi bu yaklaşımın önemli nedenlerindendir.
Dermoid kistler, olgun kistik teratom olarak da bilinen ve çoğunlukla iyi huylu olan oluşumlardır. Yağ, saç veya farklı doku bileşenleri içerebilirler. Genellikle fonksiyonel kistler gibi kendiliğinden kaybolmazlar.
Küçük ve belirti vermeyen dermoid kistlerde izlem düşünülebilir. Ancak kistin büyüklüğü, yumurtalığın kendi etrafında dönmesi anlamına gelen torsiyon riski ve yumurta toplama işlemine etkisi ayrıca değerlendirilir.
Ultrasonografide düzensiz katı alanlar, belirgin damarlanma veya başka şüpheli özellikler gösteren kistler daha ayrıntılı inceleme gerektirebilir. Bu görünüm mutlaka kötü huylu hastalık bulunduğu anlamına gelmez.
Gerekli görüldüğünde ileri görüntüleme yöntemleri ve ilgili uzmanlık alanlarının değerlendirmesi gündeme gelir. Böyle durumlarda öncelik kistin niteliğinin güvenilir biçimde belirlenmesidir.
Yumurtalık kisti varken tüp bebek tedavisine başlanıp başlanmayacağı tek bir ultrason bulgusuyla belirlenmez. Klinik değerlendirmede birden fazla değişken birlikte ele alınır.
Ayrıca daha önce geçirilen yumurtalık ameliyatları, infertilite süresi, sperm değerlendirmesi ve önceki tedavi yanıtları da dikkate alınır. Böylece yalnızca kiste değil, hastanın genel üreme sağlığına yönelik bireysel bir plan oluşturulur.
Kistlerin tüp bebek sonuçları üzerindeki etkisi türlerine göre farklılık gösterir. Örneğin tedavi başlangıcında saptanan basit fonksiyonel kistlerin sonuçları olumsuz etkileyip etkilemediğine ilişkin araştırmalar birbiriyle tamamen uyumlu değildir.
Amerikan Üreme Tıbbı Derneğinin (ASRM) değerlendirmesine göre bazı çalışmalarda tedavi iptali veya yetersiz yumurtalık yanıtıyla ilişki bildirilirken başka araştırmalarda toplanan yumurta sayısı üzerinde belirgin bir etki gösterilmemiştir.
Endometrioma bulunan hastalarda ise altta yatan endometriozis, yumurtalık rezervi ve önceki cerrahi işlemler birlikte önem taşır. Gebelik ve canlı doğum olasılığı yalnızca kistin varlığına bakılarak hesaplanamaz.
Kist bulunması, tüp bebek tedavisinin mutlaka başarısız olacağı anlamına gelmez. Sonuçlar hastanın yaşı, embriyo gelişimi, yumurta ve sperm özellikleri gibi birçok değişkene bağlıdır.
Her yumurtalık kistinin tüp bebek öncesinde ameliyat edilmesi gerektiği düşüncesi doğru değildir. Özellikle iyi huylu görünümlü, küçük ve belirti oluşturmayan kistlerde cerrahi dışı yaklaşımlar değerlendirilebilir.
Endometrioma ameliyatları sırasında sağlıklı yumurtalık dokusunun da etkilenebilmesi mümkündür. Bu nedenle yalnızca kisti çıkarmaya odaklanmak yerine operasyonun olası yararları ve riskleri birlikte değerlendirilmelidir.
ESHRE kılavuzunda endometrioma cerrahisinin, belirgin ağrı veya yumurta toplama sırasında foliküllere erişim güçlüğü gibi durumlarda düşünülebileceği belirtilmektedir. Bu değerlendirme her hastada aynı sonucu doğurmaz.
Fonksiyonel kistlerin iğneyle boşaltılması konusunda da yeterli kanıt bulunmamaktadır. Cochrane tarafından yayımlanan sistematik derleme, bu işlemin tüp bebek sonuçlarını iyileştirdiğini gösteren güvenilir kanıtların yetersiz olduğunu bildirmiştir.
Yumurta toplama işlemi, ultrasonografi eşliğinde yumurtalık foliküllerindeki sıvının özel bir iğneyle alınması esasına dayanır. Yumurtalıkta kist bulunması işlemi her zaman engellemez.
Ancak kistin yerleşimi, büyüklüğü ve çevresindeki foliküllere erişim koşulları önemlidir. Özellikle endometrioma varlığında kistin delinmesinden kaçınılması ve enfeksiyon gibi olası risklerin değerlendirilmesi gerekebilir.
Yumurta toplama işleminin uygulanabilirliği, tedavi öncesinde ve yumurtalık uyarımı sırasında yapılan ultrason kontrolleriyle değerlendirilir. Gerektiğinde işlem planında değişiklik yapılabilir.
Yumurtalık rezervi, yumurtalıklarda kalan yumurta havuzuna ilişkin dolaylı bir değerlendirmedir. Tüp bebek planlamasında anti-Müllerian hormon (AMH) ve ultrasonografide görülen antral folikül sayısı (AFC) sıklıkla kullanılır.
Bu ölçümler özellikle yumurtalık uyarımına verilebilecek yanıtın öngörülmesine yardımcı olur. Bununla birlikte AMH değeri tek başına yumurta kalitesini veya gebelik gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini belirlemez.
Önceden yumurtalık ameliyatı geçirmiş ya da iki yumurtalığında endometrioma bulunan hastalarda rezerv değerlendirmesi ayrıca önem kazanabilir. Sonuçlar yaş ve diğer klinik bulgularla birlikte yorumlanmalıdır.
Bazı durumlarda yumurtalık kisti varken tüp bebek tedavisinin başlangıcı ertelenebilir. Özellikle hormonal olarak aktif fonksiyonel kistlerde, başlangıç hormon düzeyleri veya ultrason bulguları tedavi protokolünün yeniden planlanmasını gerektirebilir.
Ancak tedavinin ertelenmesi her hastada gerekli değildir. İleri üreme yaşı veya azalmış yumurtalık rezervi söz konusu olduğunda gecikmenin olası etkileri de değerlendirilmelidir.
Bu nedenle kistin tamamen kaybolmasını beklemek ya da her durumda hemen tedaviye başlamak şeklinde genel bir yaklaşım bulunmamaktadır.
İlk değerlendirmede çoğunlukla transvajinal ultrasonografi kullanılır. Bu inceleme kistin içeriği, duvar yapısı, boyutları ve yumurtalıkla ilişkisi hakkında bilgi sağlar.
Gerektiğinde AMH, FSH, estradiol ve progesteron gibi hormon testleri istenebilir. Özellikle fonksiyonel kist şüphesinde hormon düzeyleri, tedavi başlangıcının planlanmasına katkıda bulunabilir.
Ultrason bulgularının yeterince açıklayıcı olmadığı durumlarda manyetik rezonans görüntüleme veya ek incelemeler gündeme gelebilir. Her hastaya aynı tetkiklerin yapılması gerekli değildir.
Ani başlayan şiddetli kasık ağrısı, bayılma hissi, ateş veya belirgin kusma gibi bulgular ise planlı infertilite değerlendirmesinden ayrı olarak acil tıbbi inceleme gerektirebilir.
Evet, bazı yumurtalık kistleri varlığında tüp bebek uygulanabilir. Karar kistin türüne, hormon düzeylerine, ultrason bulgularına ve hastanın yumurtalık rezervine göre verilir.
Çikolata kisti tüp bebek için mutlak bir engel değildir. Her hastada ameliyat gerekmez. Ağrı, foliküllere erişim ve yumurtalık rezervi gibi faktörler değerlendirilir.
Bazı fonksiyonel kistler kendiliğinden gerileyebilir. Hormonal ilaçlar belirli durumlarda kullanılabilse de mevcut kistin mutlaka küçüleceği söylenemez. Tedavi seçimi kistin özelliklerine bağlıdır.
Kistin yerleşimi işlemin teknik güçlüğünü veya bazı komplikasyon risklerini etkileyebilir. Her kist aynı riski taşımaz. İşlemin güvenliği ultrason bulgularına göre değerlendirilir.
Her yumurtalık kisti gebeliği engellemez. Bazı kistler yumurtlama veya yumurtalık fonksiyonlarıyla ilişkili sorunlara eşlik edebilir. Gebelik potansiyeli yalnızca kistin varlığıyla belirlenemez.
Yumurtalık kisti varken tüp bebek tedavisine başlanması birçok hastada mümkün olabilir. Bununla birlikte kistin türü, hormonal etkisi, büyüklüğü ve yumurtalık rezervi üzerindeki olası sonuçları tedavi planlamasında belirleyicidir.
Özellikle endometrioma bulunan hastalarda gereksiz cerrahi müdahalelerden kaçınılması önem taşır. Tedaviye başlama, takip veya cerrahi kararları; güncel bilimsel veriler ve bireysel klinik değerlendirme doğrultusunda verilmelidir.
Bu içerik genel sağlık bilgilendirmesi amacıyla hazırlanmıştır. Kişisel tanı veya tedavi önerisi yerine geçmez.

Dr. Necip Öztürk (Kadın Hastalıkları ve Doğum / Tüp Bebek) – 1967 Besni doğumludur. GATA’dan 1991’de mezun olmuş, 1994-1998’de GATA Haydarpaşa’da uzmanlık eğitimini tamamlamıştır. TSK’da çeşitli birimlerde hekimlik ve yöneticilik yapmış; 2000-2004’te Van Askeri Hastanesi’nde görev almış, GATA’da ÜYTE (tüp bebek) eğitimi almıştır. Temmuz 2009’da Jandarma Tabip Yarbay rütbesiyle emekli olmuş; 17.08.2009’dan bu yana Mersin Tüp Bebek Merkezi’nde görev yapmakta ve merkezin direktörlüğünü yürütmektedir.