Sperm testi sonuçları, erkek üreme sağlığının değerlendirilmesinde kullanılan temel laboratuvar verilerinden biridir. Ancak bir spermiogram raporunda yer alan sayıların yalnızca “normal” veya “düşük” olarak okunması, kişinin doğurganlık durumu hakkında kesin bir sonuca ulaşmak için yeterli değildir. Sperm konsantrasyonu, hareketlilik, morfoloji, semen hacmi ve toplam sperm sayısı gibi parametrelerin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Spermiogram sonuçlarında referans aralığının altında bir değer bulunması, kişinin doğal yollarla çocuk sahibi olamayacağı anlamına gelmez. Benzer şekilde bütün değerlerin referans sınırlarında olması da gebeliğin kesin olarak gerçekleşeceğini göstermez. Dünya Sağlık Örgütünün yayımladığı değerler, doğurgan ve infertil erkekler arasında kesin bir sınır değil, klinik değerlendirmeye yardımcı olan istatistiksel referanslardır.
Sonucun doğru yorumlanabilmesi için örneğin nasıl verildiği, cinsel perhiz süresi, örneğin tamamının kaba alınıp alınmadığı, yakın zamanda geçirilen ateşli hastalıklar, kullanılan ilaçlar ve kişinin genel sağlık durumu da dikkate alınmalıdır. Bu nedenle sperm testi değerleri tek başına değil; tıbbi öykü, fizik muayene ve gerekli görülen diğer incelemelerle birlikte ele alınır.
Sperm testi ya da tıbbi adıyla spermiogram, ejakülatın yani boşalma sırasında dışarı atılan semen sıvısının laboratuvar ortamında incelenmesidir. Halk arasında “sperm sayımı” olarak bilinse de test yalnızca sperm hücrelerinin sayısını ölçmez.
Spermiogram sırasında semen sıvısının fiziksel özellikleri ile sperm hücrelerinin sayısal ve işlevsel özellikleri değerlendirilir. İnceleme kapsamında semen hacmi, sperm konsantrasyonu, toplam sperm sayısı, hareketlilik, canlılık ve morfoloji gibi farklı parametreler bulunur.
Dünya Sağlık Örgütünün insan semeninin incelenmesine ilişkin laboratuvar kılavuzu, analiz yöntemlerinin standartlaştırılması ve farklı laboratuvarlardan elde edilen sonuçların karşılaştırılabilir olması amacıyla hazırlanmıştır. Güncel değerlendirmelerde 2021 yılında yayımlanan altıncı baskı temel kaynaklardan biri olarak kullanılmaktadır.
Sperm testi en sık, düzenli ve korunmasız ilişkiye rağmen gebelik elde edilememesi durumunda istenir. Üreme değerlendirmesinin yalnızca kadın üzerinden yürütülmemesi önemlidir. Çiftin her iki üyesinin de eş zamanlı olarak değerlendirilmesi, sürecin daha sistemli ilerlemesini sağlayabilir.
Spermiogram aşağıdaki durumlarda gündeme gelebilir:
Sperm testi, erkek infertilitesi değerlendirmesinin önemli bir parçasıdır. Bununla birlikte tek başına bütün nedenleri ortaya koymaz. Sonuca göre hormon testleri, ultrasonografi, genetik incelemeler veya sperm DNA hasarıyla ilgili ek testler gündeme gelebilir.
Spermiogram için semen örneği genellikle laboratuvarın uygun koşullar sağladığı özel bir alanda, mastürbasyon yoluyla steril bir kaba alınır. Bazı merkezlerde örneğin evde alınmasına izin verilebilir. Ancak bu durumda örneğin uygun sıcaklıkta korunması ve laboratuvara belirtilen süre içerisinde ulaştırılması gerekir.
Örneğin ilk kısmı sperm yoğunluğu bakımından önemli olabilir. Bu nedenle ejakülatın tamamının kaba alınması amaçlanır. Örneğin bir bölümü kabın dışına dökülürse bu durum laboratuvar görevlisine bildirilmelidir. Aksi hâlde semen hacmi ve toplam sperm sayısı gerçekte olduğundan düşük ölçülebilir.
Laboratuvar, testten önce belirli bir süre boşalma olmamasını isteyebilir. Uygulamada çoğunlukla 2-7 günlük cinsel perhiz aralığı kullanılır. Cinsel perhiz süresi rapora kaydedilmeli ve tekrar test yapılacaksa mümkün olduğunca benzer koşullar sağlanmalıdır.
Çok kısa perhiz süresi semen hacmi ve sperm konsantrasyonunu azaltabilir. Gereğinden uzun süre boşalma olmaması ise sperm hareketliliği ve DNA bütünlüğü gibi bazı parametreleri etkileyebilir. Bu nedenle kişinin test yaptıracağı laboratuvarın verdiği hazırlık talimatlarına uyması önemlidir.
Sperm üretimi ve semen özellikleri zaman içinde değişebilir. Tek bir ölçüm günlük, biyolojik ve çevresel değişkenlerden etkilenebilir. Son üç ay içinde geçirilen yüksek ateşli hastalıklar, yoğun stres, bazı ilaçlar, hormonal ürünler ve örnek verme koşulları sonuç üzerinde rol oynayabilir.
Sonucu etkileyebilecek başlıca etkenler şunlardır:
Kullanılan ilaçlar hekim bilgisi dışında bırakılmamalıdır. Testten önce reçeteli veya reçetesiz kullanılan ilaçlar, takviyeler ve hormon içerikli ürünler hakkında hekime bilgi verilmesi uygun olur.
Sperm testi sonuçları yorumlanırken bütün parametreler bir arada değerlendirilir. Raporda semen sıvısının özellikleriyle ilgili makroskobik bulgular ve sperm hücrelerinin mikroskobik özellikleri ayrı başlıklar altında gösterilebilir.
Dünya Sağlık Örgütü verilerinde yer alan alt referans değerleri, yakın dönemde doğal yolla gebelik oluşturmuş erkeklerden elde edilen dağılımın alt yüzdelik bölümünü temsil eder. Dolayısıyla bu rakamlar “doğurganlık için zorunlu eşikler” değildir. Bir değerin sınırın altında olması olasılığın azalabileceğini düşündürebilir; ancak tek başına infertilite tanısı koydurmaz.
| Değerlendirilen parametre | WHO 2021 alt referans değeri | Genel olarak neyi gösterir? |
|---|---|---|
| Semen hacmi | 1,4 mL | Boşalma sırasında elde edilen toplam sıvı miktarı |
| Sperm konsantrasyonu | 16 milyon/mL | Bir mililitre semendeki sperm hücresi sayısı |
| Toplam sperm sayısı | 39 milyon/ejakülat | Örneğin tamamındaki yaklaşık toplam sperm sayısı |
| Toplam hareketlilik | %42 | İleri hareket eden ve yerinde hareket gösteren spermlerin toplamı |
| İleri hareketlilik | %30 | İleri yönde hareket eden sperm hücrelerinin oranı |
| Canlılık | %54 | Canlı sperm hücrelerinin oranı |
| Normal morfoloji | %4 | İncelenen spermler içinde normal şekilli olanların oranı |
Tablodaki değerler, Dünya Sağlık Örgütünün altıncı baskısında bildirilen alt referans sınırlarını özetler. Laboratuvarın kullandığı yöntem, raporlama biçimi ve klinik bağlam nedeniyle sonuçların değerlendirilmesinde farklılıklar olabilir.
Semen hacmi, boşalma sırasında elde edilen sıvının toplam miktarıdır. Mililitre cinsinden ölçülür. Semen sıvısının önemli bir bölümü seminal veziküller ve prostat gibi yardımcı üreme bezlerinin salgılarından oluşur.
Düşük semen hacmi her zaman sperm üretiminin düşük olduğu anlamına gelmez. Numunenin bir kısmının kaba alınamaması, cinsel perhiz süresinin kısa olması, boşalma ile ilgili sorunlar veya yardımcı bezlerin salgılarındaki değişiklikler semen hacmini etkileyebilir.
Hacim belirgin ölçüde düşükse ve özellikle sperm bulunamıyorsa ejakülasyon kanallarında tıkanıklık, geriye boşalma veya hormonal durumlar yönünden değerlendirme yapılabilir. Hekim, gerekli gördüğünde testin tekrarını, idrar incelemesini, hormon testlerini veya görüntüleme yöntemlerini planlayabilir.
Semen hacminin yüksek olması da tek başına olumlu ya da olumsuz doğurganlık göstergesi değildir. Yüksek hacimli bir örnekte sperm konsantrasyonu düşük olabilir. Bu nedenle hacim, konsantrasyon ve toplam sperm sayısıyla birlikte yorumlanmalıdır.
Sperm konsantrasyonu, bir mililitre semen sıvısında kaç sperm hücresi bulunduğunu ifade eder. Raporda genellikle “milyon/mL” veya “×106/mL” biçiminde gösterilir.
WHO 2021 verilerinde sperm konsantrasyonu için bildirilen alt referans değeri 16 milyon/mL’dir. Ancak 15 milyon/mL ile 16 milyon/mL arasındaki küçük bir fark, kişinin klinik durumunun tamamen değiştiği anlamına gelmez. Ölçümlerde biyolojik ve laboratuvar kaynaklı değişkenlik bulunabilir.
Sperm konsantrasyonunun düşük olması “oligozoospermi” olarak adlandırılır. Düşüklüğün derecesi, diğer sperm değerleri ve çiftin genel üreme özellikleriyle birlikte değerlendirilir. Hafif bir düşüklük ile çok düşük konsantrasyon aynı klinik anlamı taşımaz.
Sperm konsantrasyonu düşük bulunduğunda varikosel, hormonal bozukluklar, genetik nedenler, testis fonksiyonlarındaki değişiklikler, bazı ilaçlar, enfeksiyonlar veya çevresel etkenler araştırılabilir. Bazı kişilerde belirgin bir neden saptanamayabilir.
Toplam sperm sayısı, semen hacmi ile sperm konsantrasyonunun çarpılmasıyla yaklaşık olarak hesaplanır. Örneğin semen hacmi 2 mL, sperm konsantrasyonu 20 milyon/mL ise toplam sperm sayısı yaklaşık 40 milyondur.
Formül şu şekilde gösterilebilir:
Toplam sperm sayısı = Semen hacmi × Sperm konsantrasyonu
WHO 2021 verilerinde toplam sperm sayısı için alt referans değeri ejakülat başına 39 milyondur. Toplam sperm sayısı, yalnızca mililitre başına düşen konsantrasyona bakıldığında gözden kaçabilecek bazı durumların anlaşılmasına yardımcı olur.
Örneğin konsantrasyon normal görünürken semen hacmi düşükse toplam sperm sayısı referansın altında kalabilir. Buna karşılık konsantrasyonu görece düşük olan yüksek hacimli bir örnekte toplam sperm sayısı daha yüksek bulunabilir.
Sperm hareketliliği, sperm hücrelerinin hareket etme özelliklerini ifade eder. Spermlerin kadın üreme sistemi içerisinde ilerleyebilmesi ve yumurta hücresine ulaşabilmesi açısından hareketlilik önemli parametrelerden biridir.
Güncel laboratuvar sınıflandırmasında sperm hareketi farklı kategorilerde incelenebilir:
Bazı laboratuvarlar hızlı ve yavaş ileri hareketi tek bir “progresif hareketlilik” başlığında raporlayabilir. Bazıları ise ayrı kategoriler kullanabilir. Bu nedenle sonuç kâğıdındaki kısaltmalar laboratuvarın açıklama bölümüyle birlikte okunmalıdır.
WHO 2021 verilerinde toplam hareketlilik için alt referans değeri %42, ileri hareketlilik için ise %30 olarak bildirilmiştir. Toplam hareketlilik; ileri hareket eden ve ileri gitmeden hareket gösteren spermlerin toplamını ifade eder.
İleri hareketli sperm oranının düşük olması “astenozoospermi” olarak adlandırılır. Bu durum hafif, orta veya belirgin düzeylerde görülebilir. Hareketlilik değerlendirilirken örneğin laboratuvara ulaşma süresi, sıcaklığı ve analiz zamanı önem taşır.
Hareketlilik düşüklüğü varikosel, enfeksiyonlar, oksidatif stres, genetik durumlar, çevresel etkenler veya sperm yapısındaki bozukluklarla ilişkili olabilir. Ancak tek bir test sonucuyla neden belirlemek mümkün değildir.
Sperm hareketliliğinin düşük olması doğal gebeliğin kesinlikle mümkün olmadığı anlamına gelmez. Gebelik olasılığı; hareketli sperm sayısının yanı sıra yumurtlama, tüplerin durumu, kadın yaşı ve gebelik deneme süresi gibi birçok faktörden etkilenir.
Sperm morfolojisi, sperm hücrelerinin şekil ve yapı özelliklerinin mikroskop altında değerlendirilmesidir. İnceleme sırasında sperm başı, orta kısmı ve kuyruğu belirli ölçütlere göre değerlendirilir.
Normal şekilli sperm oranı için WHO 2021 alt referans değeri %4’tür. Bu oranın ilk bakışta düşük görünmesinin nedeni, değerlendirmede katı morfoloji kriterlerinin kullanılmasıdır. Bir sperm hücresinin normal kabul edilebilmesi için incelenen bütün yapılarının belirlenen ölçütlere uygun olması gerekir.
Örneğin morfoloji sonucu %4 ise bu, spermlerin %96’sının hiçbir şekilde işlev göremeyeceği anlamına gelmez. Morfoloji ölçümü laboratuvarlar ve değerlendiren kişiler arasında değişkenlik gösterebilir. Ayrıca tek başına morfoloji değerinin doğal gebelik veya yardımcı üreme tedavisi sonucunu ne ölçüde öngördüğü konusunda sınırlılıklar bulunmaktadır.
Normal morfoloji oranının kullanılan referans değerinin altında olması “teratozoospermi” olarak adlandırılır. İzole teratozoospermi, yalnızca morfoloji değerinin düşük; konsantrasyon ve hareketlilik gibi diğer parametrelerin ise referans aralığında olduğu durumu ifade eder.
Morfoloji düşüklüğü tek başına çocuk sahibi olunamayacağını göstermez. Sonucun klinik önemi, diğer sperm parametreleri ve çiftin genel değerlendirmesiyle birlikte belirlenir. Gerektiğinde testin deneyimli bir androloji laboratuvarında tekrarlanması düşünülebilir.
Sperm canlılığı veya vitalite, örnekteki sperm hücrelerinin ne kadarının canlı olduğunu gösterir. Özellikle hareketliliğin düşük olduğu örneklerde hareketsiz spermlerin canlı mı, yoksa ölü mü olduğunun ayırt edilmesi için değerlendirilebilir.
WHO 2021 verilerinde canlılık için alt referans değeri %54’tür. Canlı ancak hareketsiz sperm hücreleri bulunabilir. Bu nedenle hareketsizlik ile sperm hücresinin ölü olması aynı durumu ifade etmez.
Canlı sperm oranının düşük olması “nekrozoospermi” olarak adlandırılabilir. Numunenin uygun koşullarda incelenmemesi, enfeksiyonlar, oksidatif stres ve bazı testis veya epididim sorunları canlılık değerini etkileyebilir.
Total motil sperm sayısı, ejakülatın tamamında yaklaşık kaç hareketli sperm bulunduğunu gösteren hesaplanmış bir değerdir. Klinik uygulamada özellikle aşılama gibi bazı yardımcı üreme yöntemleri değerlendirilirken dikkate alınabilir.
Basit hesaplama şu şekilde yapılabilir:
Total motil sperm sayısı = Semen hacmi × Sperm konsantrasyonu × Hareketlilik oranı
Örneğin semen hacmi 2 mL, sperm konsantrasyonu 20 milyon/mL ve toplam hareketlilik %50 ise total motil sperm sayısı yaklaşık 20 milyondur:
2 × 20 × 0,50 = 20 milyon hareketli sperm
Bazı raporlarda toplam hareketlilik, bazı raporlarda ise yalnızca ileri hareketlilik kullanılarak hesap yapılabilir. Bu nedenle değerin hangi formülle hesaplandığı laboratuvardan laboratuvara farklılık gösterebilir.
Total motil sperm sayısının tedavi seçiminde kullanılabilecek tek ve kesin bir eşik değeri bulunmaz. Kadın yaşı, yumurtalık rezervi, tüplerin durumu, infertilite süresi ve önceki tedaviler gibi faktörler de karara dâhil edilir.
Semen pH değeri, semen sıvısının asitlik veya alkalilik düzeyini gösterir. Seminal vezikül salgıları daha alkali, prostat salgıları ise daha asidik özellik gösterebilir. Bu salgıların dengesi semen pH değerine yansır.
Düşük pH değeri, özellikle düşük semen hacmi ve azoospermi ile birlikteyse ejakülasyon kanallarındaki tıkanıklıklar veya seminal veziküllerin gelişimsel özellikleri açısından değerlendirme gerektirebilir. Yüksek pH ise bazı enfeksiyon ve inflamasyon durumlarında görülebilir.
pH değeri tek başına tanı koydurmaz. Numunenin bekleme süresi ve ölçüm yöntemi gibi laboratuvar koşulları da sonucu etkileyebilir.
Semen boşalma sonrasında başlangıçta daha yoğun, jel benzeri bir yapı gösterebilir. Normal fizyolojik süreçte belirli bir süre içinde sıvılaşır. Laboratuvar raporunda bu süre “likefaksiyon” veya “sıvılaşma süresi” başlığıyla gösterilebilir.
Sıvılaşmanın gecikmesi veya semen kıvamının belirgin biçimde yoğun olması sperm hareketinin laboratuvarda değerlendirilmesini zorlaştırabilir. Prostat salgıları, inflamasyon ve örneğin alınma koşulları bu özellikleri etkileyebilir.
Viskozite yüksekliği tek başına infertilite nedeni olarak kabul edilmez. Bulguların tekrarlanması ve diğer semen parametreleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Lökositler, bağışıklık sistemine ait beyaz kan hücreleridir. Semende belirli miktarın üzerinde lökosit bulunması “lökositospermi” olarak adlandırılabilir. Raporda lökosit sayısı milyon/mL cinsinden veya mikroskobik inceleme sonucu olarak belirtilebilir.
Semende lökosit görülmesi her zaman bakteriyel enfeksiyon bulunduğu anlamına gelmez. İnflamasyon, geçirilmiş enfeksiyonlar veya üreme kanalındaki başka durumlar da lökosit artışıyla ilişkili olabilir.
Lökositlerden şüphelenildiğinde yuvarlak hücrelerin gerçek lökositlerden ayırt edilmesi gerekebilir. Hekim, kişinin şikâyetleri ve muayene bulgularına göre idrar testi, kültür veya diğer mikrobiyolojik incelemeleri isteyebilir. Belirti ve inceleme olmadan yalnızca sperm testine bakılarak antibiyotik başlanması uygun bir yaklaşım olmayabilir.
Spermiogram raporunda “round cell” veya “yuvarlak hücre” ifadesi görülebilir. Bu hücreler lökosit olabileceği gibi olgunlaşmamış germ hücreleri de olabilir. Standart mikroskobik incelemede bu iki hücre grubu her zaman kolayca birbirinden ayrılamaz.
Yuvarlak hücre sayısı yüksekse laboratuvar ek boyama veya doğrulama yöntemi uygulayabilir. Sonucun enfeksiyon göstergesi olarak kabul edilip edilmeyeceğine klinik değerlendirme sonucunda karar verilir.
Aglütinasyon, hareketli sperm hücrelerinin birbirlerine baş, kuyruk veya farklı bölgelerinden yapışmasıdır. Hafif derecede aglütinasyon bazı örneklerde görülebilir. Belirgin aglütinasyon sperm hareketini etkileyebilir ve bazı durumlarda antisperm antikorlarıyla ilişkili olabilir.
Ancak aglütinasyon görülmesi tek başına bağışıklık sistemine bağlı infertilite tanısı koydurmaz. Gerekli görülürse MAR testi veya immünobead testi gibi ek incelemeler planlanabilir.
Azoospermi, ejakülatta sperm hücresi saptanmaması durumudur. Tanımın doğrulanması için örneğin santrifüj edilerek çökelti kısmının da incelenmesi gerekebilir. Tek bir örneğe bakılarak kesin değerlendirme yapılmayabilir.
Azoospermi genel olarak iki ana grupta ele alınır:
Bu ayrım yalnızca spermiogram sonucu üzerinden yapılamaz. Hormon testleri, fizik muayene, testis hacmi, ultrasonografi, genetik incelemeler ve kişinin tıbbi öyküsü birlikte değerlendirilir.
Azoospermi, hiçbir koşulda sperm elde edilemeyeceği veya çocuk sahibi olunamayacağı anlamına gelmez. Ancak uygulanabilecek yaklaşımlar nedene göre önemli ölçüde değişir. Bu nedenle üroloji veya androloji değerlendirmesi önem taşır.
| Terim | Anlamı |
|---|---|
| Normozoospermi | Değerlendirilen temel semen parametrelerinin kullanılan referans sınırlarında olması |
| Oligozoospermi | Sperm konsantrasyonunun düşük olması |
| Astenozoospermi | Sperm hareketliliğinin düşük olması |
| Teratozoospermi | Normal şekilli sperm oranının düşük olması |
| Oligoastenozoospermi | Sperm konsantrasyonu ve hareketliliğinin birlikte düşük olması |
| Oligoastenoteratozoospermi | Sayı, hareketlilik ve morfoloji parametrelerinin birlikte düşük olması |
| Azoospermi | Ejakülatta sperm hücresi saptanmaması |
| Kriptozoospermi | İlk incelemede görülmeyen ancak santrifüj sonrası çok az sayıda sperm saptanması |
| Nekrozoospermi | Canlı sperm oranının belirgin biçimde düşük olması |
| Lökositospermi | Semende belirli miktarın üzerinde lökosit bulunması |
| Aspermi | Boşalma sırasında ejakülat elde edilememesi |
Bu terimler laboratuvar bulgusunu tanımlar; sorunun nedenini açıklamaz. Örneğin oligozoospermi, sperm konsantrasyonunun düşük olduğunu ifade eder ancak bu düşüklüğün varikosel, hormonal bir durum veya başka bir nedenle oluştuğunu tek başına göstermez.
Temel sperm parametrelerinin referans sınırlarında olması “normozoospermi” şeklinde raporlanabilir. Bu bulgu, test sırasında değerlendirilen semen özelliklerinin referans popülasyonuyla uyumlu olduğunu gösterir.
Bununla birlikte normal sperm testi, doğal gebeliğin kesin olarak oluşacağı anlamına gelmez. Spermiogram, sperm hücrelerinin bütün işlevlerini ölçmez. Sperm DNA bütünlüğü, yumurtayla etkileşim ve döllenme kapasitesi gibi özellikler rutin analizde doğrudan değerlendirilemeyebilir.
Çiftte gebelik oluşmuyorsa ve sperm testi normal bulunmuşsa kadın üreme sağlığı, ilişki zamanlaması, infertilite süresi ve açıklanamayan infertilite olasılığı da değerlendirilir. İncelemeler çiftin yaşına, öyküsüne ve klinik bulgularına göre kişiselleştirilir.
Bir veya daha fazla değerin alt referans sınırının altında bulunması, o parametrenin referans grubuna göre düşük olduğunu gösterir. Ancak sonuç doğrudan “kısırlık” tanısı anlamına gelmez.
Gebelik olasılığını belirleyen yalnızca sperm sayısı değildir. Sperm hareketliliği, morfoloji, toplam hareketli sperm sayısı, kadın yaşı, yumurtalık rezervi, tüplerin açıklığı ve düzenli yumurtlama gibi etkenlerin tamamı önemlidir.
Sınırda veya düşük değerler görüldüğünde test çoğu zaman uygun koşullar sağlanarak tekrarlanır. Avrupa Üroloji Birliği, anormal sonuçlar bulunması hâlinde tekrarlanan semen analizleri üzerinden değerlendirme yapılmasını önermektedir.
Sperm değerleri aynı kişide farklı zamanlarda değişebilir. Bu değişkenlik nedeniyle özellikle ilk testte anormal ya da sınırda bir sonuç varsa ikinci bir örnek istenebilir.
Tekrar testinin ne zaman yapılacağı klinik duruma göre belirlenir. Bazı kılavuzlarda anormal bir ilk test sonrasında birden fazla semen analiziyle değerlendirme yapılması önerilir. Bununla birlikte tekrar zamanlamasının ilk sonuçlara, yakın zamanda geçirilen hastalıklara ve araştırılan duruma göre kişiselleştirilmesi gerekir.
Yüksek ateşli bir enfeksiyon veya sperm üretimini etkileyebilecek geçici bir durum yaşanmışsa hekim daha uzun bir bekleme süresi önerebilir. Çünkü sperm hücrelerinin oluşma ve olgunlaşma süreci birkaç haftadan daha uzun sürer.
Ek incelemeler herkese aynı şekilde uygulanmaz. Testteki bozukluğun türü, derecesi, çiftin çocuk sahibi olmaya çalıştığı süre ve kişinin tıbbi öyküsü yapılacak değerlendirmeyi belirler.
Gerekli görülebilecek incelemeler şunlardır:
Her düşük sperm sonucunda bütün testlerin yapılması gerekmez. Örneğin genetik incelemeler daha çok azoospermi veya belirgin derecede düşük sperm konsantrasyonu gibi seçilmiş durumlarda gündeme gelir.
Sperm üretimi; beyin, hipofiz bezi, hormon sistemi, testisler ve üreme kanallarının birlikte çalışmasını gerektirir. Bu yapılardan herhangi birini etkileyen durumlar semen parametrelerine yansıyabilir.
Sperm testi sonuçlarını etkileyebilen başlıca durumlar arasında şunlar bulunur:
Bir semen parametresindeki bozukluk belirli bir hastalığa özgü değildir. Aynı laboratuvar görünümü farklı nedenlerden kaynaklanabilir. Bu nedenle yalnızca rapordaki ifadeler üzerinden neden tahmini yapmak yanıltıcı olabilir.
Yaşam tarzı ve çevresel koşullar sperm üretimiyle ilişkili olabilir. Sigara, yoğun alkol kullanımı, obezite, uyku düzensizliği, bazı kimyasallara maruz kalma ve aşırı sıcak ortamlar semen parametreleri üzerinde etkili olabilir.
Bununla birlikte tek bir yaşam tarzı değişikliğinin sperm değerlerini kesin olarak düzelteceği söylenemez. Etki kişiden kişiye değişebilir ve altta yatan tıbbi nedenlerin değerlendirilmesi gerekir.
Dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı kilo aralığının korunması ve tütün kullanımından kaçınılması genel sağlık açısından destekleyici yaklaşımlardır. Vitamin, antioksidan veya bitkisel ürünler ise hekim değerlendirmesi olmadan kullanılmamalıdır. Takviyelerin içeriği, dozu, ilaçlarla etkileşimi ve kişiye uygunluğu farklılık gösterebilir.
Tedavi kararı yalnızca sperm testindeki bir sayıya göre verilmez. Öncelikle altta yatan nedenin belirlenmesi amaçlanır. Tedavi edilebilir hormonal bir durum, enfeksiyon, ejakülasyon bozukluğu veya klinik açıdan anlamlı bir varikosel saptanabilir.
Bazı kişilerde izlem ve yaşam tarzı düzenlemeleri yeterli görülebilir. Bazılarında nedene yönelik medikal veya cerrahi değerlendirme gündeme gelebilir. Yardımcı üreme yöntemleri düşünülüyorsa aşılama, tüp bebek veya mikroenjeksiyon seçimi çiftin bütün bulguları birlikte değerlendirilerek yapılır.
Tek bir sperm değeri üzerinden belirli bir yöntemin zorunlu olduğu söylenemez. Kadın yaşı, yumurtalık rezervi, infertilite süresi, tüplerin durumu, önceki gebelikler ve daha önce uygulanan tedaviler karar sürecini etkiler.
Rapordaki referans aralıkları genel bir fikir verebilir. Ancak sperm testi sonuçlarının yalnızca internet üzerindeki tablolarla karşılaştırılması eksik veya yanlış yorumlara yol açabilir.
Örneğin sperm konsantrasyonu referansın altında olduğu hâlde semen hacmi yüksek ve toplam hareketli sperm sayısı yeterli olabilir. Bunun tersine, konsantrasyon normal görünürken düşük hacim nedeniyle toplam sperm sayısı düşük kalabilir.
Laboratuvarın kullandığı yöntem, numune koşulları ve kişinin klinik özellikleri de yorumun parçasıdır. Bu nedenle sonuçların kadın hastalıkları ve doğum, üreme tıbbı, üroloji veya androloji alanında değerlendirilmesi uygun olur.
Sperm testi tek bir sayıdan oluşmaz. WHO 2021 verilerinde alt referans değerleri semen hacmi için 1,4 mL, sperm konsantrasyonu için 16 milyon/mL, toplam sperm sayısı için 39 milyon, toplam hareketlilik için %42, ileri hareketlilik için %30 ve normal morfoloji için %4 olarak bildirilmiştir. Bu değerler doğurgan ve infertil erkekleri kesin biçimde ayıran sınırlar değildir.
Bir mililitrede 10 milyon sperm bulunması referans değerinin altında kabul edilebilir. Ancak gebelik olasılığı yalnızca konsantrasyona bağlı değildir. Semen hacmi, hareketlilik, morfoloji, toplam hareketli sperm sayısı ve kadınla ilgili üreme faktörleri birlikte değerlendirilmelidir.
Katı morfoloji kriterlerine göre %4, WHO 2021 alt referans değeridir. Bu sonuç, spermlerin geri kalanının hiçbir şekilde döllenme kapasitesine sahip olmadığı anlamına gelmez. Morfoloji diğer parametrelerle ve çiftin klinik özellikleriyle birlikte yorumlanır.
WHO 2021 verilerinde toplam hareketlilik için alt referans değeri %42, ileri hareketlilik için %30’dur. Laboratuvarın hareketlilik kategorilerini nasıl raporladığı kontrol edilmelidir.
Her hareketsiz sperm ölü değildir. Bir sperm hücresi canlı olduğu hâlde hareket göstermeyebilir. Hareketlilik düşük olduğunda canlılık testi yapılarak canlı fakat hareketsiz spermler ile ölü sperm hücreleri birbirinden ayrılabilir.
Semen parametreleri zaman içinde değişebilir. İlk sonuç düşük, sınırda veya örnek koşullarından etkilenmiş görünüyorsa test tekrar edilebilir. Tekrar zamanı kişinin sağlık öyküsüne ve ilk testteki bulgulara göre hekim tarafından belirlenir.
Genellikle 2-7 gün boşalma olmaması istenir. Laboratuvarın bildirdiği cinsel perhiz süresine uyulmalı ve süre test sırasında görevliye belirtilmelidir.
Sonuç süresi laboratuvarın çalışma düzenine göre değişir. Temel spermiogram incelemesi çoğunlukla aynı gün tamamlanabilir. Morfoloji, kültür veya ek sperm testleri daha uzun sürebilir.
Hayır. Azoospermi ejakülatta sperm görülmemesini ifade eder ancak nedenleri farklıdır. Bazı kişilerde sperm üretimi devam ederken kanallarda tıkanıklık bulunabilir. Bazı durumlarda testisten sperm elde edilmesi mümkün olabilir; ancak olasılık ve uygulanabilecek yöntem kişiye göre değişir.
Normal spermiogram erkek kaynaklı bütün sorunları dışlamaz. Ayrıca gebelik, çiftin her iki üyesine ait çok sayıda biyolojik faktöre bağlıdır. Gebelik oluşmuyorsa çiftin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Evet. Ateşli hastalık, stres, ilaç kullanımı, cinsel perhiz süresi ve örnek verme koşulları sperm değerlerinde geçici değişikliklere yol açabilir. Bu nedenle özellikle anormal sonuçlar uygun koşullarda tekrar değerlendirilebilir.
Ev testlerinin çoğu yalnızca sperm sayısı veya hareketli sperm yoğunluğu hakkında sınırlı bilgi verir. Semen hacmi, ayrıntılı hareketlilik, morfoloji, canlılık ve diğer laboratuvar parametrelerini tam olarak değerlendirmeyebilir. Klinik infertilite değerlendirmesinde standart laboratuvar spermiogramının yerini tutmaz.
Spermiogram için genellikle açlık gerekmez. Ancak aynı gün hormon veya başka kan testleri yapılacaksa açlık istenebilir. Test öncesinde merkezin verdiği hazırlık talimatları dikkate alınmalıdır.
Uygulanabilecek yaklaşım düşüklüğün nedenine bağlıdır. Hormonal bir bozukluk gibi belirli nedenlerde medikal tedavi değerlendirilebilir. Nedeni bilinmeden ilaç, hormon veya takviye kullanılması uygun değildir. Özellikle dışarıdan testosteron kullanımı sperm üretimini azaltabilir.
Sonuçlar üroloji, androloji veya üreme sağlığı alanında çalışan hekimler tarafından değerlendirilebilir. Çift gebelik elde edemiyorsa kadın hastalıkları ve doğum uzmanının değerlendirmesi de sürecin bir parçasıdır.
Sperm testi sonuçları; semen hacmi, sperm konsantrasyonu, toplam sperm sayısı, hareketlilik, canlılık ve morfoloji gibi birden fazla parametreden oluşur. Bu değerlerin herhangi birinin referansın altında olması, tek başına infertilite tanısı koydurmaz ve doğal gebeliğin mümkün olmadığını göstermez.
Benzer şekilde bütün değerlerin referans sınırlarında bulunması da gebeliği garanti etmez. Spermiogram, erkek üreme sağlığı değerlendirmesinin önemli fakat tek başına yeterli olmayan bir bölümüdür.
Örneğin alınma koşulları, cinsel perhiz süresi, yakın zamanda geçirilen hastalıklar ve kullanılan ilaçlar sonuçları etkileyebilir. Bu nedenle özellikle düşük veya sınırda değerler uygun koşullarda tekrar değerlendirilebilir.
Sperm testi sonuçlarının çiftin yaşı, gebelik deneme süresi, tıbbi öyküsü ve diğer üreme değerlendirmeleriyle birlikte yorumlanması gerekir. Kişiye özgü tanı ve izlem planı için hekim değerlendirmesi önemlidir.
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tanı veya tedavi önerisi yerine geçmez. Kişisel sağlık durumunuzla ilgili değerlendirme için hekiminize başvurunuz.

Dr. Necip Öztürk (Kadın Hastalıkları ve Doğum / Tüp Bebek) – 1967 Besni doğumludur. GATA’dan 1991’de mezun olmuş, 1994-1998’de GATA Haydarpaşa’da uzmanlık eğitimini tamamlamıştır. TSK’da çeşitli birimlerde hekimlik ve yöneticilik yapmış; 2000-2004’te Van Askeri Hastanesi’nde görev almış, GATA’da ÜYTE (tüp bebek) eğitimi almıştır. Temmuz 2009’da Jandarma Tabip Yarbay rütbesiyle emekli olmuş; 17.08.2009’dan bu yana Mersin Tüp Bebek Merkezi’nde görev yapmakta ve merkezin direktörlüğünü yürütmektedir.