

Tüp bebek tedavisinde laboratuvarda birden fazla embriyo geliştiğinde önemli aşamalardan biri, transfer için uygun embriyonun belirlenmesidir. Ancak embriyo seçimi yalnızca mikroskop altında “güzel görünen” embriyoyu seçmekten ibaret değildir. Embriyonun gelişim aşaması, hücre yapısı, bölünme düzeni, blastokist özellikleri ve gerekli durumlarda genetik değerlendirme gibi farklı bilgiler birlikte ele alınabilir.
Bu nedenle “kaliteli embriyo nasıl anlaşılır?” sorusunun tek bir cevabı yoktur. Embriyo değerlendirmesi, laboratuvar bulguları ile çiftin klinik özellikleri birlikte değerlendirilerek yapılır. Güncel ESHRE/ALPHA önerileri de embriyo morfolojisinin standart kriterlerle değerlendirilmesini ve embriyoların transfer açısından sıralanmasını ele almaktadır.
Tüp bebek tedavisinde her embriyo aynı gelişim potansiyeline sahip olmayabilir. Döllenmeden sonra embriyoların gelişim hızları ve morfolojik özellikleri farklılaşabilir. Bazı embriyolar erken dönemde iyi görünürken daha sonraki günlerde gelişimini sürdüremeyebilir.
Embriyo seçiminin temel amacı, mevcut embriyolar arasından transfer açısından daha uygun görülen embriyoyu veya embriyoları belirlemeye yardımcı olmaktır. Bununla birlikte hiçbir morfolojik değerlendirme, tek başına gebelik veya canlı doğum sonucunu kesin olarak öngöremez.
Blastokist aşamasına kadar kültür, uygun hastalarda embriyoların gelişim potansiyelinin değerlendirilmesine daha fazla zaman sağlayabilir. Ancak laboratuvar koşulları, hasta özellikleri ve embriyo sayısı gibi faktörler nedeniyle her tedavide aynı yaklaşım uygulanmaz.
Embriyo seçimi sırasında öncelikle embriyoların gelişim aşaması ve morfolojik özellikleri değerlendirilir. Embriyoloji laboratuvarında yapılan bu değerlendirme, döllenmeden sonraki günlere göre farklı kriterler içerir.
Genel olarak şu özellikler dikkate alınabilir:
ESHRE/ALPHA’nın güncel morfoloji değerlendirme yaklaşımı, oositten zigota, erken dönem embriyodan blastokiste kadar farklı gelişim aşamalarında standart değerlendirme kriterlerinin kullanılmasını amaçlamaktadır.
“Kaliteli embriyo” ifadesi çoğunlukla embriyonun morfolojik ve gelişimsel özelliklerini tanımlamak için kullanılır. Buradaki kalite, embriyonun mikroskop altında değerlendirilen özellikleriyle ilgilidir ve genetik olarak normal olduğu anlamına gelmez.
Örneğin bir embriyo düzenli hücre yapısına, düşük fragmentasyona ve uygun gelişim hızına sahip olabilir. Buna karşın embriyonun kromozomlarının normal olduğu yalnızca bu görüntüye bakılarak kesin biçimde söylenemez.
Bu ayrım önemlidir. Çünkü embriyo morfolojisi ile embriyonun kromozomal yapısı aynı kavramlar değildir.
Embriyo morfolojisi, embriyonun mikroskop altında görülen yapısal özelliklerinin değerlendirilmesidir. Erken gelişim dönemlerinde hücre sayısı, hücrelerin birbirine göre büyüklüğü ve fragmentasyon gibi özellikler dikkate alınabilir.
Embriyo blastokist aşamasına ulaştığında ise değerlendirme daha ayrıntılı hale gelir. Blastokistin genişleme düzeyi ile birlikte iç hücre kitlesi ve trofoektoderm değerlendirilir.
Bu değerlendirme için kullanılan sınıflandırmalardan biri Gardner sistemidir. Bu sistemde blastokistin genişleme ve dış zarından çıkma durumu 1 ile 6 arasında derecelendirilirken, iç hücre kitlesi ve trofoektoderm ayrıca değerlendirilir.
Blastokist derecelendirmesinde kullanılan sayısal ve harfli ifadeler ilk bakışta karmaşık görünebilir.
Örneğin bir embriyonun “4AA” şeklinde derecelendirildiğini düşünelim. Buradaki “4”, blastokistin genişleme düzeyini; ilk “A”, iç hücre kitlesinin; ikinci “A” ise trofoektodermin morfolojik değerlendirmesini ifade eder.
Ancak bu derecelendirme bir “başarı yüzdesi” değildir. Aynı şekilde daha yüksek bir morfolojik derece, embriyonun kesin olarak gebelik oluşturacağı anlamına gelmez.
Embriyolar laboratuvar ortamında farklı hızlarda gelişebilir. Tüp bebek tedavisinde embriyoların 5. veya 6. günde blastokist aşamasına ulaşması sık kullanılan bir değerlendirme noktasıdır.
Bazı embriyolar ise daha geç gelişebilir. Güncel bilimsel veriler, özellikle genetik olarak normal olduğu gösterilmiş bazı embriyoların 6. günde blastokist aşamasına ulaşmasının tek başına transfer açısından elenme nedeni olmadığını göstermektedir. Bununla birlikte embriyonun gelişim günü, morfolojik özellikleri ve diğer laboratuvar bulguları birlikte değerlendirilir.
Dolayısıyla yalnızca “5. gün embriyosu” veya “6. gün embriyosu” ifadesine bakarak bir embriyonun kesin olarak daha iyi veya daha kötü olduğu söylenemez.
Fragmentasyon, embriyo hücreleri arasında görülebilen ve normal hücresel yapının dışında kalan sitoplazmik parçaları ifade eder. Embriyonun değerlendirilmesinde fragmentasyon miktarı ve dağılımı dikkate alınabilen morfolojik özelliklerden biridir.
Genellikle daha düşük fragmentasyon oranı daha olumlu morfolojik özelliklerden biri olarak değerlendirilir. Ancak embriyonun diğer özellikleri de göz önünde bulundurulmalıdır.
Bu nedenle tek başına fragmentasyon oranına bakılarak transfer kararı verilmesi doğru bir yaklaşım değildir.
Time-lapse sistemleri, embriyoların gelişimini belirli aralıklarla görüntüleyerek embriyonun gelişim sürecinin kesintisiz şekilde takip edilmesine olanak sağlayabilir.
Klasik değerlendirmede embriyo belirli zamanlarda mikroskop altında incelenirken time-lapse sistemlerinde hücre bölünmeleri ve bazı gelişimsel olayların zamanlaması daha ayrıntılı takip edilebilir.
Bu yaklaşım “morfokinetik değerlendirme” olarak adlandırılan gelişimsel zamanlama bilgilerinin elde edilmesini sağlar. ESHRE, time-lapse teknolojisinin kullanımına ilişkin iyi uygulama önerileri yayımlamış olmakla birlikte, elde edilen zamanlama verilerinin embriyo seçimi üzerindeki klinik değerinin her durumda aynı kabul edilmemesi gerektiğini vurgulayan bilimsel değerlendirmeler bulunmaktadır.
Bu nedenle time-lapse kullanılması, tek başına gebelik sonucunu garanti eden bir yöntem olarak değerlendirilmemelidir.
PGT-A, embriyolardaki kromozom sayısına ilişkin bilgi elde etmek amacıyla uygulanan preimplantasyon genetik test yöntemlerinden biridir. Test genellikle blastokist aşamasındaki embriyodan alınan hücre örneğinin genetik olarak incelenmesini içerir.
PGT-A sonucunda embriyolar kromozomal yapı açısından farklı kategorilerde değerlendirilebilir. Ancak PGT-A’nın tüm tüp bebek hastalarında rutin olarak uygulanmasının yararı konusunda kesin bir görüş bulunmamaktadır.
ASRM’nin 2024 tarihli değerlendirmesinde, PGT-A’nın tüm IVF hastalarında rutin bir tarama testi olarak kullanılmasının değerinin gösterilmediği ve bazı randomize çalışmalarda PGT-A uygulanan ve uygulanmayan gruplarda sonuçların benzer bulunduğu belirtilmektedir.
Bu nedenle PGT-A gerekliliği; yaş, tıbbi öykü, önceki tedaviler, embriyo sayısı ve genetik riskler gibi kişisel özellikler dikkate alınarak hekim tarafından değerlendirilmelidir.
Embriyo değerlendirmesi yalnızca laboratuvar ortamındaki görüntü üzerinden yapılmaz. Kadının yaşı, yumurtalık rezervi, önceki IVF sonuçları, sperm özellikleri, önceki gebelik ve düşük öyküsü ile tedavinin genel özellikleri de değerlendirme sürecinde önem taşır.
Özellikle kadın yaşı ilerledikçe embriyolarda kromozomal düzensizlik görülme olasılığının arttığı bilinmektedir. Bu nedenle aynı morfolojik görünüme sahip iki embriyonun klinik açıdan değerlendirilmesi, her hasta için aynı şekilde yapılamaz.
Embriyo seçimi ile embriyo transfer sayısı da birbirinden farklı konulardır. Güncel yaklaşımlar, uygun hastalarda tek embriyo transferinin çoğul gebelik riskini azaltması açısından önemini vurgulamaktadır.
| Değerlendirme yöntemi | Ne değerlendirilir? | Ne hakkında bilgi verir? |
|---|---|---|
| Morfolojik değerlendirme | Hücre yapısı, fragmentasyon, gelişim görünümü | Embriyonun mikroskopik özellikleri |
| Blastokist değerlendirmesi | Genişleme, iç hücre kitlesi, trofoektoderm | Blastokistin gelişimsel ve morfolojik durumu |
| Time-lapse | Hücre bölünmeleri ve gelişim zamanlaması | Morfokinetik özellikler |
| PGT-A | Kromozom sayısına ilişkin genetik bulgular | Kromozomal yapı hakkında bilgi |
| Klinik değerlendirme | Yaş, öykü ve tedavi özellikleri | Embriyo transferinin kişiye özgü planlanmasına yardımcı olur |
Bu yöntemlerin hiçbiri tek başına bütün embriyoların gebelik potansiyelini kesin biçimde belirleyemez. Embriyoloji laboratuvarındaki değerlendirme ile klinik bilgiler birlikte ele alınmalıdır.
Bir tedavi döngüsünde birden fazla uygun embriyo bulunabilir. Böyle bir durumda embriyoların morfolojik dereceleri, gelişim günleri ve varsa genetik değerlendirme sonuçları karşılaştırılabilir.
Örneğin benzer özelliklere sahip iki blastokist arasında seçim yapılırken genişleme derecesi, iç hücre kitlesi ve trofoektoderm gibi özellikler dikkate alınabilir. PGT-A uygulanmışsa genetik sonuçlar da değerlendirme sürecine dahil olabilir.
Ancak “en yüksek puanlı embriyo kesin olarak gebelik oluşturur” şeklinde bir çıkarım yapmak doğru değildir. Embriyonun rahme tutunması; embriyo dışında endometrium, anne yaşı, rahim özellikleri ve başka biyolojik faktörlerden de etkilenebilen çok aşamalı bir süreçtir.
Hayır. Embriyonun morfolojik olarak iyi görünmesi, gebelik veya canlı doğumun kesin gerçekleşeceği anlamına gelmez.
Morfolojik değerlendirme embriyoları sıralamak ve transfer açısından karar vermeye yardımcı olmak için kullanılır. Bununla birlikte embriyonun kromozomal yapısı, rahim iç tabakasının durumu ve bireysel biyolojik özellikler gibi birçok değişken tedavinin sonucunu etkileyebilir.
Bu nedenle embriyo derecelendirmesi bir tahmin ve sınıflandırma aracıdır; garanti yöntemi değildir.
Embriyo seçimi sırasında genel olarak şu noktalar birlikte değerlendirilir:
Bu faktörlerin hangisinin ne ölçüde önem taşıdığı kişiden kişiye değişebilir. Bu nedenle embriyo seçimi konusunda embriyoloji laboratuvarının değerlendirmesi ile takip eden hekimin klinik değerlendirmesi birlikte ele alınmalıdır.
En kaliteli embriyo, yalnızca tek bir kritere göre belirlenmez. Embriyonun gelişim aşaması, morfolojik özellikleri, blastokist derecesi ve varsa genetik test sonuçları birlikte değerlendirilebilir.
4AA, blastokistin genişleme derecesini ve iç hücre kitlesi ile trofoektodermin morfolojik değerlendirmesini ifade eden bir derecelendirmedir. “AA” ifadesi ilgili iki yapının morfolojik açıdan daha olumlu değerlendirildiğini gösterir. Ancak bu ifade gebelik veya canlı doğum garantisi anlamına gelmez.
Sadece gelişim gününe bakarak bir embriyonun kesin olarak daha iyi olduğu söylenemez. Embriyonun morfolojik özellikleri, genetik değerlendirme sonuçları ve hastanın klinik özellikleri birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle genetik olarak normal olduğu gösterilmiş bazı 6. gün blastokistlerinin de klinik potansiyel taşıdığına ilişkin veriler bulunmaktadır.
Embriyonun morfolojik özellikleri mikroskopik değerlendirme ile incelenebilir. Ancak mikroskop altında iyi görünen bir embriyonun kromozomal olarak normal olduğu yalnızca görünümüne bakılarak kesin şekilde belirlenemez.
Hayır. Time-lapse teknolojisi embriyonun gelişimini ve bazı morfokinetik özelliklerini takip etmeye yardımcı olabilir. Bununla birlikte her hasta için zorunlu bir yöntem değildir ve klinik değerlendirme kapsamında ele alınmalıdır.
PGT-A embriyonun belirli kromozomal özellikleri hakkında bilgi sağlar; embriyoyu morfolojik açıdan “daha kaliteli” hale getiren bir işlem değildir. Ayrıca PGT-A’nın tüm IVF hastalarında rutin uygulanmasının yararı konusunda yeterli kanıt bulunmadığı belirtilmektedir.
Hayır. Embriyo derecesi, embriyonun morfolojik özelliklerinin değerlendirilmesine yardımcı olur ancak gebelik veya canlı doğum sonucunu kesin olarak öngöremez.
Hayır. Transfer edilecek embriyo sayısı hastanın yaşı, embriyo özellikleri, önceki tedavi sonuçları ve ilgili klinik koşullara göre belirlenir. Gereğinden fazla embriyo transferi çoğul gebelik riskini artırabileceğinden, transfer sayısı konusunda güncel klinik öneriler dikkate alınır.
Evet. Aynı morfolojik özelliklere sahip embriyolar farklı hastalarda farklı klinik koşullar içinde değerlendirilebilir. Bu nedenle embriyo seçiminin kişisel tedavi özellikleri dikkate alınarak yapılması gerekir.
Sonuç
Tüp bebek tedavisinde embriyo seçimi, embriyonun yalnızca mikroskop altında nasıl göründüğüne bakılarak yapılan basit bir işlem değildir. Embriyonun gelişim günü, hücresel yapısı, fragmentasyon durumu, blastokist özellikleri ve gerekli durumlarda genetik değerlendirme sonuçları birlikte ele alınabilir.
Özellikle blastokist aşamasında yapılan morfolojik değerlendirme, transfer açısından embriyoların sıralanmasına yardımcı olur. Time-lapse gibi teknolojiler gelişim sürecine ilişkin ek bilgiler sağlayabilirken, PGT-A belirli kromozomal özellikler hakkında bilgi verebilir. Ancak bu yöntemlerin hiçbiri tek başına gebelik veya canlı doğum sonucunu garanti etmez.
Bu nedenle “hangi embriyo daha kaliteli?” sorusunun yanıtı, yalnızca embriyo derecesine bakılarak verilmemelidir. Embriyoloji laboratuvarının değerlendirmesi, hastanın klinik özellikleri ve hekimin tıbbi değerlendirmesi birlikte ele alınmalıdır.
Son Güncelleme Tarihi 3 Eylül 2026 – Op. Dr. Necip Öztürk

Dr. Necip Öztürk (Kadın Hastalıkları ve Doğum / Tüp Bebek) – 1967 Besni doğumludur. GATA’dan 1991’de mezun olmuş, 1994-1998’de GATA Haydarpaşa’da uzmanlık eğitimini tamamlamıştır. TSK’da çeşitli birimlerde hekimlik ve yöneticilik yapmış; 2000-2004’te Van Askeri Hastanesi’nde görev almış, GATA’da ÜYTE (tüp bebek) eğitimi almıştır. Temmuz 2009’da Jandarma Tabip Yarbay rütbesiyle emekli olmuş; 17.08.2009’dan bu yana Mersin Tüp Bebek Merkezi’nde görev yapmakta ve merkezin direktörlüğünü yürütmektedir.