İçindekiler
ToggleErkeklerde kısırlık belirtileri her zaman dışarıdan fark edilebilen şikâyetlerle ortaya çıkmaz. Bazı erkeklerde testislerde ağrı, şişlik, cinsel işlev sorunları veya hormonal değişikliklere bağlı bulgular görülebilir. Ancak erkek infertilitesi hiçbir belirti olmadan da ortaya çıkabilir ve çoğu zaman çocuk sahibi olma sürecinde yapılan incelemeler sırasında anlaşılır.
Tıbbi adıyla infertilite, düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen belirli bir süre içinde gebelik oluşmaması durumudur. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), infertiliteyi genel olarak 12 ay veya daha uzun süre gebelik elde edilememesi üzerinden tanımlar. Bununla birlikte bilinen bir üreme sağlığı sorunu varsa değerlendirme için bu sürenin dolmasını beklemek gerekmeyebilir.
Erkek infertilitesinde sperm sayısı, hareketliliği ve şekli gibi özellikler önemli olmakla birlikte değerlendirme yalnızca bu ölçümlerle sınırlı değildir. Hormonal durum, testislerin işlevi, üreme kanallarının açıklığı, cinsel işlev ve genel sağlık da dikkate alınır.
Erkeklerde kısırlık belirtileri, soruna neden olan duruma göre değişir. Aşağıdaki bulgular üreme sağlığı açısından değerlendirme gerektirebilir; ancak hiçbiri tek başına infertilite tanısı koydurmaz.
Testislerde sürekli ağrı, şişlik, belirgin boyut farkı ya da ele gelen bir kitle, üroloji değerlendirmesini gerektirebilir. Bu bulgular enfeksiyon, varikosel veya testisle ilişkili başka durumlarla bağlantılı olabilir.
Ancak testislerde ağrı bulunmaması, sperm üretiminin normal olduğu anlamına gelmez. Benzer şekilde testis ağrısı yaşayan her erkekte kısırlık görülmez.
Önemli: Testiste aniden başlayan şiddetli ağrı, özellikle bulantı veya kusmayla birlikteyse testis torsiyonu gibi acil müdahale gerektiren bir durum söz konusu olabilir. Böyle bir durumda vakit kaybetmeden acil sağlık hizmetine başvurulmalıdır.
Cinsel isteğin belirgin biçimde azalması, bazı durumlarda testosteron düzeyindeki düşüklükle veya başka hormonal sorunlarla ilişkili olabilir. Uyku bozuklukları, stres, bazı ilaçlar ve kronik hastalıklar da cinsel isteği etkileyebilir.
Testosteron, erkek üreme sisteminin işleyişinde rol oynayan temel hormonlardan biridir. Bununla birlikte cinsel isteğin normal olması, sperm üretiminin veya sperm kalitesinin normal olduğunu göstermez.
Sertleşme güçlüğü, boşalmanın gerçekleşmemesi veya boşalma sırasında belirgin sorun yaşanması, gebelik oluşmasını dolaylı olarak etkileyebilir. Bu durumlarda sperm üretimi normal olsa bile spermin vajinaya ulaşması zorlaşabilir.
Boşalma sırasında çok az meni gelmesi veya hiç meni gelmemesi de değerlendirme gerektirebilir. Bu bulgular bazı ilaçların etkisi, hormonal sorunlar, sinir sistemiyle ilgili durumlar veya üreme kanallarındaki problemlerle ilişkili olabilir.
Testislerin boyutunda belirgin değişiklik veya testislerden birinin diğerine göre çok küçük olması, bazı durumlarda sperm üretimini etkileyen hastalıklarla ilişkili olabilir. Geçirilmiş testis enfeksiyonları, hormonal bozukluklar veya testislerin çocukluk döneminde normal konumuna inmemesi bu açıdan önem taşıyabilir.
Bununla birlikte testis boyutunun tek başına değerlendirilmesi yeterli değildir. Gerekli durumlarda fizik muayene, hormon testleri ve semen analizi birlikte ele alınır.
Sakal ve vücut kıllarında belirgin azalma, kas kütlesinde değişiklik veya cinsel istekte düşüş gibi bulgular, bazı erkeklerde hormonal dengesizliklerle ilişkili olabilir. Ancak bu değişiklikler farklı nedenlerle de ortaya çıkabilir.
Testosteron düşüklüğü her zaman sperm sayısının az olduğu anlamına gelmez. Benzer şekilde sperm üretiminde ciddi bir sorun bulunan erkeklerde belirgin hormonal belirtiler görülmeyebilir.
Boşalma sırasında çıkan meni miktarının sürekli olarak çok az olması, özellikle başka şikâyetlerle birlikte görüldüğünde değerlendirilmelidir. Ancak meni miktarı ile sperm sayısı aynı şey değildir.
Normal miktarda meni gelmesine rağmen sperm sayısı düşük olabilir. Tersine, meni miktarı düşük olan bir erkekte sperm üretimi normal olabilir. Bu ayrımın yapılabilmesi için gerektiğinde semen analizi ve ek incelemeler kullanılır.
Evet. Erkek infertilitesi, herhangi bir ağrıya, cinsel işlev sorununa veya fiziksel değişikliğe neden olmadan görülebilir. Sperm sayısının düşük olması, sperm hareketliliğinin azalması veya meni içinde hiç sperm bulunmaması her zaman dışarıdan fark edilebilen belirtiler oluşturmaz.
Örneğin azoospermi, meni örneğinde sperm hücrelerinin saptanmaması durumudur. Bu durum sperm üretiminin bozulmasından veya spermin üreme kanallarındaki bir tıkanıklık nedeniyle meniye ulaşamamasından kaynaklanabilir. Ayrımın yapılabilmesi için tıbbi öykü, fizik muayene ve laboratuvar incelemeleri gerekir.
Bu nedenle meni görünümünün normal olması, cinsel isteğin bulunması veya sertleşme sorunu yaşanmaması doğurganlığın kesin olarak normal olduğunu göstermez. Gebelik oluşmadığında yalnızca fiziksel belirtilere güvenmek yerine uygun değerlendirme yapılmalıdır.
Erkek infertilitesinin nedenleri sperm üretimi, sperm hücrelerinin işlevi, üreme kanallarının açıklığı veya cinsel işlevle ilgili olabilir. Birden fazla etken aynı kişide birlikte bulunabilir.
Varikosel, testis çevresindeki toplardamarların genişlemesidir. Bazı erkeklerde testis bölgesinde ağırlık hissi, ayakta durmakla artan künt ağrı veya ele gelen damar belirginliği oluşturabilir.
Varikosel her zaman infertiliteye neden olmaz. Bununla birlikte bazı erkeklerde sperm üretimi ve semen parametreleriyle ilişkili olabilir. Tedavi gerekip gerekmediği muayene, semen analizi ve kişinin çocuk sahibi olma planı doğrultusunda değerlendirilir.
Testosteron ve sperm üretiminde görev alan FSH ile LH gibi hormonların dengesindeki bozukluklar, sperm üretimini etkileyebilir. Bu durumlarda cinsel istekte azalma, sertleşme sorunları veya testislerde küçülme gibi belirtiler görülebilir; ancak her zaman belirgin şikâyet ortaya çıkmaz.
Özellikle dışarıdan testosteron kullanımı ve anabolik steroidler, vücudun kendi hormon üretimini baskılayarak sperm üretimini azaltabilir. Çocuk sahibi olmayı planlayan erkeklerin bu tür ilaçları kullanmadan önce hekim değerlendirmesi alması önemlidir.
Bazı genital sistem enfeksiyonları, cerrahi işlemler veya doğuştan gelen yapısal farklılıklar spermin taşındığı kanalları etkileyebilir. Tıkanıklık olduğunda sperm üretimi devam etse bile sperm hücreleri meniye ulaşamayabilir.
Bu durum her zaman ağrı veya başka bir belirti oluşturmaz. Şüphe bulunması hâlinde ek incelemelerle tıkanıklığın yeri ve olası nedeni araştırılır.
Bazı genetik farklılıklar, testislerin gelişimini veya sperm üretimini etkileyebilir. Çocukluk döneminde testislerin torbaya inmemesi, testis torsiyonu, bazı enfeksiyonlar ve kanser tedavileri de sperm üretimi üzerinde etkili olabilir.
Bu tür durumlarda kişinin geçmiş sağlık öyküsü tanısal açıdan önem taşır. Gerekli görüldüğünde hormon testleri ve genetik incelemeler planlanabilir.
Sigara kullanımı, obezite, bazı maddelere maruz kalma ve anabolik steroid kullanımı erkek üreme sağlığıyla ilişkili olabilir. Aşırı alkol tüketimi ve bazı mesleki maruziyetler de kişinin genel sağlık öyküsü içinde değerlendirilir.
Bununla birlikte yaşam tarzına ilişkin tek bir faktör üzerinden infertilitenin nedeni kesin olarak belirlenemez. Değerlendirme, diğer klinik bulgularla birlikte yapılmalıdır.
Erkek infertilitesinin değerlendirilmesinde temel incelemelerden biri semen analizidir. Ancak tanı süreci yalnızca sperm testi sonucundan ibaret değildir. Tıbbi öykü, fizik muayene ve gerekli durumlarda hormon testleri ya da ileri incelemeler birlikte değerlendirilir.
Semen analizi, sperm hücrelerinin sayısını, hareketliliğini ve şeklini değerlendiren laboratuvar incelemesidir. Ayrıca meni hacmi gibi diğer özellikler de incelenebilir.
Test sonucunda şu parametreler değerlendirilebilir:
Bu parametreler doğurganlığın değerlendirilmesine yardımcı olur ancak tek başına bir kişinin kesin olarak doğurgan veya infertil olduğunu göstermez. Sonuçlar laboratuvarın kullandığı yöntemler ve güncel referans değerleri dikkate alınarak yorumlanır.
İlk testte anormallik saptanırsa hekim tekrar semen analizi isteyebilir. Tekrarın zamanlaması, ilk sonucun niteliğine ve klinik duruma göre belirlenir.
Değerlendirmede testislerin boyutu ve yapısı, varikosel bulguları ve üreme sistemine ilişkin diğer özellikler incelenebilir. Daha önce geçirilen ameliyatlar, enfeksiyonlar, kullanılan ilaçlar ve çocukluk dönemindeki sağlık sorunları da sorgulanabilir.
Semen analizinde belirgin bozukluk bulunması, cinsel istekte azalma veya hormon eksikliğini düşündüren başka bulgular olması durumunda testosteron, FSH ve gerektiğinde LH gibi hormonlar ölçülebilir.
Bu testler her erkeğe rutin olarak aynı kapsamda uygulanmaz. Hangi incelemelerin gerekli olduğu, klinik değerlendirmeye göre belirlenir.
Bazı ağır sperm üretim bozukluklarında veya meni içinde hiç sperm bulunmadığında genetik testler gündeme gelebilir. Ultrason ve diğer görüntüleme yöntemleri ise yalnızca belirli klinik bulgular olduğunda istenir.
Her hastada bütün bu testlerin yapılması gerekmez. Gereksiz incelemelerden kaçınmak ve sonuçları bir bütün olarak değerlendirmek önemlidir.
Düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen gebelik oluşmuyorsa her iki eşin değerlendirilmesi önemlidir. Genel olarak kadın partner 35 yaşın altındaysa 12 ay, 35 yaş ve üzerindeyse 6 ay gebelik denemesinden sonra inceleme önerilir. Kadın partnerin yaşı 40’ın üzerindeyse veya bilinen bir doğurganlık sorunu varsa değerlendirme daha erken başlayabilir.
Erkekte bilinen testis hastalığı, geçirilmiş kemoterapi, cinsel işlev bozukluğu, belirgin hormonal bulgular veya daha önce saptanmış anormal semen analizi varsa bu sürelerin dolması beklenmeden başvurulabilir.
Erkek üreme sağlığıyla ilgili değerlendirme için üroloji uzmanına, mümkünse androloji alanında deneyimli bir hekime başvurulabilir. Gebelik oluşmamasının nedenini araştırırken yalnızca erkek eşe veya yalnızca kadın eşe odaklanmak yerine iki tarafın incelemelerinin birlikte yürütülmesi uygun bir yaklaşımdır.
Testislerde ağrı veya şişlik, cinsel istekte azalma, sertleşme ya da boşalma sorunları ve bazı hormonal değişiklikler değerlendirme gerektirebilir. Bununla birlikte erkek infertilitesi çoğu zaman belirgin bir belirti vermeden de görülebilir.
Evet. Sperm sayısı, hareketliliği veya şekliyle ilgili sorunlar kişinin günlük yaşamında herhangi bir belirti oluşturmayabilir. Erkek üreme sağlığının değerlendirilmesinde semen analizi önemli bir incelemedir.
Hayır. Meni miktarı ile sperm sayısı aynı şey değildir. Meni miktarındaki belirgin ve sürekli azalma değerlendirme gerektirebilir ancak tek başına infertilite tanısı koydurmaz.
Hayır. Meninin rengi, kıvamı veya miktarı sperm sayısı ve hareketliliği hakkında güvenilir bir sonuç vermez. Sperm özellikleri laboratuvarda yapılan semen analiziyle değerlendirilir.
Sperm sayısının düşük olması gebelik olasılığını etkileyebilir; ancak sonuç sperm sayısının yanı sıra hareketlilik, diğer semen parametreleri ve çiftin üreme sağlığına bağlıdır. Uygun yaklaşım, inceleme sonuçları doğrultusunda belirlenir.
Varikosel bazı erkeklerde sperm üretimini ve semen parametrelerini olumsuz etkileyebilir. Ancak varikoseli olan her erkekte infertilite görülmez. Tedavi gereksinimi, muayene bulguları ve çocuk sahibi olma planına göre değerlendirilir.
İlk değerlendirmede genellikle semen analizi kullanılır. Bulgulara göre fizik muayene, hormon testleri ve gerektiğinde genetik veya görüntüleme incelemeleri planlanabilir.
Üroloji uzmanına başvurulabilir. Erkek infertilitesi konusunda deneyimli bir hekim, gerekli incelemeleri planlayabilir ve sonuçlara göre uygun değerlendirme sürecini yönlendirebilir.
Hayır. Normal semen analizi önemli bilgiler sağlar ancak tek başına gebelik oluşacağını garanti etmez. Gebelik oluşmaması durumunda her iki eşin üreme sağlığı birlikte değerlendirilmelidir.
Erkeklerde kısırlık belirtileri her zaman belirgin olmayabilir. Testislerde ağrı, şişlik, cinsel işlev sorunları veya hormonal değişiklikler bazı durumlarda üreme sağlığıyla ilgili bir soruna işaret edebilir. Ancak sperm sayısı ve hareketliliğindeki bozukluklar hiçbir fiziksel belirti olmadan da ortaya çıkabilir.
Gebelik oluşmadığında uygun zamanda semen analizi ve gerekli diğer incelemelerin yapılması, olası nedenlerin belirlenmesine yardımcı olur. Değerlendirme yalnızca sperm testine dayandırılmamalı; kişinin sağlık öyküsü, muayene bulguları ve gerektiğinde hormonal incelemeler birlikte ele alınmalıdır.
Erkek infertilitesi şüphesinde erken ve doğru değerlendirme, çiftin durumuna uygun seçeneklerin belirlenmesini kolaylaştırabilir. Tanı ve tedavi planı kişisel bulgular doğrultusunda oluşturulmalıdır.
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; kişisel tanı ve tedavi için hekim değerlendirmesinin yerini tutmaz.
https://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/infertility
https://uroweb.org/guidelines/sexual-and-reproductive-health/chapter/male-infertility
https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/39145501/
https://www.who.int/publications/i/item/9789240115774

Dr. Necip Öztürk (Kadın Hastalıkları ve Doğum / Tüp Bebek) – 1967 Besni doğumludur. GATA’dan 1991’de mezun olmuş, 1994-1998’de GATA Haydarpaşa’da uzmanlık eğitimini tamamlamıştır. TSK’da çeşitli birimlerde hekimlik ve yöneticilik yapmış; 2000-2004’te Van Askeri Hastanesi’nde görev almış, GATA’da ÜYTE (tüp bebek) eğitimi almıştır. Temmuz 2009’da Jandarma Tabip Yarbay rütbesiyle emekli olmuş; 17.08.2009’dan bu yana Mersin Tüp Bebek Merkezi’nde görev yapmakta ve merkezin direktörlüğünü yürütmektedir.