Tüp bebek tedavisinde yumurta ve sperm hücresinin döllenmesinin ardından başlayan embriyo gelişimi, laboratuvar sürecinin önemli aşamalarından biridir. Bu dönemde embriyolar belirli aralıklarla takip edilir ve gelişim özellikleri değerlendirilir. Hastaların sıklıkla duyduğu “iyi kalite embriyo”, “5AA blastosist” veya “3. gün embriyosu” gibi ifadeler de bu değerlendirmelerin sonucunda ortaya çıkar.
Embriyo kalitesi, embriyonun laboratuvar ortamında gözlenen gelişimsel ve morfolojik özelliklerinin belirli kriterlere göre değerlendirilmesini ifade eder. Ancak embriyonun yalnızca mikroskop altındaki görünümüne bakılarak gebeliğin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini kesin olarak öngörmek mümkün değildir. Morfolojik değerlendirme, embriyoların gelişim potansiyelini karşılaştırmak ve transfer ya da dondurma sıralamasında klinik karar sürecine yardımcı olmak amacıyla kullanılan yöntemlerden biridir.
Bu nedenle “kaliteli embriyo kesin tutar” veya “düşük kalite embriyodan gebelik olmaz” şeklindeki ifadeler bilimsel açıdan doğru değildir. Güncel ESHRE/ALPHA uzlaşısında da embriyo derecelendirmesinin temel amaçlarından birinin, kullanılabilecek embriyolar arasında bir sıralama oluşturmak olduğu belirtilmektedir. C sınıfında değerlendirilen bazı blastosistlerin ve daha geç gelişen embriyoların da canlı olabileceği ve klinik kullanım açısından değerlendirilebileceği vurgulanmaktadır.
Embriyo kalitesi, döllenme sonrasında gelişmeye başlayan embriyonun belirli günlerde gösterdiği morfolojik ve gelişimsel özelliklerin embriyoloji laboratuvarında değerlendirilmesiyle oluşturulan bir sınıflandırmadır.
Bu değerlendirme tek bir özelliğe dayanmaz. Embriyonun hangi gelişim aşamasında olduğuna göre incelenen kriterler değişebilir. Örneğin 3. gün embriyosunda hücre sayısı, hücrelerin büyüklüğü ve fragmentasyon gibi özellikler ön plandayken, blastosist aşamasındaki bir embriyoda blastosistin genişleme derecesi, iç hücre kitlesi ve trofoektoderm hücreleri değerlendirilir.
Embriyo kalitesini değerlendirirken kullanılan sistemler laboratuvarlar arasında bazı farklılıklar gösterebilir. Bu nedenle bir merkezde kullanılan sayı veya harf sistemi, başka bir laboratuvarda birebir aynı biçimde kullanılmayabilir. Blastosistlerin değerlendirilmesinde ise Gardner sınıflandırması uluslararası alanda yaygın olarak kullanılan sistemlerden biridir.
Embriyo kalitesi belirlenirken embriyonun gelişim günü ve ulaştığı aşama dikkate alınır. Döllenmeden sonraki ilk günlerde yapılan değerlendirmeler ile 5. veya 6. gündeki blastosist değerlendirmesi aynı kriterlerden oluşmaz.
Genel olarak aşağıdaki özellikler embriyo değerlendirmesinde dikkate alınabilir:
Bu özelliklerin her biri embriyonun gelişimi hakkında farklı bilgiler sağlar. Embriyolog, değerlendirme sırasında yalnızca tek bir parametreye değil, embriyonun gelişim sürecine ve laboratuvarda gözlenen özelliklerin bütününe bakar.
Güncel uluslararası uzlaşı belgelerinde de embriyo değerlendirmesinde gelişim zamanı, morfoloji ve belirli hücresel özelliklerin birlikte ele alınması önerilmektedir.
Embriyo kalitesinin nasıl değerlendirildiğini anlayabilmek için döllenmeden sonraki gelişim sürecini bilmek yararlı olabilir.
Embriyo gelişimi genel olarak şu aşamalardan geçer:
| Dönem | Yaklaşık gelişim aşaması | Değerlendirilen başlıca özellikler |
|---|---|---|
| 1. gün | Zigot | Döllenme bulguları |
| 2. gün | Bölünme dönemi | Hücre sayısı, hücre yapısı, fragmentasyon |
| 3. gün | Bölünme dönemi | Hücre sayısı, simetri, fragmentasyon, çekirdek özellikleri |
| 4. gün | Morula | Kompaksiyon ve gelişim düzeyi |
| 5.-6. gün | Blastosist | Genişleme, iç hücre kitlesi ve trofoektoderm |
| 7. gün | Geç gelişen blastosist | Blastosist gelişimi ve morfolojik özellikler |
Bu zaman çizelgesi her embriyonun aynı hızda gelişeceği anlamına gelmez. Embriyolar arasında biyolojik gelişim farklılıkları bulunabilir.
Güncel ESHRE/ALPHA uzlaşısı, embriyo gelişim zamanlamasının değerlendirmede önemli olduğunu belirtirken embriyoların gelişim hızında farklılıklar görülebileceğine de dikkat çekmektedir.
Yumurta toplama ve döllenme işlemlerinden sonraki ilk değerlendirmelerden biri, döllenmenin gerçekleşip gerçekleşmediğinin kontrol edilmesidir.
Normal döllenmenin değerlendirilmesinde yumurta hücresinde iki pronükleusun görülmesi önemli bulgulardan biridir. Bunlardan biri yumurtadan, diğeri spermden gelen genetik materyalle ilişkilidir.
Embriyoloji laboratuvarında bu aşama, sonraki embriyo gelişiminin başlangıç noktalarından biri olarak kaydedilir. Ancak döllenmiş bir yumurtanın ilerleyen günlerde mutlaka blastosist oluşturacağı söylenemez.
Embriyonun gelişimi dinamik bir süreçtir. Bazı embriyolar erken dönemde uygun özellikler gösterirken daha sonraki aşamalarda gelişimini durdurabilir. Bazıları ise gelişimini sürdürerek blastosist aşamasına ulaşabilir.
Döllenmeden sonraki ikinci ve üçüncü günlerde embriyo “cleavage”, yani bölünme aşamasındadır. Bu dönemde embriyoyu oluşturan hücrelere blastomer adı verilir.
Bölünme dönemindeki embriyolar değerlendirilirken hücre sayısı kadar hücrelerin yapısı ve bölünmenin özellikleri de önem taşır.
Embriyonun bulunduğu güne uygun bir bölünme göstermesi değerlendirmede kullanılan kriterlerden biridir.
ESHRE ve ALPHA’nın güncellenen İstanbul Uzlaşısı’nda, diğer uygun özelliklerle birlikte 2. günde yaklaşık 4 hücreli ve 3. günde yaklaşık 8 hücreli embriyoların önceliklendirilebileceği belirtilmektedir.
Bununla birlikte hücre sayısı tek başına embriyonun gelecekteki gelişimini belirlemez. Embriyonun diğer morfolojik özellikleri ve sonraki günlerde gelişimini sürdürüp sürdürmediği de değerlendirilir.
Bölünme aşamasındaki embriyolarda blastomerlerin gelişim aşamasına uygun büyüklükte olması değerlendirmeye alınan özelliklerden biridir.
Belirgin hücre büyüklüğü farklılıkları bazı sınıflandırma sistemlerinde embriyonun derecesini etkileyebilir. Bununla birlikte embriyo değerlendirmesi yalnızca hücrelerin birbirine ne kadar benzediğine indirgenmemelidir.
Embriyo kalitesi değerlendirilirken sık kullanılan kavramlardan biri fragmentasyondur.
Fragmentasyon, hücre bölünmesi sırasında embriyo içerisinde görülebilen çekirdeksiz sitoplazmik parçacıkları ifade eder. Fragmentasyonun miktarı arttıkça embriyonun morfolojik derecesi bazı sınıflandırma sistemlerinde daha düşük değerlendirilebilir.
2011 İstanbul Uzlaşısı’nda bölünme dönemindeki embriyolar için fragmentasyon oranı temel değerlendirme kriterlerinden biri olarak tanımlanmıştır. Buna göre yüzde 10’un altında fragmentasyon, diğer uygun morfolojik özelliklerle birlikte daha iyi morfolojik sınıflandırmayla ilişkilendirilmiştir.
Ancak fragmentasyon oranı tek başına gebelik sonucunu belirleyen bir test değildir. Embriyonun gelişim süreci bütün olarak değerlendirilmelidir.
Normal koşullarda blastomerlerde çekirdek yapısı belirli özellikler gösterir. Bir hücre içerisinde birden fazla çekirdeğin görülmesi multinükleasyon olarak adlandırılır.
Bu bulgu, bölünme aşamasındaki embriyolar değerlendirilirken dikkate alınabilen morfolojik özelliklerden biridir. Embriyoloğun değerlendirmesi, hücre sayısı, fragmentasyon ve diğer gelişim özellikleriyle birlikte yapılır.
Hastaların sık sorduğu sorulardan biri, “3. gün kaliteli embriyo kaç hücreli olur?” sorusudur.
Klasik morfolojik değerlendirmede 3. gün civarında 8 hücreye ulaşmış, hücreleri gelişim aşamasına uygun büyüklükte olan ve düşük düzeyde fragmentasyon gösteren embriyolar uygun morfolojik özelliklere sahip olarak değerlendirilebilir. Güncellenen ESHRE/ALPHA uzlaşısı da 3. günde 8 hücreli, yüzde 10’dan az fragmentasyon gösteren ve uygun diğer hücresel özelliklere sahip embriyoların önceliklendirilebileceğini belirtmektedir.
Ancak 3. günde tam olarak 8 hücreli olmayan bir embriyonun gelişimini sürdüremeyeceği anlamı çıkarılmamalıdır. Gelişim hızları embriyolar arasında farklılık gösterebilir.
Bu nedenle yalnızca hücre sayısına bakarak embriyonun “iyi” veya “kötü” olduğu sonucuna varmak uygun değildir.
Embriyo gelişiminin yaklaşık dördüncü gününde hücreler birbirleriyle daha yakın temas kurmaya ve sınırları daha az belirgin hâle gelmeye başlar. Bu süreç kompaksiyon olarak adlandırılır.
Kompaksiyonun ilerlemesiyle embriyo morula adı verilen gelişim aşamasına ulaşır.
Morula değerlendirmesinde hücrelerin kompaksiyon sürecine katılımı ve embriyonun genel gelişim görünümü incelenebilir. Klasik İstanbul Uzlaşısı’nda embriyo hacminin büyük bölümünü kapsayan kompaksiyon uygun gelişim özelliklerinden biri olarak tanımlanmıştır.
Morula aşamasından sonra embriyo içerisinde sıvı dolu bir boşluk oluşmaya başlar ve blastosist gelişimi gerçekleşir.
Blastosist, embriyonun döllenmeden sonraki yaklaşık 5. veya 6. günlerde ulaşabildiği ileri gelişim aşamasıdır. Bazı embriyolarda blastosist gelişimi daha geç gerçekleşebilir.
Blastosist aşamasında embriyonun yapısı bölünme dönemine göre belirgin biçimde değişir.
Üç temel yapı değerlendirilir:
İç hücre kitlesi ilerleyen gelişim sürecinde embriyonik dokularla ilişkili hücre grubudur. Trofoektoderm ise blastosistin dış kısmında yer alan hücre tabakasıdır ve plasental dokuların gelişimiyle ilişkilidir.
Blastosist kalitesi değerlendirilirken bu yapıların morfolojik özellikleri ve blastosistin genişleme düzeyi birlikte incelenir.
Beşinci güne ulaşan embriyolarda blastosist gelişiminin hangi aşamada olduğu değerlendirilir.
Embriyolog öncelikle blastosistin genişleme derecesine bakar. Ardından iç hücre kitlesi ve trofoektoderm değerlendirilerek blastosiste bir derece verilebilir.
Blastosist derecelendirmesinde yaygın olarak Gardner sınıflandırması kullanılmaktadır. Güncel ESHRE/ALPHA uzlaşısı da blastosistlerin sınıflandırılmasında Gardner sisteminin kullanılmasını önermektedir.
Bu sistem nedeniyle hastalar embriyoloji raporlarında “4AA”, “4AB”, “3BB” veya benzeri ifadeler görebilir.
Gardner sınıflandırmasında blastosist kalitesi genellikle bir sayı ve iki harfle ifade edilir.
Örneğin:
4AA
Buradaki her karakter farklı bir özelliği gösterir.
Bu nedenle yalnızca harflere bakmak yerine sayının ve harflerin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Gardner sisteminde blastosistin gelişim ve genişleme aşaması genel olarak 1 ile 6 arasında sınıflandırılır.
| Derece | Genel açıklama |
| 1 | Erken blastosist |
| 2 | Blastosist boşluğunun embriyonun yaklaşık yarısını veya daha fazlasını kapladığı aşama |
| 3 | Blastosist boşluğunun embriyoyu doldurduğu tam blastosist |
| 4 | Genişlemiş blastosist |
| 5 | Zona pellucidadan çıkmaya başlayan blastosist |
| 6 | Zona pellucidadan çıkmış blastosist |
Buradaki sayı doğrudan “kalite puanı” şeklinde yorumlanmamalıdır. Örneğin 6 sayısı, “1’den altı kat daha kaliteli” anlamına gelmez. Sayı esas olarak blastosistin gelişim ve genişleme aşamasını ifade eder.
Blastosistin içerisindeki iç hücre kitlesi, Gardner sınıflandırmasında harflerle değerlendirilebilir.
Genel olarak:
A: Çok sayıda ve birbirine sıkı biçimde yerleşmiş hücrelerin bulunduğu belirgin bir iç hücre kitlesi.
B: Daha gevşek gruplanmış veya hücre sayısı A derecesine göre daha sınırlı bir iç hücre kitlesi.
C: Daha az sayıda hücre içeren ve daha güç ayırt edilen iç hücre kitlesi.
Bu harfler embriyonun morfolojik görünümünü sınıflandırmak için kullanılır. Tek başına gebeliğin oluşup oluşmayacağını göstermez.
Trofoektoderm blastosistin dış bölümünü oluşturan hücre tabakasıdır.
Gardner sınıflandırmasında trofoektoderm de genel olarak A, B ve C şeklinde değerlendirilebilir.
A: Çok sayıda hücrenin düzenli ve bütünlük gösteren bir tabaka oluşturduğu görünüm.
B: Daha az sayıda hücreden oluşan ve daha gevşek yapıdaki görünüm.
C: Hücre sayısının daha az olduğu görünüm.
Gardner derecelendirmesinde blastosist değerlendirmesi genişleme aşaması, iç hücre kitlesi ve trofoektoderm özelliklerinden oluşur.
Embriyo raporlarında görülen sayı ve harf kombinasyonları ilk bakışta karmaşık görünebilir.
Örneğin 4AA, genişlemiş blastosist aşamasındaki bir embriyoda hem iç hücre kitlesinin hem de trofoektodermin A kategorisinde değerlendirildiğini ifade eder.
4AB ifadesinde ise genişleme derecesi 4’tür. İç hücre kitlesi A, trofoektoderm B olarak değerlendirilmiştir.
3BB, tam blastosist aşamasındaki bir embriyoda hem iç hücre kitlesinin hem de trofoektodermin B kategorisinde olduğunu ifade eder.
5AA ise zona pellucidadan çıkmaya başlayan bir blastosisti ve A olarak değerlendirilen iç hücre kitlesi ile trofoektodermi tarif eder.
Bu sınıflandırmalar morfolojik bir tanımlamadır. Örneğin 4AA embriyonun mutlaka gebelik oluşturacağı veya BB sınıfındaki bir embriyonun gebelik oluşturamayacağı şeklinde yorumlanmamalıdır.
Halk arasında “A kalite embriyo” veya “B kalite embriyo” ifadeleri kullanılabilmektedir. Ancak blastosist değerlendirmesinde tek bir A, B veya C harfi yerine embriyonun hangi bölümünün değerlendirildiğine dikkat edilmelidir.
Gardner sisteminde ilk harf iç hücre kitlesini, ikinci harf ise trofoektodermi tanımlar.
Bu nedenle “B kalite embriyo” şeklindeki tek başına bir ifade, embriyoloji raporundaki tüm bilgiyi yansıtmayabilir.
Ayrıca C derecesi bulunan bir blastosistin otomatik olarak “kullanılamaz embriyo” kabul edilmesi doğru değildir. Güncel ESHRE/ALPHA uzlaşısında C dereceli iç hücre kitlesi veya trofoektodermi bulunan bazı blastosistlerin canlı olabileceği ve klinik kullanım için değerlendirilebileceği belirtilmektedir.
Embriyonun transfer veya dondurma açısından uygunluğuna ilişkin karar, embriyoloji laboratuvarının değerlendirmesi ve tedaviyi yürüten ekibin klinik yaklaşımı doğrultusunda kişiye özel olarak verilir.
Bu sorunun her hasta için geçerli tek bir cevabı yoktur.
Blastosist aşamasına kadar devam eden kültür, embriyonun gelişiminin birkaç gün daha laboratuvar ortamında gözlenmesine olanak sağlar. Böylece embriyolar arasında gelişimini sürdürenlerin değerlendirilmesi mümkün olabilir.
Ancak bu durum, her hastada mutlaka 5. gün transferinin yapılması gerektiği anlamına gelmez.
Elde edilen embriyo sayısı, embriyoların gelişimi, hastanın yaşı, önceki tedaviler, laboratuvar koşulları ve klinik planlama gibi birçok faktör transfer gününün belirlenmesinde etkili olabilir.
Bu nedenle 3. gün veya blastosist transferi kararı kişiye özel değerlendirilmelidir.
Embriyo morfolojisi, embriyoların transfer için sıralanmasında kullanılan önemli parametrelerden biridir. Daha uygun morfolojik özelliklere sahip embriyoların bazı çalışmalarda daha yüksek implantasyon potansiyeliyle ilişkili olduğu gösterilmiştir.
Bununla birlikte embriyo kalitesi ile gebelik arasında birebir ve kesin bir ilişki yoktur.
Bir embriyonun morfolojik olarak uygun görünmesi, gebeliği garanti etmez. Benzer şekilde daha düşük morfolojik derecede değerlendirilen bir embriyodan gebelik gelişmesi de mümkündür.
ESHRE/ALPHA’nın güncel değerlendirmesinde de blastosist derecesi ile gebelik sonucu arasında basit ve doğrusal bir ilişki olmadığı, farklı derecelerdeki bazı embriyoların benzer gebelik olasılıklarına sahip olabileceği belirtilmektedir.
Gebelik süreci yalnızca embriyo morfolojisine bağlı değildir. Embriyonun biyolojik özelliklerinin yanı sıra rahim içi koşullar ve hastaya ait çeşitli klinik faktörler de sürecin bir parçasıdır.
Hayır. Embriyonun morfolojik olarak uygun görünmesi ile kromozomal yapısının normal olması aynı kavram değildir.
Embriyo derecelendirmesi esas olarak embriyonun laboratuvarda gözlenebilen morfolojik ve gelişimsel özelliklerini değerlendirir. Mikroskop altında uygun görünen bir embriyonun kromozomal yapısı hakkında yalnızca görüntüsüne bakılarak kesin bir sonuca ulaşılamaz.
Benzer şekilde daha düşük morfolojik derecede değerlendirilen bir embriyonun kromozomal durumu da yalnızca görünümünden belirlenemez.
Bu nedenle “AA embriyo genetik olarak normaldir” gibi bir çıkarım doğru değildir.
Genetik değerlendirme farklı bir süreçtir ve yalnızca tıbbi gereklilikler doğrultusunda, ilgili mevzuat ve güncel klinik yaklaşımlar çerçevesinde ele alınmalıdır.
Kadın yaşı, üreme biyolojisinde önemli faktörlerden biridir. Yaş ilerledikçe yumurtalık rezervinin yanı sıra yumurtaların biyolojik özelliklerinde ve kromozomal yapı açısından beklenen oranlarda değişiklikler görülebilir.
Ancak belirli bir yaştaki her hastanın aynı embriyo gelişimine sahip olacağını söylemek mümkün değildir.
Aynı yaş grubundaki iki hastanın yumurtalık rezervi, elde edilen yumurta sayısı, döllenme oranları ve embriyo gelişimleri birbirinden farklı olabilir.
Bu nedenle yaş önemli bir klinik faktör olmakla birlikte embriyo kalitesi bireysel olarak değerlendirilmelidir.
Embriyo hem yumurtadan hem de spermden gelen genetik materyali taşır. Bu nedenle embriyo gelişimi değerlendirilirken yalnızca kadın faktörlerinin düşünülmesi doğru değildir.
Sperm hücresine ait çeşitli özellikler döllenme ve sonraki embriyonik gelişim süreçleriyle ilişkili olabilir.
Ancak rutin semen analizinde değerlendirilen parametrelerle embriyonun gelecekteki kalitesini kesin olarak öngörmek mümkün değildir. Çiftin değerlendirmesi kadın ve erkek faktörlerinin birlikte ele alınmasını gerektirir.
Embriyo değerlendirmesi belirli bir andaki görüntünün kaydedilmesidir. Oysa embriyo gelişimi sürekli devam eden dinamik bir süreçtir.
Örneğin 3. günde benzer özellikler gösteren iki embriyodan biri 5. günde blastosist oluşturabilirken diğeri gelişimini durdurabilir. Aynı şekilde blastosist gelişiminin 5. gün yerine 6. günde gerçekleşmesi mümkündür.
Bu nedenle embriyo kalitesi değerlendirmesi “bir kez verilen ve embriyonun bütün geleceğini belirleyen puan” şeklinde düşünülmemelidir.
Embriyologlar gelişim aşamasına göre farklı zamanlarda farklı kriterleri değerlendirebilir.
Hayır. Bir embriyonun 6. günde blastosist aşamasına ulaşması tek başına onun “kalitesiz” olduğu anlamına gelmez.
Blastosist gelişimi 5., 6. ve bazı durumlarda daha ileri günlerde gerçekleşebilir. Güncel ESHRE/ALPHA uzlaşısında blastosist oluşum günü, genişleme aşaması, iç hücre kitlesi ve trofoektoderm derecesinin birlikte değerlendirilmesi gereken özellikler arasında olduğu belirtilmektedir.
Dolayısıyla yalnızca gelişim gününe bakılarak embriyo hakkında kesin bir yargıya varılmamalıdır.
Embriyonun morfolojik özellikleri, gelişim zamanı ve hastaya ait klinik koşullar birlikte değerlendirilmelidir.
Morfolojik derecesi daha düşük olan bir embriyodan gebelik gelişmesi mümkündür. Embriyo sınıflandırması olasılıkların değerlendirilmesine yardımcı olur; sonucu kesin biçimde belirleyen bir yöntem değildir.
Özellikle blastosist derecelendirmesinde C sınıfı özelliklerin bulunması, embriyonun mutlaka gelişim potansiyeline sahip olmadığı anlamına gelmez. Güncel uluslararası uzlaşı da C dereceli blastosistlerin bir bölümünün canlı olabileceğine dikkat çekmektedir.
Bu nedenle hastaların embriyo raporlarında gördükleri harf ve sayıları tek başına yorumlamamaları önemlidir.
Embriyoloji laboratuvarının açıklaması ve tedaviyi yürüten hekimin klinik değerlendirmesi esas alınmalıdır.
Embriyo değerlendirmesinde uluslararası kabul gören kriterler bulunmakla birlikte kullanılan raporlama sistemleri laboratuvarlar arasında farklılık gösterebilir.
Özellikle bölünme dönemindeki embriyolar için birden fazla derecelendirme yaklaşımı bulunmaktadır. Blastosist değerlendirmesinde ise Gardner, SART ve farklı uyarlanmış sistemlerle karşılaşılabilir.
Bu nedenle başka bir merkezden alınan embriyo raporundaki “1. kalite” ifadesi ile farklı bir laboratuvarın kullandığı “A kalite” ifadesinin otomatik olarak aynı anlama geldiği düşünülmemelidir.
Embriyo raporunun kullanılan sınıflandırma sistemiyle birlikte değerlendirilmesi daha doğru olacaktır.
Time-lapse sistemleri, embriyoların gelişiminin belirli aralıklarla görüntülenmesine olanak sağlayan inkübatör ve görüntüleme teknolojileridir.
Klasik morfolojik değerlendirmede embriyo belirli zamanlarda incelenirken time-lapse teknolojisi hücre bölünmelerinin zamanlaması ve gelişim sırasında ortaya çıkan bazı olaylar hakkında daha fazla veri sağlayabilir.
Bu veriler “morfokinetik” özellikler olarak adlandırılabilir.
Bununla birlikte time-lapse sistemlerinin kullanılması, tek başına gebelik veya canlı doğum sonucunun daha yüksek olacağı anlamına gelmez. Güncel bilimsel değerlendirmelerde bazı morfokinetik parametrelerin embriyo gelişimiyle ilişkili olabileceği, ancak time-lapse algoritmalarıyla yapılan seçimin standart morfolojik değerlendirmeye kıyasla canlı doğum oranını artırdığının kesin olarak gösterilemediği belirtilmektedir.
Yapay zekâ tabanlı görüntü analiz sistemleri, yardımcı üreme teknikleri alanında araştırılan konulardan biridir.
Bu sistemler embriyo görüntülerinden veya time-lapse verilerinden elde edilen çok sayıda parametreyi analiz ederek embriyoların sınıflandırılmasına yardımcı olmayı amaçlar.
Ancak yapay zekâ tabanlı sistemlerin embriyoloji laboratuvarlarında kullanımı gelişmekte olan bir alandır. Güncel veriler, bu sistemlerin deneyimli embriyolog değerlendirmesinin yerine geçen ve gebelik sonucunu kesin olarak öngören yöntemler şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini göstermektedir.
Bu soru özellikle tüp bebek tedavisine hazırlanan hastalar tarafından sık sorulur.
Embriyo oluştuktan sonra hastanın günlük yaşamda yapacağı belirli bir uygulamayla embriyonun laboratuvardaki derecesini doğrudan değiştirebilmesini sağlayan kanıtlanmış bir yöntemden söz etmek doğru değildir.
Embriyo gelişimi; yumurta ve sperm hücrelerinin biyolojik özellikleri, yaş, bireysel faktörler ve laboratuvar süreci gibi çok sayıda değişkenle ilişkilidir.
Bu nedenle internette “embriyo kalitesini kesin artırdığı” ileri sürülen ilaç, besin veya takviyelere temkinli yaklaşılmalıdır. Tüp bebek tedavisi sırasında ilaç veya takviye kullanımı konusunda kişisel sağlık durumu ve tedavi protokolü dikkate alınmalı, hekim değerlendirmesi olmadan değişiklik yapılmamalıdır.
Hayır. Embriyonun morfolojik açıdan yüksek derecede değerlendirilmesi gebelik garantisi anlamına gelmez.
Embriyonun rahim içine transfer edilmesinden sonra implantasyon adı verilen oldukça karmaşık bir biyolojik süreç gerçekleşir. Bu süreç yalnızca embriyonun mikroskop altındaki görünümüne bağlı değildir.
Embriyoya ait faktörlerin yanında rahim içi ortam ve hastaya ait klinik özellikler de değerlendirilir.
Dolayısıyla embriyo derecesi, tedavi sonucunu değerlendirmek için kullanılan bilgilerden yalnızca biridir.
Embriyo gelişimi çok aşamalı bir biyolojik süreç olduğu için tek bir sayıyla tüm gelişim potansiyelini ifade etmek mümkün değildir.
Örneğin iki blastosist aynı genişleme derecesinde olabilir ancak iç hücre kitlesi veya trofoektoderm yapıları farklı değerlendirilebilir. Benzer şekilde aynı morfolojik dereceye sahip iki embriyonun gelişim günü farklı olabilir.
Güncel ESHRE/ALPHA yaklaşımında blastosistlerin değerlendirilmesinde özellikle şu özelliklerin birlikte dikkate alınması önerilmektedir:
Bu parametrelerin birbirlerine göre ağırlığının her klinik durumda aynı olmadığı ve embriyo sıralamasının birden fazla değişkenin birlikte değerlendirilmesini gerektirdiği belirtilmektedir.
Bu nedenle hastaların yalnızca “AA mı, BB mi?” sorusuna odaklanmak yerine embriyonun bütün gelişim sürecini değerlendiren embriyoloji raporunu dikkate almaları daha doğru olur.
Embriyo raporunda döllenme durumu, gelişim günü, hücre sayısı, morfolojik değerlendirme veya blastosist derecesi gibi bilgiler bulunabilir.
Raporun içeriği merkezin kullandığı laboratuvar sistemine göre değişebilir.
Örneğin raporda 4AA yazması, Gardner sisteminin kullanıldığı varsayıldığında genişlemiş blastosist aşamasındaki embriyonun iç hücre kitlesi ve trofoektoderminin A kategorisinde değerlendirildiğini gösterebilir.
Ancak bu bilginin gebelik yüzdesine doğrudan çevrilmesi doğru değildir.
Hastanın yaşı, tedavi öyküsü, embriyonun gelişim günü, transfer planı ve diğer klinik faktörler bilinmeden yalnızca embriyo derecesinden kişiye özgü gebelik olasılığı hesaplanamaz.
Embriyo kalitesi, embriyoloji laboratuvarında embriyonun gelişim aşamasına uygun kriterler kullanılarak değerlendirilir. Bölünme döneminde hücre sayısı, hücrelerin yapısı ve fragmentasyon gibi özellikler; blastosist döneminde ise genişleme derecesi, iç hücre kitlesi ve trofoektoderm yapısı incelenebilir.
Embriyoları tek bir harf veya sayıya göre “en iyi” şeklinde tanımlamak uygun değildir. Gardner sisteminde AA gibi dereceler morfolojik açıdan daha uygun özellikleri tarif edebilir ancak bu sınıflandırma gebelik sonucunu garanti etmez. Embriyolar gelişim günü ve diğer klinik özelliklerle birlikte değerlendirilir.
Gardner sınıflandırmasında 4AA; genişlemiş blastosist aşamasında bulunan, iç hücre kitlesi A ve trofoektodermi A kategorisinde değerlendirilen bir blastosisti ifade eder. Bu morfolojik bir sınıflandırmadır ve gebeliğin kesin gerçekleşeceği anlamına gelmez.
5AA, Gardner sisteminde zona pellucidadan çıkmaya başlayan blastosist aşamasını ve iç hücre kitlesi ile trofoektodermin A kategorisinde değerlendirildiğini ifade eder. Sayı gelişim aşamasını, harfler ise iki farklı hücresel yapının morfolojik değerlendirmesini gösterir.
BB olarak değerlendirilen bir blastosistten gebelik gelişmesi mümkündür. Embriyo derecelendirmesi olasılıkları karşılaştırmaya yardımcı olur ancak tek başına gebelik sonucunu belirlemez.
C derecesine sahip iç hücre kitlesi veya trofoektodermi bulunan bazı blastosistler canlı olabilir ve klinik kullanım açısından değerlendirilebilir. Güncel ESHRE/ALPHA uzlaşısı da C dereceli blastosistlerin otomatik olarak kullanılamaz kabul edilmemesi gerektiğine işaret etmektedir.
Klasik morfolojik değerlendirmede 3. gün civarında 8 hücreli, düşük fragmentasyon gösteren ve gelişim aşamasına uygun hücre özelliklerine sahip embriyolar önceliklendirilebilir. Bununla birlikte embriyoların gelişim hızları farklılık gösterebilir ve yalnızca hücre sayısına göre karar verilmez.
Blastosist aşamasında embriyoyu oluşturan hücreler artık 3. gündeki gibi tek tek hücre sayısı üzerinden değerlendirilmez. Blastosistin genişleme aşaması, iç hücre kitlesi ve trofoektoderm yapısı gibi özellikler incelenir.
Bu şekilde doğrudan bir karşılaştırma yapmak doğru değildir. Bunlar embriyonun farklı gelişim aşamalarıdır. Transfer gününün belirlenmesi embriyo sayısı, gelişim özellikleri, hastanın klinik durumu ve tedavi planına göre kişiden kişiye değişebilir.
Hayır. Morfolojik embriyo değerlendirmesi embriyonun mikroskop altında gözlenebilen gelişim özelliklerini sınıflandırır. Embriyonun morfolojik olarak yüksek derecede değerlendirilmesi kromozomal olarak normal olduğunu tek başına göstermez.
Embriyo gelişimi dinamiktir. Erken dönemde uygun morfolojik özelliklere sahip bir embriyo ilerleyen günlerde gelişimini yavaşlatabilir veya durdurabilir. Bu nedenle değerlendirme, embriyonun bulunduğu gelişim aşamasına göre yapılır.
Hayır. Blastosist gelişiminin 6. günde gerçekleşmesi tek başına embriyonun kalitesiz olduğu anlamına gelmez. Gelişim günü, blastosistin genişleme derecesi, iç hücre kitlesi ve trofoektoderm özellikleri birlikte değerlendirilmelidir.
Embriyo morfolojisi, embriyoların transfer için sıralanmasında kullanılan faktörlerden biridir ancak gebelik olasılığını tek başına belirlemez. Hasta yaşı, embriyoya ait biyolojik özellikler, rahim içi koşullar ve diğer klinik faktörler de süreçte rol oynayabilir.
Belirli bir yiyecek veya takviyenin oluşmuş bir embriyonun laboratuvardaki derecesini kesin olarak yükselttiğini söylemek mümkün değildir. Tedavi sırasında kullanılacak ilaç ve takviyeler kişisel sağlık durumu dikkate alınarak hekimle birlikte değerlendirilmelidir.
Tüp bebek tedavisinde embriyo kalitesi, embriyoların gelişim sürecini değerlendirmek ve transfer ya da dondurma için embriyoların sıralanmasına yardımcı olmak amacıyla kullanılan önemli laboratuvar verilerinden biridir.
Değerlendirme kriterleri embriyonun bulunduğu gelişim aşamasına göre değişir. İkinci ve üçüncü günlerde hücre sayısı, hücre yapısı ve fragmentasyon gibi özellikler incelenirken; blastosist aşamasında genişleme derecesi, iç hücre kitlesi ve trofoektoderm yapısı ön plana çıkar.
Gardner sınıflandırmasında kullanılan 4AA, 4AB veya 3BB gibi ifadeler bu morfolojik özellikleri standart bir biçimde tanımlamaya yardımcı olur. Ancak embriyo derecesi gebeliğin gerçekleşeceğini veya gerçekleşmeyeceğini kesin olarak göstermez.
Bu nedenle embriyo kalitesi, tedavinin sonucunu belirleyen tek bir “başarı puanı” olarak görülmemelidir. Embriyonun gelişim günü ve morfolojik özelliklerinin yanı sıra hastanın yaşı, tedavi öyküsü ve diğer klinik faktörler birlikte değerlendirilmelidir. Embriyo raporlarının kişiye özgü yorumlanmasında embriyolog ve tedaviyi yürüten hekimin değerlendirmesi önem taşır.
Son Güncelleme Tarihi 3 Eylül 2026 – Op. Dr. Necip Öztürk

Dr. Necip Öztürk (Kadın Hastalıkları ve Doğum / Tüp Bebek) – 1967 Besni doğumludur. GATA’dan 1991’de mezun olmuş, 1994-1998’de GATA Haydarpaşa’da uzmanlık eğitimini tamamlamıştır. TSK’da çeşitli birimlerde hekimlik ve yöneticilik yapmış; 2000-2004’te Van Askeri Hastanesi’nde görev almış, GATA’da ÜYTE (tüp bebek) eğitimi almıştır. Temmuz 2009’da Jandarma Tabip Yarbay rütbesiyle emekli olmuş; 17.08.2009’dan bu yana Mersin Tüp Bebek Merkezi’nde görev yapmakta ve merkezin direktörlüğünü yürütmektedir.