Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT), genetik olarak sağlıklı embriyoların seçilebilmesi amacıyla genellikle 8 hücre aşamasına ulaşan embriyolardan bir hücrenin alınarak genetik yapısının incelenmesi işlemidir. Bu yöntem, genetik hastalıkların önlenmesi ve ileri yaştaki kadınlarda sağlıklı embriyoların seçilmesi amacıyla uygulanmaktadır.
PGT tekniği sayesinde embriyolar, henüz anne karnındaki gelişimine başlamadan önce belirli genetik hastalıklar açısından test edilebilmektedir. Tekniğin önemli uygulama alanlarından biri de genetik bir hastalık taşımamakla birlikte kromozomal bozukluk riski bulunan embriyoların saptanmasıdır. Yapısal veya sayısal kromozom bozuklukları özellikle 35 yaş ve üzerindeki kadınlarda daha sık görülmektedir. Bu durum embriyonun tutunma şansını (implantasyon) azaltabildiği gibi düşük riskini artırarak kısırlıkla sonuçlanabilmektedir. Nitekim 39 yaş ve üzerindeki kadınlarda her 100 gebeliğin yaklaşık 40’ında kromozomal bozukluklara bağlı sorunlar görülebilmektedir.
PGT;
Bu yöntem implantasyon oranını artırabildiği gibi düşük riskini de azaltmaktadır. Normal gebeliklerde kromozomal bozukluklara bağlı düşük oranı %23’e kadar çıkabilirken, PGT sonrası bu oran yaklaşık %9’a kadar düşebilmektedir.
Ancak bu tekniğin uygulanacağı vakaların dikkatle seçilmesi gerekmektedir. PGT, embriyodan biyopsi ile hücre alınmasını gerektiren ve teorik olarak embriyoya zarar verme riski taşıyan bir işlemdir. Yaklaşık %10 hata payı bulunması nedeniyle gereksiz uygulamalarda faydadan çok zarar doğurabileceği düşünülmektedir. Ayrıca transfer edilmesi planlanan embriyo sayısından daha az embriyo elde edilen durumlarda uygulanmaması önerilmektedir.
PGT süreci aşağıdaki aşamalardan oluşmaktadır:
Genetik bilimindeki yeni nesil sekanslama (NGS) teknolojisi üreme genetiği uygulamalarında da önemli bir yer edinmiştir. Embriyolarda 24 kromozom taraması amacıyla NGS teknolojisi, array teknolojisinin ardından hızla PGT uygulamalarında kullanılmaya başlanmıştır.
Handyside tarafından ilk PGT uygulamasının yapılmasının üzerinden yaklaşık çeyrek asır geçmiştir (1990). Başlangıçta tek gen hastalıkları ve cinsiyete bağlı bozuklukların taranması için kullanılan bu yöntem, daha sonra translokasyon ve anöploidi taramalarında da kullanılmaya başlanmıştır.
NGS teknolojisinin öne çıkan avantajları şunlardır:
Son Güncelleme Tarihi 20 Şubat 2026 – Op. Dr. Necip Öztürk

Dr. Necip Öztürk (Kadın Hastalıkları ve Doğum / Tüp Bebek) – 1967 Besni doğumludur. GATA’dan 1991’de mezun olmuş, 1994-1998’de GATA Haydarpaşa’da uzmanlık eğitimini tamamlamıştır. TSK’da çeşitli birimlerde hekimlik ve yöneticilik yapmış; 2000-2004’te Van Askeri Hastanesi’nde görev almış, GATA’da ÜYTE (tüp bebek) eğitimi almıştır. Temmuz 2009’da Jandarma Tabip Yarbay rütbesiyle emekli olmuş; 17.08.2009’dan bu yana Mersin Tüp Bebek Merkezi’nde görev yapmakta ve merkezin direktörlüğünü yürütmektedir.