İçindekiler
ToggleKadınlarda kısırlık belirtileri her zaman belirgin olmayabilir. Bazı kadınlarda adet düzensizliği, yumurtlama sorunları veya pelvik ağrı gibi bulgular görülürken bazılarında herhangi bir şikâyet ortaya çıkmayabilir. Bu nedenle yalnızca belirtilere bakarak kısırlık tanısı koymak mümkün değildir.
Tıbbi adıyla infertilite, düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen belirli bir süre içinde gebelik oluşmaması durumunu ifade eder. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), infertiliteyi genellikle 12 ay veya daha uzun süre düzenli, korunmasız cinsel ilişkiye rağmen gebelik elde edilememesi şeklinde tanımlar. Bununla birlikte yaş, bilinen hastalıklar ve üreme sağlığıyla ilgili riskler nedeniyle bazı kişilerin değerlendirmeye daha erken başlaması gerekebilir.
Kadınlarda kısırlık belirtilerini değerlendirirken adet döngüsü, yumurtlama düzeni, geçirilmiş hastalıklar ve ameliyatlar gibi faktörler birlikte ele alınmalıdır. Ayrıca gebelik oluşmamasının yalnızca kadın kaynaklı bir sorun olduğu düşünülmemelidir. Doğurganlık değerlendirmesi gerektiğinde her iki eşin de incelenmesini kapsar.
İnfertiliteye işaret edebilecek bulgular, altta yatan nedene göre değişir. Bazı belirtiler hormonal veya jinekolojik bir sorunu düşündürebilir; ancak bu bulguların hiçbiri tek başına kısırlık tanısı koydurmaz.
Adet döngüsünün sürekli düzensiz olması, adetlerin uzun aralıklarla görülmesi veya birkaç ay boyunca hiç adet olmamak yumurtlama sorunlarının göstergesi olabilir. Yumurtlama gerçekleşmediğinde ya da düzenli olmadığında gebelik oluşma olasılığı etkilenebilir.
Yetişkinlerde adet döngüsü çoğunlukla 21–35 gün arasında değişir. Bu aralığın dışında kalan, belirgin biçimde değişken seyreden veya uzun süre kesilen adetler değerlendirme gerektirebilir. Adet düzensizliğinin stres, tiroit hastalıkları, hormonal değişiklikler ve başka nedenlerle de ortaya çıkabileceği unutulmamalıdır.
Adet kanamasının önceki dönemlere göre belirgin biçimde azalması veya artması, özellikle başka belirtilerle birlikte olduğunda, jinekolojik değerlendirmeyi gerektirebilir. Aşırı kanama; miyom, adenomyozis veya rahim içiyle ilişkili bazı sorunlarla bağlantılı olabilir.
Bununla birlikte kanama miktarı, yumurtalık rezervini veya doğurganlığı tek başına göstermez. Kanamanın süresi, düzeni, eşlik eden ağrı ve kişinin sağlık öyküsü birlikte değerlendirilmelidir.
Adet sırasında günlük yaşamı etkileyen şiddetli ağrı, özellikle cinsel ilişki sırasında ağrı veya kronik kasık ağrısıyla birlikte görülüyorsa endometriozis gibi durumları düşündürebilir.
Endometriozis, rahim iç tabakasına benzer dokunun rahim dışında yerleşmesiyle ortaya çıkan bir hastalıktır. Bazı kişilerde yumurtalıkları, tüpleri veya çevre dokuları etkileyerek doğurganlık sorunlarıyla ilişkili olabilir. Ancak adet ağrısı yaşayan her kadında endometriozis veya infertilite bulunmaz.
Yumurtlama döneminde bazı kadınlarda şeffaf ve uzayan vajinal akıntı, hafif kasık ağrısı veya bazal vücut sıcaklığında küçük bir artış görülebilir. Bu bulgular yumurtlama dönemine eşlik edebilir ancak yumurtlamanın kesin olarak gerçekleştiğini kanıtlamaz.
Yumurtlama düzensizliği bulunan kadınlarda bu belirtiler daha az belirgin olabilir veya hiç görülmeyebilir. Adetlerin çok seyrek olması, uzun süre adet görülmemesi ya da belirgin döngü değişiklikleri varsa hekim değerlendirmesi gerekebilir.
Yüz, çene, göğüs veya karın bölgesinde kıllanmanın artması; akne ve adet düzensizliğiyle birlikte görüldüğünde androjen adı verilen hormonların yüksekliğiyle ilişkili olabilir. Bu tablo, polikistik over sendromu (PKOS) gibi durumlarda ortaya çıkabilir.
PKOS, yumurtlama düzensizliğine neden olabilen yaygın hormonal durumlardan biridir. Bununla birlikte yalnızca akne veya kıllanma artışına bakarak PKOS ya da kısırlık tanısı konulamaz. Gerektiğinde hormonal incelemeler ve diğer klinik değerlendirmeler yapılır.
Kadınlarda kısırlığın en önemli göstergesi, uygun süre boyunca düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen gebelik oluşmamasıdır. Bu durumda belirgin bir şikâyet bulunmasa bile infertilite değerlendirmesi gündeme gelir.
Özellikle adetleri düzenli olan ve herhangi bir ağrı yaşamayan kadınlarda, gebeliğin oluşmaması dışında fark edilebilir bir belirti olmayabilir. Bu nedenle belirtilerin bulunmaması doğurganlığın kesin olarak normal olduğunu göstermez.
Evet. Kadınlarda kısırlık belirtileri bulunmadan da infertilite yaşanabilir. Özellikle yumurtalık rezervindeki azalma, tüplerde tıkanıklık veya bazı rahim içi sorunları belirgin bir şikâyete yol açmayabilir.
Örneğin fallop tüpleri, yumurtanın spermle karşılaşabileceği ve döllenmenin gerçekleşebileceği kanallardır. Tüplerde tıkanıklık varsa yumurta ve spermin karşılaşması zorlaşabilir. Bu durum genellikle kişinin kendi başına fark edebileceği özgül bir belirti oluşturmaz.
Benzer şekilde yumurtalık rezervinin azalması da mutlaka adet düzensizliğine neden olmaz. Düzenli adet görmek, doğurganlığın bütün yönleriyle normal olduğunu veya yumurta rezervinin yeterli olduğunu tek başına göstermez.
Bu nedenle gebelik oluşmadığında yalnızca belirtilere odaklanmak yerine uygun zamanda tıbbi değerlendirme yapılması önemlidir.
Kadın infertilitesinin farklı nedenleri olabilir. Bazı durumlar yumurtlamayı etkilerken bazıları tüplerin, rahmin veya üreme sisteminin diğer bölümlerinin işlevini etkileyebilir.
Yumurtlama bozuklukları, kadınlarda infertilitenin önemli nedenleri arasındadır. Polikistik over sendromu, tiroit hastalıkları ve bazı hormonal bozukluklar yumurtlamanın düzenini etkileyebilir.
Endometriozis, kronik pelvik ağrıya ve adet dönemlerinde şiddetli ağrıya neden olabilir. Hastalığın yaygınlığına ve üreme organları üzerindeki etkisine bağlı olarak gebelik oluşmasını zorlaştırması mümkündür.
Daha önce geçirilmiş pelvik enfeksiyonlar, bazı cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar ve karın ya da pelvis bölgesindeki bazı ameliyatlar tüplerde hasara neden olabilir. Tüp hasarı, yumurtanın spermle karşılaşmasını veya embriyonun rahme ulaşmasını etkileyebilir.
Rahim içindeki bazı polipler, miyomlar ve doğuştan gelen yapısal farklılıklar, konumlarına ve büyüklüklerine bağlı olarak gebelik oluşmasını veya gebeliğin devamını etkileyebilir. Ancak rahimde miyom bulunması her zaman kısırlık anlamına gelmez; değerlendirme bulgunun özelliklerine göre yapılır.
Kadınlarda yaş ilerledikçe yumurta sayısı ve yumurta kalitesiyle ilişkili değişiklikler ortaya çıkar. Bu süreç kişiden kişiye farklılık gösterse de yaş, doğal yolla gebelik olasılığını değerlendirmede önemli bir faktördür.
Yumurtalık rezervi testleri, yumurtalıkların uyarıcı ilaçlara verebileceği yanıtı tahmin etmeye yardımcı olabilir. Ancak bu testler tek başına doğal yolla gebelik oluşup oluşmayacağını kesin olarak göstermez.
Değerlendirme zamanı, kadının yaşına, gebelik deneme süresine ve bilinen sağlık sorunlarına göre belirlenir. Herkesin bir yıl beklemesi gerekmez.
Genel olarak kullanılan başvuru zamanları şöyledir:
| Durum | Önerilen yaklaşım |
|---|---|
| 35 yaşın altında, bilinen bir risk faktörü yoksa | 12 ay düzenli ve korunmasız ilişkiye rağmen gebelik oluşmazsa değerlendirme |
| 35 yaş ve üzerindeyse | 6 ay gebelik denemesinden sonra değerlendirme |
| 40 yaşın üzerindeyse | Daha erken değerlendirme için gecikmeden hekimle görüşme |
| Adetlerin olmaması veya belirgin düzensizlik | Gebelik deneme süresinden bağımsız olarak değerlendirme |
| Bilinen tüp hastalığı, endometriozis veya üreme sağlığını etkileyen başka bir durum | Beklemeden kişisel risk değerlendirmesi |
Bu süreler, infertilite değerlendirmesinde yaygın olarak kullanılan klinik önerilere dayanır. Kişinin sağlık öyküsü ve yerel klinik kılavuzlar doğrultusunda farklı bir yaklaşım benimsenebilir.
Şiddetli veya aniden başlayan karın ağrısı, bayılma ya da yoğun vajinal kanama gibi belirtiler ise yalnızca kısırlık açısından değerlendirilmemelidir. Özellikle gebelik olasılığı varsa bu bulgular acil tıbbi değerlendirme gerektirebilir.
İnfertilite tanısı yalnızca bir kan testiyle veya ultrason görüntüsüyle konulmaz. Değerlendirme, gebelik deneme süresi ve çiftin sağlık öyküsüyle başlar; gerekli incelemeler bulgulara göre planlanır.
Adet düzeni, önceki gebelikler, düşük öyküsü, geçirilmiş ameliyatlar, enfeksiyonlar ve kullanılan ilaçlar hakkında bilgi alınır. Ailede erken menopoz veya infertilite öyküsü bulunması da bazı durumlarda değerlendirmeyi etkileyebilir.
Gerekli görüldüğünde jinekolojik muayene ve ultrasonografi yapılır. Ultrason, rahim ve yumurtalıkların yapısının değerlendirilmesine, bazı kistlerin veya yapısal farklılıkların belirlenmesine yardımcı olabilir.
Adet düzeni ve klinik bulgulara göre hormon testleri istenebilir. AMH, FSH ve estradiol gibi ölçümler, gerektiğinde yumurtalık rezervi ve hormonal durumun değerlendirilmesinde kullanılır. Her testin herkese yapılması gerekmez.
Tüplerin açık olup olmadığını değerlendirmek için rahim filmi (histerosalpingografi, HSG) gibi yöntemler kullanılabilir. Rahim içinin incelenmesi için ultrason veya klinik gerekliliğe göre başka yöntemler tercih edilebilir.
Gebelik oluşmamasının nedeni yalnızca kadın kaynaklı olmayabilir. Bu nedenle uygun durumlarda erkek eşin üreme öyküsü ve semen analizi de değerlendirmeye dâhil edilir. Kadın ve erkek eşin incelemelerinin birlikte yürütülmesi, tanıya ulaşma sürecini kolaylaştırabilir.
Tanı sonrasında izlenecek yol, saptanan nedene ve çiftin koşullarına göre belirlenir. Her infertilite durumunda tüp bebek tedavisi gerekmez; tedavi seçenekleri kişisel değerlendirmeye göre değişir.
Adet düzensizliği, uzun süre adet görememe, yumurtlama sorunları ve şiddetli adet ağrısı infertiliteyle ilişkili olabilecek bulgulardır. Ancak bazı kadınlarda hiçbir belirti görülmeyebilir. Kesin değerlendirme için tıbbi inceleme gerekir.
Evet. Düzenli adet görmek çoğunlukla yumurtlama düzeni hakkında fikir verir; ancak tüplerin açık olduğunu, yumurta rezervinin yeterli olduğunu veya diğer üreme işlevlerinin normal olduğunu garanti etmez.
Kadın doğurganlığı yaşla birlikte değişir ve genellikle 30’lu yaşlarda azalma belirginleşmeye başlar. Azalma, özellikle 35 yaşından sonra daha belirgin olabilir. Bununla birlikte kişisel farklılıklar vardır ve yalnızca yaşa bakılarak infertilite tanısı konulamaz.
Yumurtalık rezervindeki azalma belirgin bir belirti vermeyebilir. AMH testi, belirli hormon ölçümleri ve ultrasonla antral folikül sayımı, klinik gereklilik olduğunda değerlendirmeye yardımcı olabilir. Bu testler tek başına doğal yolla gebelik olasılığını kesin olarak belirlemez.
Polikistik over sendromu, yumurtlamanın düzensizleşmesine veya bazı dönemlerde gerçekleşmemesine neden olabilir. Bu durum gebelik oluşmasını zorlaştırabilir. Ancak PKOS tanısı alan herkes infertilite yaşamaz.
Çoğu durumda tüplerdeki tıkanıklık belirgin bir belirti oluşturmaz. Geçirilmiş enfeksiyon veya pelvik ameliyat öyküsü şüpheyi artırabilir. Tüplerin açıklığı gerektiğinde rahim filmi gibi yöntemlerle değerlendirilir.
İlk değerlendirme kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından yapılabilir. İnfertilite konusunda deneyimli bir uzman, gerekli incelemeleri planlayabilir. Erkek eşin değerlendirilmesi için de ilgili uzmanlık alanlarından destek alınabilir.
Hayır. Genel yaklaşım 35 yaşın altındaki kişilerde 12 ay, 35 yaş ve üzerindekilerde 6 ay gebelik denemesinden sonra değerlendirmedir. Ancak adet düzensizliği, bilinen tüp hastalığı veya başka bir infertilite risk faktörü varsa daha erken başvuru uygun olabilir. 40 yaşın üzerindeki kişilerde gecikmeden değerlendirme yapılması önemlidir.
Kadınlarda kısırlık belirtileri, altta yatan nedene göre farklılık gösterir. Adet düzensizliği, yumurtlama bozuklukları ve şiddetli pelvik ağrı değerlendirme gerektirebilecek bulgular arasında yer alır. Bununla birlikte infertilite, herhangi bir belirti olmadan da ortaya çıkabilir.
Gebelik oluşmadığında doğru zamanda değerlendirmeye başlamak, olası nedenlerin belirlenmesine yardımcı olur. Kadının yaşı, adet düzeni, üreme sağlığı öyküsü ve gebelik deneme süresi birlikte ele alınmalıdır. Gerektiğinde her iki eşin değerlendirilmesiyle kişiye uygun bir yol haritası oluşturulabilir.
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; kişisel tanı ve tedavi için hekim değerlendirmesinin yerini tutmaz.
https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/34607703/
https://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/infertility
https://www.acog.org/womens-health/faqs/evaluating-infertility
https://www.nice.org.uk/guidance/ng257

Dr. Necip Öztürk (Kadın Hastalıkları ve Doğum / Tüp Bebek) – 1967 Besni doğumludur. GATA’dan 1991’de mezun olmuş, 1994-1998’de GATA Haydarpaşa’da uzmanlık eğitimini tamamlamıştır. TSK’da çeşitli birimlerde hekimlik ve yöneticilik yapmış; 2000-2004’te Van Askeri Hastanesi’nde görev almış, GATA’da ÜYTE (tüp bebek) eğitimi almıştır. Temmuz 2009’da Jandarma Tabip Yarbay rütbesiyle emekli olmuş; 17.08.2009’dan bu yana Mersin Tüp Bebek Merkezi’nde görev yapmakta ve merkezin direktörlüğünü yürütmektedir.